Brüksel’de ‘Tatlı’ Bir Gezintiye Ne Dersiniz?

Eğer yeni bir şehri ya da ülkeyi keşfe çıkıyorsanız, yazılı olmayan bazı kurallar vardır. Ve geziniz boyunca bu maddeleri tek tek yerine getirmekle yükümlüsünüzdür.

Brüksel’e yolunuz düşerse yerine getirmeniz gereken 10 kuralı sizler için sıraladık:

10- Görkemli Grande Place

Eğer Brüksel’e gittiyseniz ve görkemli Grande Place’i görmediyseniz pasaportunuzdaki damga ne derse desin, siz Brüksel’i görmemişsiniz demektir. Meydanda Brüksel Belediye Binası bulunuyor. Bu bina 16 kez yıkılmış ve yeniden yapılmış. Son yapılışında mimarın hatası yüzünden kapının tam ortasında olması gereken ‘Michael’ başmelek figürü yana kaymış. Bu hata mimara pahalıya patlamış ve parmakları kesilmiş.

9- ‘Manneken Pis’ Efsanesi

Brüksel’in simgesi Manneken Pis (İşeyen Çocuk) ile ilgili birçok efsane dolaşıyor. Bunlardan biri, savaş sırasında bir ateş topunun üzerine işeyerek etkisiz hale getirmesi ve kenti kurtarması. Diğeri ise yine aynı yöntemle(!), şehri yok edebilecek büyük çapta bir yangını söndürmesi… Rivayetler böyle diyor. Manneken Pis için bir çobanın oğlu diyen de var bir prens olduğunu söyleyen de… Nihayetinde Brüksel’de mutlaka görmeniz gereken bir simge.

8- Bu Danteller Bir Başka

Başlığa bakıp da burun kıvırmayın. Brüksel’de dantel çok meşhur. Tabii çok da pahalı. 90’ların bayıltıcı dantel modası üzerimizde travmatik bir etki bırakmış olabilir ama dantelli ipek bir mendil güzel bir Brüksel hatırası ya da hediyesi olabilir.

7- Biranın Adresi: Delirium Cafe

Bira severler için bulunmaz bir şehir Brüksel. Üç binden fazla bira çeşidiyle Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başaran Delirium Cafe, biranın doğru adresi. Hatta birayla pek aram yok diyorsanız yine de gitmeli ve cafe’nin renkli atmosferine tanık olmalısınız.

6- Parlamentarium’da Tarihi Keşfedin

Müze anlayışını baştan yazan Parlamentarium, tarih ve teknolojiyi harmanlayıp gözler önüne seriyor. Sanırım dünyadaki en kapsamlı siyasi müze. Siyasi müze mi demeyin! İçeri girdiğiniz andan itibaren siyah beyaz tarih rengarenk bir hale bürünüyor. Sizler de o tarihin bir parçasısınız, mutlaka zaman ayırın ve Parlamentarium’u ziyaret edin.

5- ‘Kahraman Asker Karel’

Grande Place Meydanı’nda yer alan ilginç heykel, kahraman asker Karel Buls (Charles Buls) anısına yapılmış. İnanışa göre bir dilek dileyip başından ayak ucuna kadar heykele dokunursanız dileğiniz gerçek olurmuş. Madem ki bir çeşmeye para atıyoruz, bunu da denemeliyiz dedik ve dileğimizi tuttuk.

4- Modernliğin Bekçisi: Atomium

Paris için Eiffel ne denli önemliyse Brüksel için de Atomium o derece önem taşıyor. Eiffel kadar romantik olmadığı bir gerçek ama bilimle uzaktan da olsa bir yakınlığınız varsa bir hayli ilginizi çekecektir. Tarihi dokusuyla öne çıkan geleneksel Brüksel’e bir hayli zıt olan bu modern yapı, mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.

3- Waffle ve Büyük Aşk

Ah Brüksel ah waffle! Yıllar geçse de aklınızdan, kalbinizden ve midenizden silinmeyecek derecede lezzetli bir waffle yemeden Brüksel’den ayrılmak kanunlara aykırı. Malzemeden çalmak yok, kıt kanaat Nutella sürelim yok. Brüksel, mükemmel bir waffle vaat ediyor size. Biz yedik, çok da sevdik. Hatta waffle’a aşık olduk.

2- Ve Tanrı Çıtır Çıtır ‘Patates’i Yarattı

Brüksel’e gidiyorum dediğinizde, “Brüksel lahanası getir” esprisi yapanlara ‘Brüksel patatesi’ götürün. Çünkü patates bir hayli meşhur bu şehirde. Patates gibi bir sebzeye böylesine değer verildiğini görmek göğsümüzü kabartmadı değil. Dışı çıtır çıtır, içi ise yumuşacık olan kızarmış patateslerin dünyası çok lezzetli aklınızda olsun.

1- Merhaba Çikolata, Biz Geldik

Bu şehir çikolatanın kalbi. Eğer çikolatayı çok seviyorsanız ve yemeye doyamıyorsanız, mutlaka Brüksel çikolatasının tadına bakmalısınız. Tadına bakmalı ve tadında bırakmalısınız. Tabii bir kısmını eve götürmeli ve yemeye devam etmelisiniz.
Çikolata yemekle olmuyor, hediye de almak lazım. Biz tercihimizi Leonidas’tan yana kullandık. Biraz pahalı ama bir içim su lezzetinde çikolatalar için biraz fedakarlık yapmalıyız.

Gittik. Gördük. Çikolata yedik. Döndük.
Daha tatlı bir tatil düşünebilir misiniz?

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

5 Responses

  1. Merve Deniz dedi ki:

    ‘Tatlı’ diyerek başlaığın ve tatlıyla bitirdiğin bi seyahat olmuş. Tebrik ederim Nevalcim, zevkle okudum 🙂

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      Çikolata cennetinden birkaç izlenimimi paylaştım Mervecim:) Teşekkür ederim, beğenmene çok sevindim.

  2. Tolga Erbak dedi ki:

    Olmazsa olmazları, adeta bir seyahat rehberinden çıkmışçasına sıralayan ve eğlenceli bilgilendiriciliğini en ideal mesafede tutarak okumayı kolaylaştıran bir yazı, hatta yazıdan da öte, görsellerinden yaşam vurgularına kadar büyük bir çalışma var karşımızda. Ayrıca Serinletici ekibi için özgünlüğün önemli parçaları arasında her zaman hatırlanacak.. 🙂

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      ‘Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?’ sorusunu görmezden geldim ve hem gezen hem de okuyan bilsin dedim. Böylelikle ortaya ‘tadımlık’ bir yazı çıktı. Yazarken bir hayli eğlendim, okurken siz de eğlendiyseniz ne mutlu:) Teşekkürler Tolgacım.

      • Tolga Erbak dedi ki:

        Garanticilik burada devreye giriyor işte! İki başarılı gidiş yolundan sadece biri neden seçilsin ki?:))

        Yazar ve okurların hissettikleri karşılıklı diyebiliriz o halde:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.