Zehir Saçan Kadınları Umursamayın!

Hayat zor. Günler yoruyor. Yapacaklara, okunacaklara, izleneceklere, gidilecek yerlere zaman yetiştiremiyoruz. Bazı şeyleri değiştiremesek bile incinmemeyi, etkilenmemeyi öğrenebileceğimizi unutuyoruz. Bu noktada Osho’nun Farkındalık adlı kitabını herkese tavsiye ederim.

Konusu var oluş ve hayatın akış kabiliyeti olsa da; günün sonunda farkında olmanın hayati önemi üzerine kuruyor her şeyi. Farkına vararak, size zarar veren, omzunuza görünmez yükler bindiren insanları tespit ederek; benliğinizi koruma altına alabileceğinizi anlatıyor.

Maalesef azımsanmayacak sayıda zehir saçan insanlar var etrafımızda. Ofiste, asansörde, trafikte, davette, gidilen doğum günlerinde varlığıyla ortamı geren, hissedilmesi mümkün ama tarif edilmesi zor biçimde ruhumuzu yoran, hemen oradan kaçıp gitme isteği uyandıran, yüzümüzü gözümüzü saklamak istediğimiz, başımıza gelen iyi şeyleri anlatmaya korktuğumuz, darbenin nereden geleceğini bilemediğimiz için her an gardımızı aldığımız insanlar var.

Evet, maalesef varlar… Ama iyi haber: Biz onlarla olmak zorunda değiliz. Yan yana olsak da birlikte olmak zorunda değiliz. Birlikte olsak bile farkındalığımızı artırarak; onlardan etkilenme mecburiyetimizi ortadan kaldırabiliriz.

7 maddede ‘zehir saçan kadınlar’:

1- Herkes Yanlış, Bir Tek Onlar Doğru

Onlar nedense hep yanlış anlaşılı- yordur. Kendilerine karşı hep bir önyargı, bir haksızlık hali vardır. Oysa her şeyi doğru yapıyor, adaletsiz veya haince davranmıyorlardır. Ama işte kimse onların ince düşünceli, kıvrak ve pratik zekalı hallerinin hakkını vermez çünkü anlayamazlar. Evet evet, bu zehirli kişiler hiçbir zaman kimse tarafından yeterince anlaşılamıyorlardır her nedense!

2- Her Şeyin En İyisini Onlar Bilirler

Sizi dinliyor gibi yaparlar ama yaptıkları tüm yorumlar aslında kendilerini anlatmaları için yeni bir şanstır. Her konuda fikirleri, kimsenin vakıf olmadığı deneyimleri vardır. Yine kimse haklarını yeterince teslim etmemektedir. Ah! Oysa en çok onlar yaşamıştır, ah neler görmüş geçirmişlerdir, ne badireler atlatmışlardır, onlarınki kadar büyük bir ayrılık acısı, o kadar büyük bir aşk, böylesi dehşet bir dost kazığı henüz tarihte bilinen kimse tarafından yaşanmamıştır. Dolayısıyla elbette her konuda son sözü onlar söyleyecektir. Yok, biz mi söyleyecektik?

3- Herkesin Her Şeyinden Haberdar Olmalıdırlar

En son ne zaman kuaföre gittiğinizi sizden iyi takip ederler. İsterseniz sorun, hemen söylerler. Kim ne zaman hangi falcıya gitti de söylemedi, kim kime aşık, neden evlendi, onlar bilirler. İsterseniz sorun, hemen söylerler. Radarları her an açıktır, 7/24 bir kayıt cihazı gibi etrafta salınırlar. Küpenizin taşı düşmüş de fark etmemiş misiniz? Sorun, onlar tam koordinatlarını verirler.

4- Sürekli Cephelerine Yandaş Toplamaya Çalışırlar

Onlar için hayat bitimsiz bir savaş, gün içinde bulundukları her türlü mekan da doğal olarak bir savaş arenasıdır. Kendilerini ileri zekalı bir kahraman sanma yanılsamasında oldukları için, her çakma kahraman gibi destekçilere, amiyane tabirle bir tribüne ihtiyaçları vardır. Daima bir şeyler yüzünden kendilerini mağdur hissettikleri için; mümkün olduğunca çok insanın bu arabesk duruma eşlik etmesini isterler.

5- Kıyaslama Yapmadan Değer Biçemezler

Hiçbir şeyin değerini kendinden menkul bir biçimde değerlendiremezler. Daima bir en iyi, bir de en kötü olmalıdır ellerinde. En kötü olanı ezip küçümser; en iyi olanın hırsından kalp krizi geçirirler. Hiçbir zaman sahip olduklarıyla mutlu olmazlar çünkü alt etmeleri gereken kendilerinden daha üst biri vardır ve işte bir savaş daha başlamıştır.

6- İşleri Konusunda Anormal Hırslı Olabilirler

Herkesten çok onların işi vardır, tek boş dakikaları yoktur, zaten yorgunluktan dün yine hastanede serum yemiştir, ah o ne çok çekmiştir. Damarlarında kan yerine hırs akar böylelerinin, yaranmak ve bir parça olsun daha çok sevilmek için önüne gelen herkese yerli yersiz iltifatlar ederler. Önlerine 15 yıllık dostları çıksa tek tekmede savururlar oysa, yardım ediyormuş gibi görünürken sizi eksik gösterirler, ha bir de adam kullanmayı çok iyi bilirler.

7- Ağızları Her Zaman Çok İyi Laf Yapar

Kişileri haklıyken haksız duruma düşürme konusunda bir rehber kitap yazabilir, demogoji yani laf kalabalığı yapma dalında saat başı bir plaket alabilirler. Ne yani, böylesi muhteşem bir kişiliğin, kadri kıymeti bilinmemiş bir zekanın ve kırık bir kalbin sahibiyle mi yarışacaktınız? Pardon ama ne haddimize. Güldürmeyin bizi. Bırakınız konuşsunlar efendim. Bırakınız konuşsunlar…

Kaynak: Cosmopolitan

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.