Serinletici Sinema Kulübü: Pleasantville

Serinletici Sinema Kulübü’nden herkese merhaba! Haftanın filmi Pleasantville yani Yaşamın Renkleri, siyah-beyaz bir pazartesinin nasıl reklendirileceği konusunda bizlere ilham kaynağı olacak. Güzel bir zaman yolculuğuna çıkarak ‘Amerikan Rüyası’nın içine dalacağız ve Pleasantville kasabasında özgürlüğün tadını çıkaracağız. Ve tabii renklerin!

Pleasantville, her şeyin ve herkesin mükemmel olduğu şirin siyah-beyaz bir kasabadır. Görünüşte her şeyin kusursuz olduğu bu kasaba aslında 1950’li yıllarda geçen nostaljik bir tv dizisidir. 90’lı yıllarda yaşamakta olan David de Pleasantville’in en büyük hayranıdır.

Bir gün kardeşi Jennifer ile tartışan David tv kumandasını elinden düşürür. Parçalanan kumandanın şokunu yaşayan iki kardeşin yardımına gizemli bir tv tamircisi koşar. Tamirci, eski kumandayı yenisiyle değiştirir ve evden ayrılır.
İşte asıl hikaye de o dakikadan itibaren başlar.

İlginç kumanda yüzünden David ve kardeşi Jennifer birden olağanüstü bir zaman yolculuğuna çıkarlar. Onlar artık televizyonda yayınlanan Pleasantville dizisinin birer kahramanı olmuşlardır. Onlar artık Jennifer ve David değil, Bud ve Mary Sue’dur.

Ve dahası 90’ların renkleri de 1950’lerin siyah beyaz dünyasına geçiş yapmıştır. Jennifer ve David de bu tv dizisinden çıkabilmek için senaryoya ayak uydurmak zorundadırlar. Jennifer’ın asi ruhu bu duruma itiraz eder ve Pleasantville’in mükemmelliğini değiştirecek adımlar atar.

David başta bu duruma engel olmaya kalkışsa da, kasabadaki insanların daha özgür bir şekilde yaşamayı hak ettikleri düşüncesi sonunda onu da etkisi altına alır.

Siyah-beyaz zamanlar yavaş yavaş renklenmeye başlar, izlerken içiniz açılır ve üzerinize cesaret pırıltıları saçılır.
Film yalnızca sıradan bir hikayeyi konu edinmiyor. İzleyiciyi kadın-erkek eşitliğinden özgürlüğe kadar birçok konuda düşünmeye sevk ediyor. Pleasantville tam anlamıyla 1950’li yıllarda bir devrim başlatıyor. Muhafazakar düşünceye karşı ‘değişim’ savunuluyor. Renkleri savunanlar yargılanıyor ama sonunda özgürlük kazanıyor.

‘Honey, I’m home’ ile akıllara kazınan ‘Amerikan Rüyası’ ile dalga geçen Pleasantville, herkesin hak ettiği şekilde yaşaması gerektiğini vurguluyor.

Filmi izlemeye başladığınız anda siyah-beyaz pazartesiden Pleasantville’in renkli dünyasına geçiş yapacaksınız!

İyi seyirler…

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

5 Responses

  1. Merve Deniz dedi ki:

    İzleme listesi belli oldu bu hafta da:) Hiç spoilersız harika anlatımla bu kadar bize yön veriyor…

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      Spoiler mı? -Asla 🙂 Sinema kulübünün müdavimleri için bu hafta da oldukça ‘renkli’ bir film seçtik. Pazartesi tabusu yıkılmaya mahkum:))

  2. duzun991@gmail.com' deniz uzun dedi ki:

    William Macy’e bayılırım ve çoğu filmini izlemiş olsamda buna rast gelmemişim. güzel bir tavsiye oldu:=)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.