Üşengeçlikte Son Noktalar

“Hazır kalkmışken su getirsene? Şu kumandayı uzatsana? Ay hiç yapamam şimdi dur azcık da şurada yatayım…” İnsanları olarak biz bir bütünün parçalarıyız. Bazen saatlerce önümüzdeki kumandayla bakışır ancak ona ulaşamayız. Bazen ise hareket etmemek adına geliştirdiğimiz formüllerde daha çok yoruluruz aslında. Daha yazacaktım da neyse sonra yazarım…

Ekşi Sözlük yazarları yaşadıkları en uç üşengeçlikleri paylaştılar. İşte ön plana çıkan üşengeçliklerden birkaçı:

-Meteorolojiye sonsuz güven… Kalkıp 1 metre ötemdeki perdeyi açıp havaya bakmak yerine yağmur yağıyor mu diye internetten bakmam.

-Orta okuldayken her sabah 200 metre ilerideki okula geç kalmaktan bıkıp, gece yatmadan önce okul forması giyerek uyumak. Sabah anneye yakalanma kısmı olmasaydı, çok başarılı bi plandı diye düşünürüm halen.

-Işığı kapatmak için elektrik düğmesine terlik fırlatmak.

-Ojeyi silip baştan sürmek yerine halihazırda soyulmuş da olsa tırnakta ikamet etmeye devam eden ojenin üstüne bir kat daha oje sürmek. Biliyorum, yalnız değilim. Ne nefesler harcandı bu uğurda…

-Bir dirseğimi bilgisayar masasına dayamış sadece mouse kullanırken elimi masadan çekmeye üşenip ekran klavyesi ile yazmak.

-Tatil dönüşü çantayı boşaltmaya üşenip içindekiler bitene kadar kullanmaya devam etmek. Bir sonraki tatile giderken içinde hala bir takım eşyalar kalan çantayı tamamlayıp yeniden tatile çıkmak.

-Ekmek almaya kimin çıkacağına karar vermek icin altı saat 51 oynamak.

-Sağ el mause’ta, kambur, sol el poponun altına kıstırılmış vaziyette bilgisayar kullanırken Google’da bir sey aramak üzere kelime yazmak için eli kaldırmaya üşenmek, var olan bir metinden harfleri tek tek copy paste yapıp search’e basmak. Bazen stonehead bir koala’dan reankarne olduğumu düşünüyorum.

-‘Kim taşıyacak eve kadar’ sorunsalı.. Geçen gün içimden geldi, dedim bi tatlı alayım işyerinde dağıtırım şenlik olur. Neyse öğle arası, şu küçük eklerden aldım bi kilo. Nasıl üşeniyorum ama dağıtmak için bi göreceksin: Ha şimdi dağıtırım ha sonra derken kaldı epeyce bi süre. Sonra çıkmaya yakın dedim neyse, evdekilere götüreyim ben bunu, akşam yeriz birlikte. Sonra dedim, kim taşıyacak şimdi bunu eve kadar… Neyse, öyle böyle derken ben bir kilo ekleri yarım saatte tek başıma bi güzel yedim. Mevzu da kapandı, iyi mi?

-Lise zamanı annenin odanın kapısını dışardan kilitleyip odanı süpürene kadar açmam demesi üstüne laptop’ı hoparlöre bağlayıp internetten süpürge sesi açmak.

-Kumanda 2,5 metre ötede iken onu almaya üşenip, gün boyunca aynı kanalı izleyerek kapıdan birinin girmesini beklemek.

 

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Merve Deniz

Serinletici'ye ismini veren serinletici ve viral içerik editörlüğü yapan Merve Deniz, İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Serinletici'de haber çevirilerine de yardımcı olan Merve’nin en büyük hobisi fotoğrafçılık. Geleceğe yönelik fotoğrafçılık hedefleri arasında fortfolyosunu online bir sergiye dönüştürmek de var. Kendisini tanımlamada -fotoğrafçılıktan bile önce- ilk kelime olarak “kedisever”i seçen Merve, halen İzmir’de yaşıyor. | merve.deniz@serinletici.com

İlgili Yazılar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.