Ruby Sparks (2012)

Kafamızın içindeki gerçeklik dayanakları, somut nesnelerden beslenir. Bazen emin olamadığınız somutluk kavramı ise örnek vermek gerekirse bir eşyadan çok, bir insan silueti ile sizi tuzağa düşmeye daha meyillidir.

“O, burada! & O, gerçek!”

Son dönemde yazma güçlüğü çeken genç yazar Calvin Weir-Fields, gerçeklik dayanaklarından, önce rüyasında gördüğü ve devamında yazmaya başladığı kız arkadaşı Ruby Sparks’ın, kanlı canlı hayat bulmasıyla uzaklaşmaya başlıyor. En azından varlığını gerçekten doğrulatana kadar…

“Onu benim yazdığımdan haberi yok. O yüzden kitaptan bahsetme ve bir şeyler daha yaz. Bakalım gerçek olacak mı?”

Ruby’nin varlığından en sonunda emin olan Calvin ve onun ötesinde izleyici için hikaye, gerçekçi fantastiklikten, gerçek hayata dönüşmeye başlıyor bir süreliğine de olsa. Her şeyi kabullenip yarattığı muhteşem Ruby Sparks’la mutlu bir yaşam sürmeye başlayan Calvin, yazmanın üzerine bir süre kilit vurarak, elindeki Ruby’i düzeltme gücünü elde ettiği muhteşem hayatı yaşamayla değiştiriyor.

“Kafanda bana dair bir hayalin vardı. Hayaline uymayan bir şey yaptığımda, bunu görmezden gelirdin.”

Ancak yaşam ve birliktelikler, yazmanın, düşünmenin çok çok ötesinde karmaşıklıklar ve duygular barındırır. Size ne kadar “dahi” denilirse denilsin, hiçbir dehanın altından kalkamayacağı bir şey varsa o da her şeyi, özellikle de bir başka insanın özgür iradesini kontrol edebilmektir. Ruby, Calvin’in kendisinin bile bilmediği çizgisinden çıkıp aslında normalleşmeye başlarken, bunun neticesinde Calvin de elindeki süper güce, onu “düzeltmeye” istemeden de olsa geri dönüyor.

“Seni değiştirmek için yazdığım her kelime için özür dilerim.”

Ancak bir noktadan sonra sadece lafta kalan “düzeltme” eylemi, Calvin’in başına altından kalkamayacağı dertler açmaya başlıyor ve o da, başından beri yapması gerekene, belki de güzelliğin zorla olmayacağı gerçeğine geri dönüyor.

“Bazıları bunu okuyup sihir olarak görebilir. Ama aşık olmak da bir tür sihir sayılır.”

Ruby Sparks’ın dozunda fantastikliğinden gerçek dünyaya döndüğümüzde, sevdiğimiz insanı satır satır yazabilmenin ötesinde, onunla olduğu gibi beraber olabilmenin önemini bir kez daha anlıyor insan.

Filmin benzer şekilde vurgu yaptığı gibi, hayatı siz yazamıyorsunuz ancak hayat sizden yazılarak dökülüyor. Eğer hayatın herhangi bir döneminde onu yazmaya çalıştıysanız bile, her şeyin bittiğini sandığınız dip noktada “baştan başlayabilir miyiz” sorusunu kullanmaktan çekinmeyeceğinizi, Ruby Sparks sayesinde göreceksiniz.

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Tolga Erbak

1986 yılında Kırklareli’de doğan Tolga Erbak, ilk ve orta öğretimini aynı şehrin Lüleburgaz ilçesinde tamamladı. Eğitim yaşamına İstanbul Kültür Üniversitesi’nde işletme okuyarak devam eden Tolga, üniversite yaşamının ardından İngiltere’de dil eğitimini tamamladı. Bu süre zarfında online dergi EDergim’in genel yayın yönetmenliği, yabancı film/diziler için altyazı çevirileri ve çeşitli dergi & sitelere Formula 1 haber çevirileri yapıp köşe yazıları yazan Tolga, aynı zamanda Türkiye’de önemli yer tutan sözlük sitelerinden Limon Sözlük’ün de kurucusu. Tolga Erbak’ın 2010 yılında başladığı ilk romanı Gidecek Var, yaklaşık 1,5 yılda tamamlandı ve 2012′nin Aralık ayında, Cinius Yayınları’ndan çıktı. 2015 yılında Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi (MBA) bölümünde yüksek lisansını tamamlayan Tolga, yine 2015’te, internet kullanıcılarının değişen beklentileri çerçevesinde Limon Sözlük’ü yeniden konumlandırarak aktüel haber-eğlence sitesi Serinletici'nin kurulmasına öncülük etti ve halen Serinletici'nin genel yayın yönetmenliği konumunda yer alıyor. | tolga.erbak@serinletici.com

İlgili Yazılar:

6 Responses

  1. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Benim sevebileceğim tarzda bir filme benziyor. Sinema kulübü üyesi de değil ama bakacağız artık ne yapalım… 😀

  2. Tolga Erbak dedi ki:

    Aslında herkesin sevebileceği tarzda bir film. Ah şu Serinletici Sinema Kulübü, hedefleri nasıl da yükseltti.. 😀 Yine de yüreklere su serpmek adına söylemek gerekir ki; Serinletici Sinema Kulübü’ne benzer bir seçim hikayesi var filmin.

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      Ah şu Tolga Erbak… Nasıl da kıskanılacak film yazıları yazar:) Geç oldu ama yorum olarak ‘harika’ yazmasam olmazdı.

      • Tolga Erbak dedi ki:

        “Ah şu Tolga Erbak… Nasıl da kıskanılacak film tavsiyeleri alır” ile başlasak daha doğru olur bence. Gersi bir şekilde geliyor ne de olsa 🙂

  3. Selim Kamitoğlu dedi ki:

    Sinema kulübünden sonra (eh artık şdare edeceksin Tolga :)) bende dün akşam seyrettim. Çok güzel ve yaratıcı buldum filmi. Yazarlar dünyası, ondan gerçekleşen bir hayal ve sonunda bağlandığı nokta büyüledi beni. baya güzel filmmiş. İncelemeyeyse laf yok 😀

    • Tolga Erbak dedi ki:

      Vay vay vay, bir de itiraf ediyor! Neyse kendim de bir Serinletici Sinema Kulübü hayranı olarak konuyu fazla uzatmayacağım ama bu ilk girişin unutulmayacak biliyorsun 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.