Cehennem (Inferno) – Dan Brown

Yıllara göre dünya nüfusunu resmeden aşağıdaki tabloyu Wikipedia’dan aldım. 1800’lerde 1 milyar olan sevgili türümüzün sadece 200 yıl sonra, 7 milyara çıktığını görmek için trajik bir tablo.

Tabi burada da bitmiyor, bu hızla 2050 için 10 milyar barajını geçmek, 2100’de 16 milyara ulaşma potansiyelimiz de hayli yüksek. Dünya ise sıkı durun; sadece 4 milyar insana yetecek şekilde kaynak ayırmış türümüze. Eh şimdiden bunu neredeyse ikiye katladığımıza göre çeşitli hayvan/bitki türlerinin yok olmasında daha fazla sebep aramamıza gerek yok sanıyorum. Biri boşaltacak ki diğeri gelsin..

Yanlış yere geldik demeyin. Dan Brown – Inferno, veya Türkçe Cehennem’in bahsettiği konu/felaket senaryosu bu. Geçmişteki Robert Langdon maceralarında gördüğümüz güçlü akıcılık ama kaçırılan kardinaller gibi daha gereksiz konular Inferno’da yerini özellikle başlarda sürünen akıcılık ve konuşulması gerekli bir konuya bırakmış.

Aslında verilmek istenen mesaj çarpıcı olmakla beraber bunun Bertrand Zobrist’in biyolojik silahı olarak lanse edilmesi, kurgudaki Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yaptığı gibi hoş karşılanmıyor.

Inferno’yu ilk elinize aldığınızda diğer Dan Brown kitaplarına oranla hayli kalın görünüyor. Bugüne kadar yazara aşina olan birçok kişi bilir, kitaplar baştan aşağı gerçek detaylarla doludur ve Brown, karakterler dışında bunu alışık olmadığımız şekilde kitabın başında itiraf eder. Inferno’da evet birçok gerçek yer, kurum ve detay dolu ama o kalın görünen fazlalık için kitabın ilk, sıkıcı kısmı diyebilirim malesef. Floransa, Venedik ve İstanbul’da geçen kitabın bilhassa Floransa kısmı aşırı detaycı, çoğu yerde size gereksiz gelen tarih ve Dante alıntılarıyla dolu. Elbette hikayenin bunlara bağlanmasına lafım yok ancak okuyucuyu içine çekecek merak unsurlarının burada gizli olmadığını Dan Brown’ın bilmeme şansı yok.

Başta tabi ki Robert Langdon olmak üzere, Sienna Brooks, Bertrand Zobrist, Elizabeth Sinskey, Amir, kurdeşenli adam vs.. Karakterlere çok rahat adapte oluyorsunuz ama onlar üzerinde yaşanan birkaç ters köşe dışında fazla sürpriz aramamanız gereken Inferno, vermek istediği mesajı çok ama çok yanlış kişi üzerinden yönlendiren bir kurgu olmuş. Kesinlikle okunuyor ve okunacak ancak, ancak işte..

Görseller: Neval Kurtulmuş

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Tolga Erbak

1986 yılında Kırklareli’de doğan Tolga Erbak, ilk ve orta öğretimini aynı şehrin Lüleburgaz ilçesinde tamamladı. Eğitim yaşamına İstanbul Kültür Üniversitesi’nde işletme okuyarak devam eden Tolga, üniversite yaşamının ardından İngiltere’de dil eğitimini tamamladı. Bu süre zarfında online dergi EDergim’in genel yayın yönetmenliği, yabancı film/diziler için altyazı çevirileri ve çeşitli dergi & sitelere Formula 1 haber çevirileri yapıp köşe yazıları yazan Tolga, aynı zamanda Türkiye’de önemli yer tutan sözlük sitelerinden Limon Sözlük’ün de kurucusu. Tolga Erbak’ın 2010 yılında başladığı ilk romanı Gidecek Var, yaklaşık 1,5 yılda tamamlandı ve 2012′nin Aralık ayında, Cinius Yayınları’ndan çıktı. 2015 yılında Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi (MBA) bölümünde yüksek lisansını tamamlayan Tolga, yine 2015’te, internet kullanıcılarının değişen beklentileri çerçevesinde Limon Sözlük’ü yeniden konumlandırarak aktüel haber-eğlence sitesi Serinletici'nin kurulmasına öncülük etti ve halen Serinletici'nin genel yayın yönetmenliği konumunda yer alıyor. | tolga.erbak@serinletici.com

İlgili Yazılar:

4 Responses

  1. Selim Kamitoğlu dedi ki:

    Tolga’nın yazıda dediği gibi Langdon serisi içerisinde belkide en az beklentiye sahip kitap. içinde gerçekten çok araştırma olsa bile Da Vinci Şifresi olmasa istediği başarıya erişemeyebilirdi.

  2. Tolga Erbak dedi ki:

    Da Vinci Şifresi’nden de öte, Langdon serisinin en iyi kitabı Melekler ve Şeytanlar’dır bana göre. Ama gelin görün ki Da Vinci Şifresi en çok tanınan ve yazardan tutun da tüm seriyi bilinir kılan yegane eserdir. O yüzden Cehennem’i sıralamaya koysak baya zararlı çıkarız. Tanıdık karakterler, araştırmalar ve başlı başına geçtiği co-şehir diyeyim artık İstanbul’u okuma nedeni olarak sayabiliriz..

  1. Mayıs 25, 2016

    […] serinletici.com Karanlık bir tünelde yüzerken nefessiz kaldığın dönüşü olmayan bir nokta gelir. Tek çaren, bilinmeyene doğru ileri yüzmek ve bir çıkış olması için dua etmektir. […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.