Serinletici Sinema Kulübü: Song of the Sea

Bir filozof şöyle demiş: ‘Pazartesinin sırrına erişmek isteyenler, cevabı Serinletici Sinema Kulübü’nde bulabilirler.‘ Evet itiraf ediyoruz, o filozof biziz! Çünkü hayata biraz film katmanın iyi olacağını düşünüyoruz ve her hafta ilham veren hikayelerle sinema kulübüne renk katıyoruz. Bu haftanın rengi bolca mavi…

Serinletici Sinema Kulübü’nde haftanın filmi Song of the Sea, sizlere büyüleyici bir hikaye fısıldıyor. Tek yapmanız gereken, gözlerinizi kapatıp dinlemek. Hadi gelin, bize katılın…

Bazı hikayeler göründüğünden daha farklıdır. Bu hikaye de öyle.

Küçük bir çocuk olan Ben, doğacak kardeşini sabırsızlıkla beklerken annesi ve babasıyla mutlu bir hayat sürmekteydi.

Taa ki annesinin acılar içinde kıvrandığı o geceye kadar. O geceden sonra her şey değişti.

Ben’in mutlu aile tablosu, annesinin aralarından ayrılışıyla paramparça olmuştu. Annesi Bronach’nın ölümünden yeni doğan kardeşi Saoirse’yı sorumlu tutan Ben, aradan geçen yıllar boyunca kardeşine zalimce davrandı. Saoirse’yı koruyup kollayacağına, aralarına aşılmaz duvarlar ördü.

Zaman geçti ve Ben günün birinde, Saoirse’nın bir deniz perisi, yani fok kızı olduğunu öğrendi. Dahası pek çok perinin kaderi Saoirse’nın elindeydi…

Saoirse ve Ben, bir ‘eve dönüş’ macerasına atıldılar. Karşılarına çıkan zorluklar iki kardeşi birbirine yaklaştırdı. Saoirse’nın masumane sevgisi, Ben’in kalbindeki hırçınlığı eritmeye başladı.

Ben ve Saoirse, kötü kalpli cadı Macha’ya karşı mücadele ettiler. Yollarını kaybettiklerinde, sihir ve müzik onlara rehber oldu.

Ve öyle bir an geldi ki, Saoirse’yı kaybetmek üzere olduğunu anlayan Ben, kendi hayatını kardeşi için riske attı.

Nihayet en önemli şeyin Saoirse’ya duyduğu sevgi olduğunu anlamıştı.

Efsaneler, hikayeler, periler, şarkılar ve tabii ki foklar… İki kardeşin aslında birbirlerini bulmak için çıktıkları maceraya eşlik ettiler.

Ve her masalda olduğu gibi, bu defa da iyilik kazansın diye nefesimizi tutarak izledik her saniyeyi.

Hikayenin sonunda Ben ve Saoirse evlerine döndüler. Ne derler bilirsiniz;

‘Ev, kalbin olduğu yerdir.’

İyi seyirler…

‘Bir fragman olsa da izlesek’ dediğinizi duyar gibiyiz…

Serinletici Sinema Kulübü Puanı:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

21 Responses

  1. Sema Doğan dedi ki:

    Of çok sevimli duruyor filmmm! Hele şu küçük kız beyaz giysiyle denizden çıkmamış mı! Hemen hemen hemen izleyeceğim 🙂

    Teşekkürler Neval.

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      Rica ederim Sema, beğenmene sevindim. Bence izleyince daha çok beğeneceksin. Bildiğimiz animasyonlardan biraz farklı ama kesinlikle harika:)

      • Sema Doğan dedi ki:

        İzledimmmm:) İlk andaki düşüncelerimi kat kat arttırdı izledikten sonra. O kadar naif ve duygusal bir yanı var ki fimin hayran olmamak elde değil. Bugüne kadar izlediğim animasyonlarda gördüğüm açık ara en sıcak geleni.

        • Neval Kurtulmuş dedi ki:

          Animasyon değil bu film, bambaşka bir şey. Dediğin gibi, hayranlık uyandırıcı. Etkisinden kurtulmak biraz uzun sürebilir ama şikayet eden kim:)

  2. MoreMoore222@hotmail.com' More Moore dedi ki:

    Tomm Moore’un harikalar yarattığı bir yapım.

  3. Tolga Erbak dedi ki:

    Daha ilk bakışta çizgileriyle kendini size bağlayan bir yapım. Farklı, bildiklerinizden uzak bir maceraya atılacağınız hissi, filmin her dakikasında adeta doğrulanıyor kendini size. Zamanın geçtiğini anlamak bir yana, “keşke devamı olsa & devamı olur mu” sorularıyla baş başa kalarak finale uzanıyorsunuz. Ardından belki her şeyi anlatan bu harika yazıya dönüyor belki de filmi sevdiklerinize gösterirken tekrar izleme bahanesi yaratıyorsunuz kendinize..

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      ‘Devamı olsa’ dileği biraz riskli sanki. Güzel hatta mükemmel bir film; ama tadında bırakılmalı bence.
      Gerçekten animasyonun çizimleri harika. Bir çocuğun dünyasına girmiş gibi hissediyor insan kendini.
      Ve evet, tekrar izleme bahaneleri çoktan liste yapıldı bile:)

    • Sezin Nil Tufan dedi ki:

      Bu kadar başarılıysa devam filmine karşı koyamayabilirler ama bence de tadında kalması her şeyin daha önemli.

  4. Sema Doğan dedi ki:

    Yorumumu cevap olarak yazdım ama bunu da söylemeden geçmemek gerekir ki puanlama sistemi harika bir düşünce olmuş:)

  5. Deniz Çalışkan dedi ki:

    Nevalcim tek kelimeyle hayranlık verici buldum. İlk intiba derler ya hani; sinema kulübünde filmi gördüğüm gibi içimde uyanan o hoş duyguyu tarif bile edemiyorum. İzledikten sonra daha daha fazlasının eklendiğini söylememe gerek dahi olmaması lazım. 🙂

  6. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Mmmmmm bu hafta çok güzel şeyler olacakmış gibi bir his var içimde :))

  7. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Bu arada puanlama sistemini çok iyi düşünmüşsün Nevalcim. Eski yazılara da eklenecek mi puanlar yoksa bundan sonrakiler için mi geçerli?

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      Bu hafta sinema kulübü bambaşka:) İzleyince ne demek istediğimi anlayacaksın Nilcim.
      Puanlama sistemini Tolga ile hayata geçirdik. Buradan kendisine tekrar teşekkür ediyorum:)
      Bundan önceki filmlere de eklenebilir tabii. Bugün çalışmalara başlayabiliriz hatta:))

      • Sezin Nil Tufan dedi ki:

        Gerçekten bambaşkaydı. Aşağı yorumladım 🙂 Puanlama sistemi çok yakışmış. Serinletici Sinema Kulübü olmazsa olmazlarından biri haline gelecek yakında. Tolga’da hep böyle nokta atışlarından pay bulur 😀

  8. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Ancak bakabildim. Her şey bir masal dünyası çekiciliğinin izleyiciye harika yansımasıyla vuku buluyor. İrlanda kültür ve efsanelerinin hayata geçirilmesinin bambaşka örneği ile gelmiş Tomm Moore.

    Çzimlerin sıradışılığından zaten herkes bahsetmiş. Ben bir o kadar da müzikleri harikulade buldum.

    İyiliğin, daha iyiliğe karşı mücadelesini yansıtan bir yapım. Kaçırlılmamalı. Hatta haftasonu bizim grubu toplayıp onlara da izleteceğim. (Hem kendimde bir daha bakarım :D)

    Neval’i bu hafta özellikle tebrik ediyorum çok iyidi. 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.