Serinletici Sinema Kulübü: The Jungle Book

Hayatımızda bir şey eksik sanki son zamanlarda… Evden işe, işten eve; aynı tekdüzelik içinde can çekişiyoruz. Havalar ısınıyor, kalbimiz ‘tatil’ diye güm güm atarken, beynimiz ‘iş iş’ diye acı gerçeği haykırıyor.

Serinletici Sinema Kulübü ise haftanın filmi ‘The Jungle Book’ ile sizlere bir orta yol sunuyor. Orman çocuğu Mowgli’nin nefes kesen macerası, pazartesi gününüze eğlence ve aksiyon katacak!

Rudyard Kipling‘in klasikleşmiş çocuk romanından beyazperdeye uyarlanan The Jungle Book, ormanda büyüyen küçük Mowgli’nin yaşamına açılan bir pencere gibiydi. Bu macerayı yakından takip etmek istediğimiz için hemen o pencereden içeri atlayıverdik.

Kendimizi alabildiğine yeşil bir ormanda bulduk. Mowgli bu ormanda yaşayan, terk edilmiş küçük bir çocuktu. Vahşi ormanda başına her türlü şey gelebilecekken, kendini simsiyah bir panterin, yani Bagheera’nın koruması altında buluverdi. Bagheera, minik Mowgli’yi kurtlara emanet etmişti. Çünkü onu en iyi kurtlar büyütebilirdi.

Yıllar geçti ve Mowgli kurt sürüsünün ayrılmaz bir parçası haline geldi. Taa ki ‘Barış Günü’ne kadar… O gün Mowgli’nin kaplan Shere Kahn ile karşılaştığı gündü. Ormanda bir insanoğluna yer olmadığını düşünen acımasız kaplan Shere Kahn, Mowgli’nin kendisine verilmesini ve ilahi adaletin yerini bulmasını istedi.

Oysaki bilmediği bir şey vardı: Kurt Raksha, Mowgli’yi doğurmamış olmasına rağmen kendi oğlu gibi seviyordu ve ondan vazgeçmeye niyeti yoktu. Bunca yıl dört kolla sarılmış, koruyup kollamıştı Mowgli’yi…

Ama Shere Kahn’ın acımasızlığı sürünün içine ateş gibi düşüvermişti. Mowgli çareyi evi olarak bildiği tek yeri, yani ormanı terk etmekte buldu. Panter Bagheera’nın rehberliğinde yola koyuldular. Artık insanların dünyasına adım atma vakti gelmişti.

Yolculuk başladığında Mowgli hayatının macerasına atıldığından habersizdi. Adım adım tehlikeye yürüdü. Yılanlarla baş etti, ayılarla arkadaş oldu, maymunlardan kaçtı, kaplan Shere Kahn’dan saklandı. Başına ne gelirse gelsin kalbi hala ait olduğu sürü için çarpıyordu. Her gün aynı sözler beyninde yankılanıyordu:

“Bu orman kanunudur, gökyüzü kadar eski ve güvenilir
Kurttur başarılı olmasını sağlayan, çiğnediğinde de ölecek olan.
Ağaç gövdesini saran sarmaşık gibi, kanun da her yeri sarar.
Sürünün gücü kurttur, kurdun gücü de sürü.”

Mowgli yolculuğu sırasında bir ayı ile arkadaş olmuştu. Tembel ayı Baloo, Mowgli’nin hayatını kurtarmıştı. Karşılığında ise tek bir isteği vardı: Bal. Böylelikle Mowgli için eğlenceli günler başlamış oldu. ‘Bal arkadaşlığı’ kısa zamanda samimi bir arkadaşlığa dönüşmüştü. Panter Bagheera onları bulduğunda şarkılar söyleyip gönüllerince eğleniyorlardı.

‘Ben Seenoee’den Mowgli ve burası benim evim.’

Bagheera, Mowgli’nin ormanı terk etmesini istiyordu; hayatı tehlikedeydi. Oysaki burası Mowgli’nin eviydi. İnsan evini bırakıp nasıl giderdi? Ayı Baloo da Mowgli’nin gitmesini istemiyordu, küçük çocuğun insanlar gibi kötü ve acımasız olmasından korkuyordu.

İnsanlar yakıp yıkıyor, doğayı altüst ediyor ve arkalarında ölüm sessizliği bırakıyorlardı. Mowgli’ye göre bir yer değildi o dünya. O, yeşilliklerin arasında koşturmalıydı, ait olduğu yerde huzur içinde yaşamalıydı. Kimseyle kavga etmek ya da savaşmak istemiyordu.

Gelin görün ki acımasız Shere Kahn ile hesaplaşma vakti gelip çatmıştı. Ormanın kurallarına ayak uydurmakta zorlanan Mowgli, kaplana insan olarak karşılık verdi. Shere Kahn, Mowgli’yi yalnız ve korku dolu bir insan yavrusu zannediyordu. Oysaki Mowgli bu ormanda büyümüştü ve orman onun ailesiydi.

Mowgli’nin cesareti ormana ilham oldu. Cesaret, tevazu ile karşılık buldu. Bir insan yavrusunun ve orman çocuğunun ömründe görebileceği en güzel andı. Tüm orman, acımasız kaplan Shere Kahn’a karşı Mowgli’nin yanında yer aldı.

Bütün orman tek yürek oldu ve bu masalın sonunda da iyiler kazandı. Elbette cesaret ve macera dolu uzun bir yol kat ettikten sonra…

İyi seyirler!

Serinletici Sinema Kulübü Puanı:

Maceraperest bir fragmana kim hayır diyebilir ki?

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

5 Responses

  1. Sezin Nil Tufan diyor ki:

    Vizyon anıları bende çok taze olan harikulade bir macera. Mowgli’nin ait olmayana aidiyeti ile insanlığa ders veren bir yapım.

    Hakkında çok konuşulacaktır. Önce izleme şansına eriştiğim için pek memnunum :)

    Nevalcim çok güzel anlatmış yine.

  2. Tolga Erbak diyor ki:

    Filmde, hayvanlar arasındaki uyumun insanların anlayabileceği bir dilde tanımı var adeta. Buradan bir parça eksilttiğinizde veya Mowgli örneğindeki gibi eklediğinizde dengelerin ne yönde ve kalıcı olarak değişebileceğini görmek/göstermek istiyor izleyicisine. Mowgli kadar vahşi yaşama uyum sağlayan bir “insan yavrusu” dahi, içine işlemiş icat tutkusuyla en basit alet-edevatla bile (ki hayvanlar için bu türlü oyunlar olarak anılıyor) bu düzeni belli noktalarda tehdit edebiliyor.

    Karşısına geçip dünya gidişatı hakkında uzunca sorgulamalara gidebileceğiniz ve bu sorgulamaların sonunda dönüp dolaşıp problem olarak kendi türümüzü bulabileceğimiz, insanı düşünmeye iten harika bir altyapısı var filmin. En başta Neval’in de seçim ve bunu yazıya dökme gücü ile birlikte elbet :)

  3. hertzolumba@gmail.com' herthz diyor ki:

    animasyon teknolojisinde yaşanan gelişmelere hayran olacağınız film.

  4. Sema Doğan diyor ki:

    Dün akşam ancak izleme fırsatım olabildi. Hayvanların iletişim becerilerinin insanlarla harmanlanması her zaman tehlikeli ve inandırıcılık isteyen bir konudur. Üstüne üstlük tüm filmi bunun üzerine kurmak cesaret işidir. Ama Jungle Book’ta altından öyle başarılı bir şekilde kalkılmış ki oturup şapka çıkartmaktan başka bir şey düşünemiyorum :) Harika seçim Neval…

  5. Sema Doğan diyor ki:

    “Bu orman kanunudur, gökyüzü kadar eski ve güvenilir
    Kurttur başarılı olmasını sağlayan, çiğnediğinde de ölecek olan.
    Ağaç gövdesini saran sarmaşık gibi, kanun da her yeri sarar.
    Sürünün gücü kurttur, kurdun gücü de sürü.”

    Bu kanuna da saygı duymamak elde değil.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>