Serinletici Sinema Kulübü: Eddie The Eagle

Sıcak yaz günlerine inat bu hafta sinema kulübünde ‘serinletici’ bir hava esiyor. Kelime oyunu yaptığımızı zannedebilirsiniz; ama okumaya devam ettikçe serin havayı ve tabii sımsıcak bir hikayeyi iliklerinizde hissedeceksiniz. Haftanın filmi ‘Eddie The Eagle (Kartal Eddie)’ ile harika bir mücadeleye tanık olacaksınız…

‘Eddie The Eagle’, ünlü İngiliz kayak atlamacı Michael Edwards’ın hayatını ve kazandığı imkansız zaferleri anlatıyor.
Eddie dizindeki sakatlık nedeniyle uzun zamandır tedavi gören bir çocuk. Bu sevimli ve idealist çocuğun tek hayali, sporcu olup olimpiyatlara katılmak. 

Eddie büyüdükçe hayal kurmaya devam ediyor. Hayalleri planlara dönüşüyor ve ne yazık ki bu planların hiç tutmuyor. Yine de Eddie ‘hayalleri için yaşamaktan’ vazgeçmiyor. Birçok spor dalını deneyen Eddie, sonunda tercihini ‘kayakla atlama’dan yana kullanıyor. Kayak sporu için gerekli nitelikler: Güç, denge ve gözü kara cesaret.

Eddie bir an bile tereddüte düşmeden soluğu Britanya Olimpiyat Kurumu Merkezi’nde alıyor; ama karşısına pek çok engel çıkıyor.

Olimpiyatlara giden yolun Almanya’daki Uluslararası Kayakla Atlama Eğitim Kampı olduğunu keşfeden Eddie, uzun bir yolculuğa çıkıyor.

Zaman zaman direnci kırılıyor, üzülüyor; ama kendisini toparlıyor. İçindeki ölümsüz sporcu adayı her zaman baştan başlamasını sağlıyor. Ve tabii iyimserliği… Eddie iflah olmaz bir iyimser.

Bir gün başaracağına, sporcu olacağına inanarak 22 yaşına geliyor. İnancı her zamankinden daha kuvvetli. Engellere aldırış etmiyor. Başkalarının 6 yaşında kaymayı öğrenmesi sorun değil, Eddie çabuk öğreniyor ne de olsa(!). 16 yıl da neymiş?

Babasının ve tüm dünyanın ona karşı çıkmasını umursamıyor. ‘Senden asla olimpiyat sporcusu olmaz’ diyenlere tüm iyi niyetiyle ve olağanüstü inancıyla gülümsüyor. Hayatında kurduğu tek hayali düşleyerek, ‘Çocukken hiçbir hayaliniz yok muydu?’ diye soruyor.

Ve bazen de kurduğu hayaller kabusa dönüşüveriyor; ama Eddie vazgeçmiyor. Her adımda azimli, yürekli ve istekli olduğunu kanıtlıyor.

Eddie’nin macera dolu olimpiyat yolculuğuna engel olmak isteyenlerin yanı sıra yardımcı olmak isteyenler de oluyor. Herkesin umutsuz vaka olarak gördüğü Bronson Peary, Eddie’nin antrenörü oluyor. Bunun yalnızca bir spor olmadığını, hissetmek ve tutkuyla bağlanmak olduğunu Peary’den öğreniyor Eddie.

‘Asıl mesele ne olursa olsun pes etmemek. Başarısızlıkla sonuçlansa dahi tek seçeneğin elinden geleni yaptığını bilmektir.’

Eddie de öyle yapıyor. Pes etmeden kaymaya devam ediyor. Her düştüğünde yeniden kalkıyor. Yaralarını sarıp en baştan başlıyor. Eddie’nin cesareti herkese güç veriyor. Hatta ona hiçbir zaman inanmayan babasına bile…

Yukarı çıkan, mutlaka aşağı iner demiş Newton… Eddie de aşağı iniyor. Çoğu zaman yara bere içinde olsa da hayalleri onu hiçbir zaman yarı yolda bırakmıyor.

Bize sorarsanız bu sıradan bir öykü değil; bu tam anlamıyla bir masal. Sonunda iyileri kazandığı masallardan. Eddie sayesinde bu yaşımızda masallara olan inancımız tazeleniyor. Hem masallara hem de hayata!

1988 yılında Kanada’da düzenlenen Kış Olimpiyatları’na katılan Eddie, imkansızı hedefliyor ve hedefine ulaşıyor. Tereddüte kapıldığı anda ise en büyük rakibi olan ‘Uçan Finli‘den hayatının anlamı olan cümleleri duyuyor: ‘Kaybetmek ve kazanmak diğerleri için. Biz ruhumuzu özgürleştirmek için kayıyoruz.’

Hayalini gerçekleştiren Eddie 22 yıldır hissetmediği kadar özgür hissediyor kendini…

Olimpiyat oyunlarının kurucusu Pierre De Coubertin şöyle demiş:

‘Olimpiyat oyunlarında önemli olan kazanmak değil, katılmaktır. Hayatta önemli olan zafer değil, mücadeledir.’

Bu yazıyı okurken birçok cümlede ‘hayal’ kelimesinin geçtiğini fark etmişsinizdir. Hem hikayenin hem de yazının ana fikri ise ‘vazgeçmemek’. Bu iki kelimeyi bir araya getirin ve her zaman öyle kalmalarına gayret edin.

Ne olursa olsun hayallerinizden vazgeçmeyin…

İyi seyirler, iyi maceralar…

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragman:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

5 Responses

  1. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Mmmmm çok yeni bir film. Leziz bir yapıma benziyor. yarın akşam bakıyorum.

    Harika çalışma Nevalcim. Her zamanki gibi:)

  2. Sema Doğan dedi ki:

    Filmi hiç vakit kaybetmeden seyrettim. O kadar naif ve gerçek ki her şey (ki gerçek hikayelerde bile bulamadığımız zamanlar oluyor bunu) sonunda gözyaşlarımı tutamadı.

    Bir başyapıt. Ve gerçekten çok yeniymiş. Mükemmel seçim ve harika yazı Neval, teşekkür ediyorum kendim ve bu filmi tadan herkes adına.:))

  3. antuanal@gmail.com' antuan dedi ki:

    insanı mutlu eden başarılı bir film.

  4. emelkeser@gmail.com' emel dedi ki:

    genci yaşlısı herkesin seyretmesi gereken yaratıcılıktan çok gerçek bir hikaye olması sebebiyle ilham veren bir başyapıt.

  5. Selim Kamitoğlu dedi ki:

    Bir hayli hoşuma gitti. Eddie kadar antrönörü Peary’nin hayatıda çok ilgimi çekti. Onun hayatı da film olsa olur 😀

    Harika seçim Neval…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.