Serinletici Sinema Kulübü: The Book of Life

Dünya, hikayelerden oluşur. Bazen dinleriz, bazen de anlatırız; ama hikayeler olmadan yapamayız. Eğer siz de bizimle aynı fikirdeyseniz, ‘The Book of Life’ ile göz kamaştırıcı bir hikaye dinlemeye hazır olun. Bu hafta festival tadında bir sinema kuşağına davetlisiniz!

Hayat Kitabı’ndan hikayeler…
Müzede tur rehberliği yapan Mary Beth’in bir grup zamane çocuğuna müzeyi gezdirmek gibi zorlu bir görevi vardı. Mary Beth çocuklara müzeyi gezdirmek yerine onları müzede yer alan gizli bir odaya götürdü. Sonra eline ‘Hayat Kitabı’nı aldı ve müthiş bir hikaye anlatmaya başladı.

Ölüler Krallığı’na hoş geldiniz!
Hikaye Meksika’nın San Angel adında ilginç, küçük bir kasabasında geçiyordu. San Angel’in altında Ölüler Krallığı bulunuyordu. Tam altında ise ‘Hatırlananların Toprakları’ vardı. Burası sevenlerinin anılarıyla yaşayanlar için neşeli ve büyülü bir yerdi. Onun altında ise, artık hatırlanmayan zavallı ruhların gittiği, üzücü ve tenha bir yer olan ‘Unutulanların Toprakları’ vardı.

‘Tarihin en büyük bahsi’
Ölüler Krallığı’nı O La Muerta ve Xibalba yönetiyordu. Muerta, bütün insanların kalbinin saf ve temiz olduğuna inanırdı. Xibalba ise herkesin içinde kötülük olduğuna inanan biridir. Günün birinde Muerta ve Xibalba tarihin en büyük bahsine tutuştular.

Festival zamanı…
‘Hayat Kitabı’ndaki Ölüler Festivali hikayesi işte böyle başladı. Hikayenin kahramanları Manolo ve Joaquin aynı kıza aşık olmuşlardı. Yıllar geçmesine karşın aşkları azalacağına alev almıştı. Manolo, matadorlardan oluşan sülalesinde müzisyen tek kişiydi. Joaquin ise cesaretini ve gözü pekliğini bir rozetten alan kasabanın sözde kahramanıydı.

Ölmek için güzel bir gün.
Peki ama Maria kimi seçecekti? İşte bütün mesele buydu. Aslında yanıt belliydi. Maria kalbinin götürdüğü yere gidecekti. Ve Maria, ‘şarkıları kalbiyle çalan’ kişiyi, yani Manolo’yu seçti. Ama Xibalba, bahsi kazanmayı kafasına koymuştu bir kere; ayrılmak, birbirini seven bu iki gencin kaderiydi. Xibalba’nın amacı kazanmaktı, hile yaptı. Manolo’nun amacı sevdiği kıza kavuşmaktı, ölümü göze aldı.

Aşk için savaşmalı!
Maria’ya kavuşmak için her şeyi göze alan Manolo, hayatının aşkına kavuşmak için tüm ezberleri bozdu. Kalbi saflık ve cesaret ile dolu olan Manolo Sancez, kendisi için yazılan hikayeyi yaşamamaya ant içmişti adeta.

Kendi hikayesini kendisi yazıyordu…

Sizler de iyiliğe inanın, cesarete güvenin. Manolo’nun kalbindeki saflık ve cesaretten ilham alın.

Kendi hikayenizi kendiniz yazın!

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragman için harika bir gün:

Facebook Yorumları
Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

5 Responses

  1. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    karakterler harika duruyor. bugünkü dory maceramızın ardından animasyonun dibine vurmaya yarın devam 😀

  2. Selim Kamitoğlu dedi ki:

    Joaquin ‘in sert tavırlarına karşın Manolo’nun sanatsal kişiliğini yansıtan bir film olmuş. İlişkilerde maçovari veya kültürlü bilgili ve sanatsal erkek seçimleri son dönemlerde her zaman bilgi-kültür-sanat üçlemine dönmeye başladı ve değişen dünya vahşi ve maganda tipleri tarihe gömmeye başladı. Bunu gerek çevremizde gereksede filmimizde olduğu gibi Meksika kültürüyle yoğrulduğunda görebilmekteyiz.

    Çok güzel bir animasyon ve yazı olmuş Neval. Teşküürlerimizi sunuyoruz 🙂

  3. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    filmi tuval’le birlikte izledim. bundan böyle 8 ay kadar yalnız film izlemem olmayacak:)

    bahsedildiği üzere maço-en naif duyguların insanı vurgusu kaçınılmazdı. ancak buradan “sen barbar huakinsin ben naif monoluyum” şeklinde kişisel benimsemeler çıkartmak yerine filmin anlattıklarına odaklanmak lazım.

    ölümün bile ayıramayacağı aşklar genelde iki tarafın ölümüyle kavuşur. ancak book of life konuyu tam ters şekilde ele alarak yaşama geri dönme sanatını bizlerin gözlerinin önüne sermiş.

    bir hayli beğendim. seçimin adına kutluyorum Nevalcim:)

  4. gurlinor@gmail.com' gurlino dedi ki:

    meksika kültürünün bize biraz uzak oluşu filme ısınma süresini arttırıyor. karakterlere büyük bir sempati hissedip, kişisel bağ kurma noktasında da film biraz sıkıntılı.

  5. Sema Doğan dedi ki:

    Nevalcim bayram falan geç izleyebildim. Harika bir filmmiş. Tarık Akan’ı kaybettiğimiz şu günde yüzümdeki tek gülümsemenin sebebi Book of Life oldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.