Serinletici Sinema Kulübü: Stranger Than Fiction

Hayatın hikayelerden oluştuğunu düşünür dururuz. Peki ya aslında hikayenin ta kendisi hayattan ibaret ise? Kafanız mı karıştı? Öyleyse Harold Crick’in dünyasına hoş geldiniz. Serinletici Sinema Kulübü olarak haftanın filmi ‘Stranger Than Fiction’ ile ilginç bir hikayeye kulak veriyoruz. İsterseniz başlayalım. Sözü Karen Eiffel’a bırakıyoruz…

‘Trajedilerin doğası’
Karen Eiffel, on yıl boyunca yazdığı romanında sona yaklaşırken tıkanıp kalmıştı. Tek problem romanın ana kahramanını nasıl öldüreceğini bir türlü bulamamasıydı. Karen’a göre önemli olan kahramanın ölümüyle hikayenin vurucu ve akılda kalıcı bir etki bırakmasıydı. Ne de olsa bu bütün trajedilerin doğasında vardı; kahraman ölür ama hikaye ebediyen devam ederdi. Dolayısıyla baş kahraman Harold Crick, esaslı bir ölümü hak etmektedir.

Harold Crick için sıradan bir gündü…
Harold, her zamanki gibi aynı saatte uyandı. Rutin olarak iş öncesi hazırlıklara geçti. Dişlerini fırçaladığı sırada bir ses duydu. Bu yan komşudan gelen alelade bir ses değildi. Ses Harold’ı anlatıyordu. Daha doğrusu Harold’ın monoton ve sıkıcı günlük yaşamını: ‘Ses’, işe giderken kaç adım attığından kapıyı kaç kez kilitlediğine kadar Harold’ın yalnız yaşamını gözler önüne seriyordu.

Çok geç olmadan…
Delirdiğini düşünen Harold, sesin ‘kendi’ ölümünden bahsetmesi üzerine paniğe kapılarak bir şeyler yapmaya karar verdi. Önce psikoloğa giden Harold, daha sonra soluğu bir edebiyat profesörünün yanında aldı. Çok geç olmadan kafasının içindeki sesi bulmalıydı; ona öleceğini söyleyen sesi…

‘Kalp atışları’
Harold’ın sıkıcı yaşamını değiştiren yalnızca kafasının içindeki ses değildi. Harold’ın kalbi de hızlı atmaya başlamıştı son zamanlarda. Vergi borcu nedeniyle gittiği bir pastanenin sahibi olan Ana Pascal idi kalp atışlarındaki hızlanmanın sebebi. Pastacı Ana, vergi memuru olması nedeniyle önce Harold’dan nefret etti. Ama kaderin bu ikiliyi bir araya getirmek gibi kusursuz bir planı vardı.

Harold’ın Planı
Harold, Ana ile yıllardır ilk kez gerçekten yaşadığını hissediyordu. Ne Ana’ya ne de hayata veda etmeye niyeti yoktu. Sonunda kafasındaki sesi buldu. Ses, ünlü bir yazar olan Karen Eiffel’a aitti. Karen, Harold Crick’in gerçek hayatta var olduğundan habersizdi ve yazdıklarının gerçek olduğunu öğrenince büyük bir şoka uğradı.

‘Gerçek hayat’ çıkmazı
Harold’ın Karen’dan küçük bir ricası vardı: Hayatta kalmak. Harold, yazar Karen Eiffel’dan romanın sonunu değiştirmesini istedi. Karen, bitirmek için yanıp tutuştuğu kitabı ve baş kahramanı arasında kalmıştı. Peki ne yapmalıydı? Belki de bu kez iyiler sadece kitaplarda değil gerçek hayatta da kazanmalıydı.

Hem yazın hem yaşayın!
Harold Crick’in cesaretinden ilham alın: Kendi kaderinizi yazın, seçtiğiniz hayatı yaşayın!

İyi seyirler…

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar: