Serinletici Sinema Kulübü: Jersey Boys

Serinletici Sinema Kulübü’nün ilk günlerinden bu yana ‘müzik’ ayrılmaz bir parçamız oldu. Müzikaller, müziği anlatan filmler, içinde unutulmaz şarkıların geçtiği sahneler; her zaman için ilham kaynağımız oldu. Ve şimdi bir kez daha ‘müziğin hayatın ta kendisi’ olduğunu anlatan bir film ile karşınızdayız. Haftanın filmi ‘Jersey Boys’ ile eski zaman şarkılarını tekrar hatırlayacağız!

Sinatra kadar büyük olacağım!
Bu hafta sinema kuşağında, 1960’ların Rock’n Roll grubu The Four Seasons’ın başarı öyküsünü imrenerek anlatacağız… Grubun solisti Frankie’nin tutkusu şarkı söylemekti. Tabii o zamanlar ortada ne grup vardı ne de Frankie bir solistti. Berberde kalfa olan Frankie’nin tek hayali Frank Sinatra kadar büyük bir şarkıcı olmaktı.

‘İkinci el şarkılar’
Bunun için de Tommy DeVito ve Nick Massi ile birlikte bir hayalin peşine düştüler. Suç işlemek ile şarkı söylemek arasında gidip geldiler. Sonunda şarkı söylemeyi seçtiler. Yaşadıkları kenar mahalleden kurtulmanın yolunun ‘şöhret’ olmaktan geçtiğini biliyorlardı. İstedikleri, gece kulüplerinde ikinci el şarkılar söylemek değildi. Daha parlak bir şeyin peşindeydiler. İşte o sırada karşılarına Bob Gaudio çıktı. Bob, Frankie’yi dinledikten 30 saniye sonra bu ses için şarkı yazması gerektiğini anlamıştı.

Müziğin peşinde…
O devirde albüm çıkarmak zor işti. Ama birbirlerine yürekten bağlı olan bu dört arkadaş; Tommy, Frankie, Nick ve Bob, yani Four Seasons; müziğin peşinden gitmeyi hiç bırakmadılar. Ve sonunda bekledikleri an geldi…

Şapkadan ‘Sherry’ çıktı!
Bob’un bestelediği ‘Sherry’ ile sonunda şöhret basamaklarını çıkmaya başladılar. Yetenek, beceri, vizyon ve şans onlardan yanaydı. Ardından ‘Big Girls Don’t Cry’ geldi. Peş peşe çıkardıkları hit parçalar ile parlayan bir yıldız haline gelmişti Four Seasons. Bilhassa Frankie Valli…

Tehlike çanları…
Hayat hem müzikten ibaretti hem de diğer şeylerden… Tommy’nin sorumsuz tavırları, Nick’in isteksizliği, Frankie’nin aile hayatındaki sorunlar derken grup için tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Zaman onlara acımasız davranmıştı. Dostlukları New Jersey sokaklarını aşamamıştı ne yazık ki.

Frankie Valli zamanı!
Ve günün birinde yol ayrımına gelindi. Four Seasons artık hatıralarda yaşayacaktı. Bundan böyle Bob şarkı yazacak, Frankie de söyleyecekti. Four Seasons dönemi bitmişti; artık Frankie Valli dönemi başlamıştı.

‘Hayalini yaşayan adam’
Bob yeni besteler yaparken, Frankie de sahnelerin tozunu attırmaya devam etti. Bu sırada çok sevdiği kızını kaybeden Frankie için karanlık bir dönem başlamıştı. Onu kurtaran, müzik oldu. Kalbine gömdüğü büyük trajedi eşliğinde, bıkmadan usanmadan şarkı söylemeye devam etti. Tam anlamıyla bir savaşçıydı. Müziğin peşinden gitmeyi hiçbir zaman bırakmadı. Hayallerini yaşayan adam olarak müzik tarihine geçti.

Uzun zaman sonra…
Jersey’li çocuklar (Four Seasns), 20 yıl sonra tekrar bir araya gelerek geride bıraktıkları sahneyi eski bir dostmuşçasına selamladılar. Ne müziğin ne de arkadaşlığın asla bitmeyeceğini tüm dünyaya gösterdiler. ‘Sherry’ ile başlayan hikayeleri yine ‘Sherry’ ile sona erdi.

Tarihin gördüğü en şairane sondu.

Sokak lambası altında şarkı söyleyen dört adam, başarı hikayeleriyle tüm dünyaya ilham kaynağı oldular ve hiçbir zaman unutulmadılar.

İyi seyirler…

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

 

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

6 Responses

  1. Sema Doğan dedi ki:

    Müzigi iliklerimize kadar hissediyoruz o zaman bugün. Çok güzel duruyor Nevalcim 🙂

  2. demetsancar@gmail.com' müzikal dedi ki:

    clint eastwood’un sinemaya aktardığı müzikaldir aynı zamanda.

  3. Merve Deniz dedi ki:

    İzlerken her şarkıyı o kadar büyük hayranlıkla dinledim ki…. Harika bir film herkesin izlemesini öneriyorum Nevalcim gibi 🙂 Yazıya da bayıldım.

    Favori karakterim Bob.

  4. Sema Doğan dedi ki:

    Muhteşem, şarkılardan tutalım da karakterlere kadar hayranlık verici bir filmdi. Ve gerçek bir hikaye olmasa bu kadar kişi örgüsü bu kadar başarıyla yansıtılamazdı diye düşünüyorum 🙂

  5. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Jersey Boys muuuuu! Bana gerçekten de Jersey Boys mu diyorsunuz?

    Niye şaşırdım biliyor musunuz? Deha mı deli mi derler ya ben bu film için çok çabaladım. Bir müzikal değildi ama müzikle iç içe bir filmdi ve sözümü geçiremedim çoğunluğa.

    Bugün geldiğimiz noktaya bakın! Sinema kulübü Jersey Boys’u incelemekte ve “Nil demişti” diyeceğim birçok sıfat şu an gözümün önünde.

    Hayır inanmayıp ben incelenmesi için tavsiye ettim sanacaklar. Serinletici’de böyle şeyler olmadığını iletişim bölümünden ulaşarak öğrenebilirsiniz. 🙂

  6. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Çok güzel bir inceleme olmuş Nevalcim. O kadar kişiye kapak olacak ki bu sana sarılasım geldi 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.