Serinletici Sinema Kulübü: Cloudy With a Chance of Meatballs

Herkesten farklı biri olduğunuzu düşündünüz mü hiç? İçinizden ‘evet’ dediğinizi duyar gibiyiz. Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Zaman zaman bizim de bu tarz ‘farklı düşünceler’ sebebiyle uykularımızın kaçtığı oldu. Sonra zamanla, farklılığın aslında iyi bir şey olduğunu anladık.

Göğsümüzdeki ‘umutsuz vaka’ madalyasını fırlatıp attık ve yolumuza cesurca devam ettik. O nedenle bu hafta Serinletici Sinema Kulübü’ne ‘farklı’ bir hava katmak için, Cloudy With a Chance of Meatballs filmini seçtik.
Mottomuz: ‘Farklı ol, cesur ol!’

Hayat dediğin bir proje.
Atlantik Okyanusu kıyısında Swallow Falls adlı küçük bir sardalya kasabasında yaşıyordu Flint Lockwood. Flint’in çocukluğundan bu yana muazzam hayalleri ve bir o kadar da başarısız projeleri olmuştu. Kendisi dünyanın en beceriksiz mucidiydi. Tek istediği iyi bir şeyler yapıp insanlığa faydalı olmaktı. Bir gün çok önemli bir icat yapacağına inancı tamdı; tek sorun o günün henüz gelmemiş olmasıydı…

Dünyanın senin farklılığına ihtiyacı var.
Annesi, Flint’in içindeki gizli mucidi görmüştü. Herkes ona sırtını dönmüşken annesi bir gülümseme ile yanında olmuştu. Sayısız kez yüzleşilen başarısızıkların ardından annesinden hep aynı cümleleri duymuştu: ‘Dünyanın senin farklılığına ihtiyacı var. Bir gün büyük işler başaracaksın.’

Tam her şey bitti derken…
Yılların ve sayısız mağlubiyetin ardından her şeyin bittiğini düşünen Flint, yenilgilerin içindeki umudu görmeyi başarmış ve yepyeni bir projeye girişmişti: Bu kez amacı suyu yiyeceğe dönüştüren bir makine icat etmekti. Böylelikle sabah-öğle-akşam yedikleri sardalya döngüsünü kırmayı planlıyordu. Hala öğrenemediği şey ise bu hayatta planların bir türlü tutmadığı idi.

‘Gerçek bir iş’
Babası Flint’in olağanüstü projelerini bir ültimatom ile sonlandırdı. Bundan böyle çılgın projeler olmayacaktı. Flint de sıradan insanlar gibi yaşayacaktı. İcatlarından vazgeçip gerçek bir işe başlamasının zamanı çoktan gelmişti. Bunun üzerine Flint isteksizce sardalya dükkanının yolunu tuttu. Aklı ise suyu yemeğe dönüştürecek muhteşem icadındaydı.

Gökten hamburger yağarsa…
Babasının Flint ile ilgili öğrenemediği bir şey vardı: O, aklına koyduğu şeyi yapardı… Makineyi çalıştırmak için fırsat kollayan Flint sonunda amacına ulaşmıştı. Sonrasında olacakları ise o bile kestirememişti. Flint’in icat ettiği roketimsi makine, şehrin altını üstüne getirince Flint hiç olmadığı kadar umutsuzluğa kapılmıştı.

Farkına varamadığı şey ise mucitlik kariyerinin tam da o an başlamış olmasıydı. Bir süre sonra tam bir şenlik havasıyla gökten hamburger yağmaya başladı. Flint bu kez başarmıştı.

Açgözlülük ve bencillik.
Sonunda hayaline kavuşan Flint, bu icadıyla tarihe geçeceğini düşünüyordu. Aslında haklılık payı da yok değildi. Hesaba katamadığı şey, insanların açgözlülüğüydü… Hep ‘daha fazlası’nı arzu eden zavallı ölümlüler, doğaya ne denli zarar verdiklerini bir türlü anlayamamışlardı.

Doğanın dengesi…
Kasaba halkı daha fazla yemeğin peşine düşünce ortaya bambaşka sorunlar çıktı. Severek yenilen hamburgerler dev birer köfteye dönüşüverdi. Yiyecekler adeta tüm kasabaya savaş açmıştı. Doğanın dengesi bozulmuştu bir kere.

Bir şeyleri düzeltmek.
Flint’e düşen bu büyük hatayı elinden geldiğince düzeltmekti. Bundan önceki icatları ufak tefek problem çıkarmış olsa da bu defa tüm kasaba halkının hayatı tehlike altındaydı. Hava durumu spikeri Sam Sparks’ın da yardımıyla Flint her şeyi düzeltmeye çalıştı.

Ne de olsa onun işi buydu: Bir şeyleri düzeltmek.

Ne macera ama…
Günümüz insanının tüketim çılgınlığını, bencilliğini ve açgözlülüğünü izlediğimiz trajikomik bir hikayeydi Cloudy With a Chance of Meatballs. Bize sorarsanız insanoğlunun gelmiş geçmiş en kötü özelliği acımasızlık…

Toplumlar sürü psikolojisiyle yetiştirildikleri için hep aynı kalıp insan modeliyle karşılaşıyoruz. Bizden biraz farklı birini gördüğümüzde ise tahammül edemiyoruz. Dalga geçmeye, ezmeye, yok etmeye kalkıyoruz. Peki bu üstünlük niye? Kim bizleri üstün ilan etti ki?

Bu filmden önemli bir ders çıkardık:

Kimse size inanmasa da kendinize inanmaktan vazgeçmeyin!

İyi seyirler…

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragman için:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

4 Responses

  1. Sezin Nil Tufan Bardakçı dedi ki:

    jöleden ev ve dondurmalı sahnelerine bayıldım. harika seçim Nevalcim. zevkle izledik Tuval ile 🙂

  2. dcaliskans@gmail.com' Deniz Çalışkan dedi ki:

    Yazıp yazmama konusunda çok tereddütte kaldım ancak izleyince ve “insanoğlunun gelmiş geçmiş en kötü özelliği acımasızlık” cümlesini okuyunca dayanamadım. Hatalar, yanlışlar yapılmak içindir ama acımasızlığı bırakıp affedicilik ortaya çıkınca insanın esas nitelikleri belirmeye başlar.

  3. taylorswiftfan6655@hotmail.com' taylor dedi ki:

    flint’in babası türkmüş 😀

  4. Selim Kamitoğlu dedi ki:

    Çok beğendim. 2.side varmış ayrıca. En kısa sürede ona da başlıyorum 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.