Serinletici Sinema Kulübü: Flipped

Zamanı geldi! Birkaç saatliğine yetişkinlerin ulaşılamaz ve uzlaşılamaz sorunlarına ara vermenin zamanı geldi. Şimdi çocukluğumuza dönme zamanı! Serinletici Sinema Kulübü, haftanın filmi Flipped ile sizleri yine bir ilkler dünyasına davet ediyor. Bu kez mevzubahis ‘ilk aşk‘.

Her şey 1957 yazında başladı.
İkinci sınıfın yazıydı. Bryce ve ailesi yeni bir semte taşınmaya karar vermişti. Yeni evleriyle tanışacakları gün Bryce’ın karşısına Juli çıkıverdi. Juli Baker, Bryce’a ilk görüşte aşık olmuştu. Dahası Bryce’ın da ona aşık olduğunu düşünmek gibi bir hataya kapılmıştı. Ama Bryce cephesinde işler çok daha farklıydı. Tek istediği Juli Baker’ın onu rahat bırakmasıydı.

Beklemeye değerdi.
Juli’nin boğucu ilgisiyle geçen yıllar, utangaç Bryce’ı farklı önlemler almaya itse de bir türlü Juli’nin şevki kırılmamıştı. Bryce’ı beklemekten hiç vazgeçmemişti. Ne de olsa önlerinde uzunca bir zaman vardı. Bryce zamanı gelince Juli’yi fark edecekti. En azından Juli’nin planı böyleydi… Ne geçen yıllar ne de gelecekteki günler bunu değiştirmeyecekti.

‘Hayalperest küçük bir kız’
Juli zamanının çoğunu koca bir çınarın tepesinde geçiriyordu. Hayalperest bir karakteri vardı. Ağacın en tepesine çıkar ve dünyayı seyrederdi. Kimisine göre yalnızca bir ağaçtı; ama Juli’ye göre kocaman bir dünyaydı. Küçük bir çocuk olmasına karşın rüzgarla yıkanmanın, güneş batarken yüzüne vuran ışık oyunlarının değerini anlayabilecek duyarlılığa sahipti. Juli, yaşamdaki güzelliklerin farkına varmaya çok erken yaşta başlamıştı.

Neden ağaçları kesiyorsunuz?
Juli yine bir gün ağacın tepesinde gökyüzünü izlerken büyük bir sorun ile karşı karşıya geldi: Yapılması planlanan bir bina uğruna en büyük arkadaşı olan ağaç kesilecekti. Bir zamanlar dalların ve yaprakların arasında dünyanın güzelliklerini keşfederdi. Şimdi o dalların yerinde uğursuz bir hayal kırıklığı esiyordu.

Dahası kimse ona destek olmamıştı. Hatta Bryce bile…. Dünyadaki en görkemli çınar ağacından geriye kalanlar Juli’yi kahretmişti. Hem kalbi hem de hayalleri kırılmıştı. Sanki bütün umutları çınarın cansız dalları arasında yitip gitmişti.

Solan hayaller…
Juli’nin hüznü hem babasını hem de Bryce’ın büyükbabası Chet Duncan’ı harekete geçirmişti. İkisi de Juli’nin solan hayallerini tekrar yeşertmenin yolunu arıyorlardı. Bu hem kolay hem de zor bir görevdi. Karşılarındaki kişi bir ağaç için dünyayı karşısına almış biriydi. Buna karşın küçücük içten bir gülümseme Juli’yi hayata bağlayabilirdi.

Hayat dediğin, ‘algılayış şekli’
Juli, çınara elveda demesiyle birlikte çevresindekileri algılayış şeklinin değişmeye başladığını da fark etti. Ve Bryce için aynı şeyleri hissedip hissetmediğini merak etti. Acaba Bryce’ı bunca yıl yanlış mı değerlendirmişti? Yaşadıkları adeta bunu kanıtlar nitelikteydi. Kısacık ömrü boyunca ilk kez mantığı ve duyguları savaş halindeydi.

Kaçan mı kovalanır, yoksa kovalanan mı kaçar?
Juli ne kadar duygusal ise bir o kadar da kinciydi. Kötü bir tecrübeyle bunu Bryce da öğrenmişti. Yıllardır Juli’nin ilgisinden bunalan Bryce, bir anda Juli’nin ilgisini bekler hale gelivermişti. Juli’yi düşünmekten kendini alamıyordu. Yaşı itibariyle, yetişkinler dünyasında sıkça yaşanan bu durumun ‘kaçan kovalanır’ anlamına geldiğini öğrenmesine daha yıllar vardı! O zamana kadar ise istediği tek şey, Juli’nin ona eskisi gibi bakıp gülümsemesiydi.

Rengarenk biri…
Juli’yi kaybettiğini anlayan Bryce kapıları, pencereleri aşındırdı. Ama bir türlü umduğu cevabı alamadı. Büyükbabasının dediği gibi esaslı bir kızdı Juli. Kimilerimiz soluk, kimilerimiz parlak, kimimiz ise ışıl ışıldı. Ama çok nadiren rengarenk birisiyle karşılaşırdı insan.

‘Solan Hayaller İtinayla Yeşertilir Limited Şirketi’
İşte o ‘rengarenk’ kişi Juli idi. Bryce yıllar sonra bunu anlamıştı. O yüzden de Juli’nin solan gülümsemesini tekrar yeşertmenin yolunun mutluluk tohumları ekmek olduğunu anlamıştı.

Resmin bütününe bakmak lazım.
Juli, Bryce’ın yüreğinden gelen bu hareketi karşılıksız bırakamadı. Sonunda anlamıştı:

Resmin bütününe bakması gerekiyordu. Bir tablo ayrı ayrı parçalardan değil, onların toplamından oluşuyordu. Hepsini bir araya getirdiğinizde ise büyülü bir hale geliyordu. Işıl ışıl, sıcacık ve kalp eriten bir büyüydü bu.

Yetişkinlerin ilişkilerinde olmayan bir sadelik ve tatlılık vardı bu büyüde. Öyle ki biz izlemeye de yazmaya da doyamadık… İyi seyirler!

Not: Spoiler vermek gibi olmasın ama hikayenin başlangıcının aksine, sonunda Bryce’ın tek istediği Juli Baker’ın onu rahat ‘bırakmamasıydı’.

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragmansız yapamadığımızı anlamışsınızdır:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

5 Responses

  1. Sezin Nil Tufan Bardakçı dedi ki:

    Ah Nevalciğim bir aşk hikayesi ne iyi gelir bu akşama derken onla gelmişsin bize. Başka şey istesem olurmus.

  2. Sezin Nil Tufan Bardakçı dedi ki:

    Peace gibi 🙂

  3. Sinem Bekler dedi ki:

    Kaçan mı kovalanır yoksa kovalanan mı kaçar? Çok duygusal çok insancıl bir filmdi. Çok beğendim:)

  4. ostarikoko@gmail.com' ostari dedi ki:

    gerçekten insanı mutlu eden, yüreğini bi anda ısıtan nadide filmlerden olmuş. izleyin, izletin. böyle temiz filmleri bulmak imkansıza yakınken.

  5. sebernart@hotmail.com' berna dedi ki:

    ” kimilerimiz soluk, kimilerimiz parlak kimilerimiz ise ışıl ışıldır. ama cok nadiren rengarenk birisiyle karşılaşırsın ve işte o zaman hiçbir seyle kıyaslanmaz”

    harika harika.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.