Serinletici Sinema Kulübü: Ma Vie de Courgette

Serinletici Sinema Kulübü, bu hafta küçük bir çocuğun dünyasına konuk oluyor. Animasyonun rengarenk çizgileriyle yüreğimize seslenen Ma Vie de Courgette (Kabakçığın Hayatı), bizlere unuttuğumuz bir şeyi hatırlatıyor:

Çocuklar mutlu olmalı!

maxresdefault (1)

Hayalci Courgette
Courgette, bir uçurtmanın üstüne çizdiği Superman şeklini, babası olarak hayal eden 9 yaşında küçük bir çocuktu. Annesinin yerlere attığı boş bira kutularından kule yapmakta üstüne yoktu. Bir gün yine kendi kendine oyun oynarken bira kutularını devirdi ve olanlar oldu. Annesini kızdırmıştı; ama kendisini dövmesini istemiyordu. Bunun için de istemsizce yaptığı bir hareket, trajik bir kazayla sonuçlandı. Courgette’in annesi artık yoktu…

tumblr_o5whgk1uoO1rb1rgoo6_1280

Yeni bir başlangıç…
Courgette, annesinin ölümü sonucu bir polis memuru tarafından yetimhaneye yerleştirilmişti. Eski evinden yanına aldığı tek şey babası olarak hayal ettiği uçurtması ve annesinin boş bira kutusuydu. Bu kutu belki de hayatındaki en değerli şeydi. Çünkü ona annesini hatırlatıyordu. Annesini hatırlatan bir şey daha vardı: Lakabı. Annesi kendisine Courgette (Kabak) diye seslendiği için bundan sonra kendisine böyle çağrılmak istiyordu.

Ma_vie_de_Courgette_Ausschnitt2-ov

Çok fazla acı.
Courgette, annesini yanlışlıkla öldürdüğü için suçluluk duyuyordu. Kendi iç çatışmaları bir yana yetimhanede de işler pek yolunda gitmiyordu. Diğer çocuklarla pek anlaştığı söylenemezdi. Halbuki hiçbiri birbirinden farklı değildi. Her birinin bir çocuğun gözlerinde eğreti duran acıları vardı. Ve omuzlarında taşıyamayacakları kadar yükleri…

dd

Güvenmek zaman alır.
Courgette, koşulsuz sevgiyle karşılaşmamıştı bugüne dek. Annesinden yakınlık görmemişti, babasını ise hiç tanımamıştı. Ona yakınlık gösteren tek kişi onu yetimhaneye getiren polis memuruydu. Courgette zamanla onun kendisini unutacağını düşünmüştü ama unutmamıştı. Her fırsatta ziyaretine gelmişti. Courgette de ona resimli mektuplar göndermeye başlamıştı. Son mektubunda da yetimhaneye yeni gelen bir kızdan bahsetmişti…

ma_vie_de_courgette_2

‘Camille’
Camille’i gördüğü andan beri Courgette’in kalbi hızlı hızlı çarpmaya başlamıştı. Küçük bir çocuğun hissetmesi gereken saf sevgi duygusu ile sarıp sarmalanmıştı nihayet. Camille çok farklı biriydi. Büyük acılar yaşamıştı; ama hayat ile mücadele etmeyi kafasına koymuştu bir kere. Onu buradan ayırmaya çalışan kim olursa olsun buna izin vermeyecekti. Yetimhane onun eviydi artık.

courgette30

Aile dediğin…
Yalnızca birer çocuktu hepsi. Duyguları, hayalleri, hüzünleri ve mutlulukları vardı. En önemlisi de ne yaşamış olurlarsa olsunlar, geleceğe dair umutları vardı. Tek ortak noktaları aynı yetimhanede yaşamak olan bu yedi çocuk, anlamadan birbirlerine sığınak olmuşlardı. Artık birer aileleri vardı.

Ve aile dediğin, seni sevendi, koruyup kollayandı, kendi çıkarını değil, seni düşünendi, yaralarını sarıp sarmalayandı. Aile dediğin, zor zamanda elini sımsıkı tutandı…

Image-2

Bir zamanlar biz de çocuk değil miydik?
Muhteşem bir naiflik barındıran bu güzel hikayenin herkese ders olması temennisiyle, lütfen çocukları sevelim. Unutmayın her birimiz bir zamanlar çocuktuk… İyi seyirler!

Image-1

Fragman:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

5 Responses

  1. Sezin Nil Tufan Bardakçı dedi ki:

    festival filmi havası sezmedim değil. sen de seversin tuval. hadi izleyelim kızım 😀

  2. Anonim dedi ki:

    hem masum, gülümseten, içten hem de can acıtıcı bir film.

  3. Sema Doğan dedi ki:

    “suçlu olan sen değilsin çocuk. suçlu olan hayat.”

    hüngür hüngür ağlattı. hala annem beni kabak olarak çağırır demiyor mu birde :((

  4. Anonim dedi ki:

    60 dakikada bitip giden ve damaklarda harika bir tat bırakan filmcik

  5. senyor@west.com' senyor tastamam dedi ki:

    çizimler güzel.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.