F1: Bakü’de Horoz Dövüşü

İki horoz bir çöplükte ötmez demiş atalarımız, Formula 1 tarihi bu sözü doğrulayan yüzlerce olaya şahit olmuştur. Metin Mete, Azerbaycan GP’de yaşananları değerlendirdi…

İki horoz bir çöplükte ötmez demiş atalarımız, Formula 1 tarihi bu sözü doğrulayan yüzlerce olaya şahit olmuştur. Teknolojinin zirvesi olan bu sporda yarışan sürücüler de, egosu zirvede olan kişilerdir ve Ron Dennis’in efsane sözüyle “hırslı hayvanlardır”.

Bu yüzden ben hiç bir zaman birbirini seven iki rakip, birbirini seven iki takım arkadaşı gibi sözlere inanmadım. 2010 Türkiye GP’si gibi, 2017 Azerbaycan GP’si de bu olay nedeniyle yıllarca unutulmayacak.

Öncelikle ne olduğunu kısaca hatırlayalım ve sonra olayın yorumuna geçelim;

Güvenlik aracının ikinci kez pistte dolaştığı turların sonuncusunda ilk seferde arkadakilerin baskısına maruz kalan Sebastian Vettel teyakkuz halinde öndeki rakibi Lewis Hamilton’ı takip ederken, 15.virajın çıkışında Hamilton aniden yavaşladı (ya da Vettel öyle düşünüyor) ve Vettel arkadan Lewis’e çarptı.

Aşırı yavaşladığını ve kendisine bir komplo düzenlendiğini düşünen Vettel, anın siniriyle direksiyonu sola çevirip gaza yüklendi ve Hamilton’ın yanına gelip sol elini direksiyondan çekerek eliyle “salladı”. Bu esnada, kask üstü kamerası olmadığından, sağa kasıtlı çevirip çevirmediğini bilmiyoruz ama Alman pilot Hamilton’ın W08’ine çarptı.

Hamilton da kendisine gelen sallamaya el sallayarak cevap verdi ve gazlayarak 16 ve 17. virajları sakin geçti ve sonra gazlayıp Güvenlik Aracı’nın çıkışıyla birlikte yarışına döndü.

Daha sonra kırmızı bayrak periyotunda araçlardaki hasarlar giderilmeye çalışılırken suratlar asık halini korudu. Olayı inceleyen komiserler Lewis’i masum bulurken, Vettel’e 10 saniye dur kalk cezası verildi.

Şimdi adım adım gidelim, Lewis kasıtlı olarak mı yavaşladı? Başlarken brake-test ve tempo belirleme kavramlarını tarif edelim.

Güvenlik aracı periyotunun sonunda, güvenlik aracı ışıklarını söndürdükten sonra tempoyu lider pilot belirler.Yani, arkadakilerin de güvenliğini gözetmek kaydıyla, virajlara gelirken yavaşlayıp hızlanabilir. Burada amaç, arkadaki pilotun boşluğunu yakalayıp bir anda hızlanmak ve aradaki farkı açıp tehlikeden uzaklaşmaktır.

Hamilton’ın bu konuda iyi pilotlardan olduğunu biliyoruz. Örneğin Raikkonen de sıkılgan yapısının sonucu olarak genelde bu periyotlarda kaybeden pilot olur. Alonso ve Vettel ise takipte ve tempo belirlemede iyi pilotlardır.

Fren testi, öndeki pilotun gereksiz bir yerde aniden yavaşlayarak arkadaki pilotu hataya sürüklemeye çalışması durumuna söylenen kavramdır. Söylemeye gerek yok, sportmenlik dışı harekettir ve yasaktır.

Hamilton kasıtlı mı yavaşladı sorusunun cevabına FIA komiserleri hayır cevabını vererek herhangi bir ceza vermedi. FIA ‘kesinlikle’ kasıtlı yavaşlama yok ve hatta gaz kesme bile yok diyor. Buna ben şahsen ikna olmamıştım, görüntüleri izleyene kadar.

Araç üstü görüntüleri dikkatlice izlediğimizde viraja girerken 65 km/s’den itibaren gaz kestiğini, 53km/s’e kadar düştüğünü ve orada kaskının sarsıldığını görüyoruz. Bunu takiben fren yapıp 49’a düştüğünü net görebiliyorsunuz. Bir diğer deyişle fren yaparak apeksi alıyor, gaz keserek dönüşünü bitirdiği anda Vettel hızlanacağını düşünüp gaza basıyor ama tempo belirleyen lider Hamilton gaza basmadığı için ona arkadan çarpıyor.

Bu esnada arkadan darbe yiyen Hamilton refleksle parmak ucuyla frene dokunuyor ve durumu idrak ettiğinde tekrar hafifçe gaza basıyor. FIA açıklamasında Lewis’in üç güvenlik aracı periyotunda da aynı şekilde davrandığını ifade ediyor. Birinci ve üçüncüde Vettel dikkatli olurken, ikincide gafil avlanıyor.

Ferrari hala ikna olmadıysa o verileri incelemeyi istemeli. Günün sonunda lider olduğu için Hamilton tempo belirledi ve Vettel uyanık olmalıydı. Evet FIA tamamen haklı değil, gaz kesme de yok diyorlardı, gaz kesme var ama fren testi net bir şekilde yok. Karar doğru.

Aksi görüş olarak Jackie Stewart, “Lewis Vettel’in frenlerini çok zorladı ve arkadan çarpması kaçınılmazdı. Kaza için Lewis’i suçlamıyorum fakat kimsenin ayağını gazdan bu kadar hızlı çektiğini hiç hatırlamıyorum. Muhtemelen onları şaşırtmak için yapıyordu fakat bu -sürprizin- bedeli ağır oldu” dedi.

Bernie Ecclestone ise, “Bence Hamilton, frenlemek suretiyle Vettel’e sorun yaşatmak ve kazaya sebebiyet vermek istiyordu. Vettel’in tepkisi normaldi çünkü Hamilton’ı, bu hamlesinin nedenini bildiğinden haberdar etmek istedi” şeklinde konuştu.

Jacques Villeneuve de “Neticede Lewis fren testi yaptı, ben de bir zamanlar pilottum ve olanları gördüm” diyerek düşüncelerini dile getirdi. Fakat çoğunluk böyle düşünmüyor elbette.

Vettel’in sonraki hareketine gelince… Hamilton’ın yanına gelip tepkisini eliyle göstermesine sözümüz yok, bunu sık sık bir çok pilot yapıyor. Tartışılacak kısım, sonrasında aracını Hamilton’ın üzerine sürmesi. Ben yarış anında bunu yaptığına ihtimal vermemiştim, sol eli havada olduğu için sağ eliyle aracı kontrol edemediğini düşünmüştüm. Hala da bunu kasıtlı yaptığına inanmakta güçlük çekiyorum ama yarış sonrası demeçlerine bakarsanız bunu hatayla yaptım demiyor. Eğer hatayla yapsaydı bunu söylerdi, bu nedenle komiserlerin verdiği ceza doğru. O da zaten ben neden ceza aldım demiyor.

Normalde komiserler uyarıdan başlayıp kınamayla devam eden ve sezondan diskalifiye etmeye kadar gidebilecek her türlü cezayı verebilirler. İçeriden sızan bilgilere bakılırsa siyah bayrak da tartışılmış ama muhtemelen şampiyonanın gidişatına etkisi nedeniyle ondan bir önceki en ağır ceza olan 10 saniye dur kalk cezasına karar verilmiş.

Burada okurlarımdan şu soru geldi, FIA iki pilotun durumlarını eşitlemek için mi Hamilton pite girince cezayı açıkladı? Tabii ki hayır, iki durum tamamen farklı. Hamilton’ın kafa koruması işi olmasa da Vettel cezasını çekecekti ve şampiyonada 3 puan farkla ikinci sıraya inecekti. Ya da Vettel yandan Lewis’in aracına sataşmasaydı arkadan yanlışlıkla çarptığı için ceza almayacak ve yarışı kazanacaktı.

Vettel’in suçlu bulunmasına rağmen neden diskalifiye edilmediğini soran ve bunu savunanlar da oldu. Buna cevap aslında basit; Vettel’in amacı Lewis’i yarış dışı bırakmak olsaydı bunu kolayca yapardı. Vettel Hamilton’ın aracına zarar vermedi. Eğer aracına hasar verseydi ya da yarış dışı bıraksaydı diskalifiye olurdu kesinlikle.

Futbolda avantajlı rakibi çekerek düşürmekle onun ayağına kramponla basarak kırmak aynı şey değildir. İlkini yapana sarı kart gösterirsiniz ki, tekrar sarı kart alıp kırmızıyla dışarı çıkacağını bilerek caysın. Yolda bir kavga sırasında başkasını iten bir adama amacın öldürmekti diyemezsiniz. Sadece itme nedeniyle ceza verirsiniz ve tekrarlamaması için de dozunu artırırsınız.

FIA da aynen böyle yaptı, 10 sn dur-kalk cezası verdi ve caydırıcı olması için 3 puan ceza puanı ekledi. Caydırıcı oldu mu? Elbette, Vettel Avusturya’da ekstra dikkatli olacak zira alacağı bir ceza Silverstone’dan men edilmesine yol açacak.

Ricciardo eski takım arkadaşının bu hareketini, “Vettel hareket etmeden önce düşünmüyor, muhtemelen hırsına yenik düştü ve böyle bir hata yaptı” şeklinde değerlendirdi.

Gerçekten de Vettel’in F1’deki en sakin pilotlardan birisi olduğunu söyleyemeyiz. Daha önce İngiltere, Malezya ve Meksika’da ceza puanı alacak vukuatları oldu ve bunun da eklenmesiyle kritik bir yere geldi.

Ceza puanı sistemi başladığından beri bu nedenle yarıştan men cezası alan bir pilot olmamıştı, eğer Vettel bunu yaparsa bir ilk olacak. Avusturya’yı es geçse dahi Malezya’ya kadar 5 puanlık riski olacak. Şampiyonluk yarışında bu kadar iddialı olduğu bir yılda böyle bir lüksü olamaz, o yüzden sakinleşmek zorunda.

Olay yaşandıktan sonra değişik kamplardan değişik tepkiler geldi, bunlar bence manidar ve tek tek incelenmeli, yazımda bunları ele almak istedim.

Vettel başta ben ceza aldıysam Hamilton da almalıydı dedi ama tabii ki saçma bir demeçti. Çünkü hatalar farklıydı, cezalar aynı ya da benzer olmak zorunda değil. Sonra sakinleşince Lewis ile telefonda konuşacağım dedi.

Lewis’in buna “Ben konuşmak istemiyorum, cevabımı pistte veririm” şeklinde cevap vermesi tansiyonu düşürmedi. Hal böyle olunca 7 yarış boyunca Vettel’i yere göğe sığdıramayan Hamilton numara mı yapıyordu sorusu geliyor akla. Umarım bir sonraki yarışa iki pilot da sakin gelir.

Olayı yaşayan pilotların agresif demeçlerini anlarım da, akil kalması gereken Niki Lauda’nın şu demecine ne demeli?

“Lewis ona bir gün vuracak ama bu aracıyla değil yumruğuyla olacak. Lewis olsaydım, Sebastian’la yanlış olan şeyin ne olduğunu sorardım.”

“Sebastian yanlış bir şey yapmadığını söyledi. Bu onun için normal bir tepki. Ama sanırım beyni başka bir yerde. Umarım üç gün sonra bunu fark eder.”

Pilotunu kavgaya yönlendirmenin neresi sportmenlik? Neyse ki Lauda’da kaybolmuş olan sağduyu Toto Wolff ve Arrivabene’de henüz yerinde. Wolff olayı yargılamadan önce Vettel’i dinlemek istediğini söyledi, Arrivabene de Mercedes ile ağız dalaşına girmek istemiyoruz dedi. Kısacası yangına bir kaç kova su serptiler.

Mercedes kendi internet sitesinden asıl olarak kafa koruması problemiyle ilgili motive edici bir açıklama yaptı; herkes hata yapabilir, önemli olan birbirini suçlamaktan kaçınmak dendi ve suçlama ve takım çalışmasının birbirine zıt olduğunu duyurdu.

Yazar Matthew Syed’den alıntıladıkları şu söz hem Lewis’in kafa korumasının çıkmasıyla kaybedilen galibiyet için hem de Vettel’in hatası için enfes bir değerlendirme oldu.

“Hata günümüzün kompleks dünyasında kaçınılmazdır. Önemli olan çıkarılması gereken dersleri, değişimin dinamik döngüsü içinde harmanlamaktır”

Bakü’nün dar ve sokaklarında ilk iki sektördeki Ferrari üstünlüğü ve son sektördeki uzun düzlükteki Mercedes motor üstünlüğü oyunun hala ortada olduğunu ve keyifli bir sezon izlemeye devam edeceğimizi gösteriyor.

Motorsport

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Metin Mete

Geçmişte TRT Spor için F1 yorumculuğu yapan Metin Mete, Formula 1 konusunda görüşlerine en çok başvurulan isimlerden. Halen Motorsport için yazılar yazan Metin Mete, aynı zamanda uluslararası bir firmada üst düzey yöneticilik görevini sürdürüyor. | metin.mete@serinletici.com

İlgili Yazılar: