Serinletici Sinema Kulübü: Kubo and the Two Strings

Hikaye anlatmayı sevdiğimiz bir sır değil. Serinletici Sinema Kulübü’nün ilk gününden bu yana cesurca hikayeler paylaştık sizlerle. Sırf kendi hayatımızda başrolü oynayabilelim diye ilham kaynağı oldu bize bu güzel hikayeler ve sıradışı kahramanlar.

Sinema kulübünde bu haftaki ilham kaynağımız, büyük cesaretiyle bizi kendisine hayran bırakan Kubo ve sıradışı hikaye anlatıcılığı… Yer yer biz anlatacağız yer yer sözü ‘Kubo ve Sihirli Telleri’ne bırakacağız…

Geçmişteki büyük trajedi.
Kubo ve annesi, gözlerden uzakta ufak bir mağarada yaşamlarını sürdürüyorlardı. Geçmişte yaşanan büyük trajedi, hem Kubo’da hem de annesinde derin yaralar bırakmıştı. Kubo’nun tek gözüne mal olan o acı olay, onları herkesten uzak bir yaşama mahkum etmişti. Neyse ki hikayeler vardı…

Sihir…
Kubo ve sihirli hikayeleri, kasaba halkının en sevdiği etkinlikti. Kubo, gündüzleri annesinin yanından ayrılarak kasabaya iniyor ve hikaye anlatıcılığına soyunuyordu. Kubo müzik aletinin tellerine dokunur dokunmaz kağıttan yaptığı minik heykeller adeta canlanıveriyordu. İşte Kubo hem kendisinin hem de annesinin yaşamını bu gösterilerden kazandığı paralarla sürdürüyordu.

Tehlikeli saklambaç.
Kubo’nun güneş batmaya başlamadan evde olması gerekiyordu. Bu, yıllardır asla çiğnemediği bir kuraldı. Eğer hava kararmaya başlayınca dışarıda olursa teyzeleri ve dedesi onu bulacaktı. En yakın akrabaları, Kubo’dan ikinci gözünü de çalmanın yolunu arıyorlardı uzun zamandır. Ama ne Kubo ne de annesi, onlara bu fırsatı vermemişlerdi. Hayat onlar için, tehlikeli bir saklambaç oyunuydu adeta.

Acımasızlık!
Yıllar yılı ne kadar dikkatli olsalar da her insan bir gün zaaflarına yenilirdi. Hele de küçük bir çocuksanız… Kubo, ölmüş olan babasının ruhuna erişebilme düşüncesiyle geceyi, gündüzü, güneşi, karanlığı her şeyi unutuvermişti. Ve acımasız teyzeleri onu bulmuştu. İstedikleri tek şey Kubo’nun diğer gözünü de çıkarmak ve onu insanlığa karşı kör etmekti, kendileri gibi acımasız bir yaratık haline dönüştürmekti.

Kötülüğe karşı başkaldırış.
Kubo ise onların istediği şeye dönüşmektense ölmeyi yeğlerdi. Hem annesi hem de Kubo savaşmayı seçmişlerdi. Kötülüğe karşı bir başkaldırıştı onlarınki. En büyük silahları ise kalplerindeki sevgiydi. Bu sevgi, annesinin Kubo için kendisini feda etmesine neden olmuştu.

Yolculuk ve keşfediş…
Hayatta sevdiği herkesi kaybettiğini düşünen Kubo’nun kaderinde macera dolu bir yolculuk vardı. Bu yolculukta ona, bilge bir maymun ve anıları büyüye teslim olmuş bir böcek eşlik edecekti. Ve Kubo hayatıyla ilgili bilmediği sırları bu yolculukta keşfedecekti. Kubo hikayeler anlatmaya devam edecekti, telleri ise sihrini konuşturacaktı.

Küçük bir çocuktu belki ama en büyük gücü kalbindeki cesaretti. Kubo’dan ilham almak için sizce de iyi bir neden değil mi?

İyi seyirler…

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragman:

Facebook Yorumları
Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar: