Serinletici Sinema Kulübü: Mona Lisa Smile

Kadın nedir? Anne midir? Eş midir? Çocukluğundan beri evlilik hayali kuran bir prenses midir?
Biz söyleyelim: Hiçbiri.

Serinletici Sinema Kulübü‘nde haftanın filmi ‘Mona Lisa Smile’ birçoğumuzun görmezden geldiği ‘mutluluk oyununu’ bozup, kadınları pembe panjurlu şirin evlere hapsedenlere savaş açıyor!

İdealist bir kadın.
Katherine Watson, hayallerine inanan bir kadındı. Uzun zamandır da tek bir hayalin peşindeydi: Geleceğin en başarılı isimlerini yetiştiren kız koleji Wellesley’de öğretmenlik yapmak. Kadroda açılan bir boşluk dolayısıyla Katherine hayaline kavuşmuştu. Ama ilk derse girdiği anda hayalleri başına yıkıldı. Wellesley kızlarının hepsi birbirinden akıllı ve birbirinden ukalaydı. Katherine’in işi zordu. Güzel olan şey ise bu genç kadın zor olan her şeye bayılıyordu!

Ukalalar her zaman için cevabını almalıdır.
Kendini çabuk toparlayan Katherine, Wellesley kızlarının ‘ukalalık gösterisi’ne denk bir yanıt verdi. Bundan sonraki amacı; bu akıl küpü kızlara sanatın, dahası yaşamın yanıtını ders kitaplarında aramanın anlamsız olduğunu göstermekti. Bunu yaparken de ders programından biraz şaşmıştı. Bu taşkınlık pek de hoş karşılanmadı. Çünkü bu okul kızlara cesaret vermeyi amaçlamıyordu. Wellesley Koleji’nin tek amacı, burada okuyan güzide öğrencileri gelecekteki evlilik hayatları için akıllı birer ev hanımına dönüştürmekti.

Yanlış yer, yanlış zaman.
Katherine’in idealist hayalleri ile okulun eğitim tarzı örtüşmüyordu. O, kendisi gibi bağımsız ve başarılı kadınlara rehberlik etmek istiyordu. Evlilik evet tabii ki olmalıydı ama insan henüz kendini tanıyamamışken neden bir başkasını tanımak için bu kadar uğraşmalıydı ki? Dahası o, geleceğin başkanlarını eğitmek amacıyla bu okula adım atmıştı. ‘Başkanların eşleri’ ilgisini hiç mi hiç çekmiyordu.

Peki ama öğretmenler de öğrencilerinden bir şeyler öğrenemez miydi?
Anlaşılan Katherine’in öğrencilik yılları geride kalmıştı. Her şeyi çok iyi bildiğini zanneden bu kadın da henüz öğrenemediği bir şeyler olduğunu anlamıştı. Aslında istediği herkesin kendi yolunu bulması değil, ‘kendisinin’ seçmiş olduğu yolda ilerlemeleriydi. Bencilce bir istekti belki ama altında yatan sebepler gayet mantıklıydı.

Başarı dedikleri şey…
Bu genç öğretmen, 1953 yılında hayatını sürdürmekte olan pek çok kadından daha ileri görüşlü ve daha inatçıydı. Onun için başarı; sanattı, kitaplardı, resimler ve heykellerdi. Geç saatte dışarı çıkıp dans etmekti, yaşamı kucaklamaktı. Katherine’in başarı saymadığı tek ölçüt ‘iyi bir evlilik’ yapmaktı.

Seçim sizin.
En doğrusunu bildiğini sanan Elizabeth pişmanlıklarıyla sınandı. Avukat olma hayalleri kuran Joan seçim şansını zorladı. Hayatını kendine özgü tavırlarıyla yaşayan Giselle daha güçlü olabileceğinin farkına vardı. Connie, cesaret etmenin ne demek olduğunu anladı. Bunların hepsi kendi bildiğini okuyan bir sanat tarihi öğretmeni sayesinde oldu. Katherine Watson, Wellesley kızlarının hayatına ‘bilge bir peri anne’ dokunuşunda bulundu. Onlar da kendi seçimlerini yaptılar.

Şimdi sıra sizde. Seçiminizi yapın!
İyi seyirler…

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragman:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar: