Tabular Yıkılıyor: Kan Mavi Değil, Kırmızıdır!

Çocukluğumda, ped veya bebek bezi reklamlarına bakıp “Bu sıvılar neden hep mavi?” diye düşündüğümü hatırlarım. Kan iğrenç ya da pis bir şey değildi ki, herkeste olan, kırmızı bir sıvıydı sadece. Büyüyüp bir reklamcı olduğumda da neden bu reklamlarda doğru renklerin, mesela kan için kırmızı bir sıvı kullanılmadığını çözemedim ama kabullendim çünkü dünya; nüfusun yarısını oluşturan kadınların her ay yaşadıkları bir durumu bir türlü kabullenemiyordu.

Bu nedenle kanı mavi gösterip, “temiz” algısı yaratıyor; kırmızıyı yani kadın olmayı “kirli” olmakla ilintilendirerek kapalı kapılar ardına gömüyordu.

Reklamlar ve blog dünyası bir süredir, bu konuyu kurcalıyor. Bodyform, “Hiçbir kan bizi yıldıramaz” diyerek kan göstermekten korkmadığı bir reklam yapmıştı. Yoga eğitmeni Steph Gongora, beyaz pantolonundaki kan lekesiyle yoga yapıyordu.

Böyle şeyler oluyordu en azından, (aslında zaten son derece normal bir durum olan) adet görmeyi bir normalleştirme çabası vardı ortada. Ama hala, hiç kimse çıkıp da ürün demosunda pedin üzerine kırmızı bir sıvı dökmeye cesaret edemiyordu. Kanı doğru renginde göstermek hala en büyük reklam tabusuydu.

Ta ki yine Bodyform (diğer adıyla Libresse) bu konuda bir şeyler yapmaya karar verene kadar. AMV BBDO tarafından internet için hazırlanan Bodyform filminde kan, gerçekçi bir şekilde betimleniyor. Pedin üzerine bir tüp içerisinden mavi değil; kırmızı sıvı dökülüyor. Bu da yetmiyor, duştaki kadının bacaklarının arasından ince ince sızan kanı da görebiliyoruz. Olacak iş değil!

Aslında kalıplardan sıyrılarak bakmayı becerebildiğinizde ortada iğrenç bir şey yok, inanır mınız? Ha mavi, ha kırmızı aslında. Bir bacaktan akan yol yol kan görüntüsünde de mide bulandıracak bir şey yok. Ortada görünce kriz geçirmemizi, “ama saygı, ama estetik, mahremiyet!” diye bağırmaya başlamamızı gerektirecek hiçbir şey yok. Sadece kan bu, sadece bu kadar ve olay, hep bizim kafamızda bitiyor. Sormak zorundayım ama erkekler de regl oluyor olsa ya da sadece erkekler regl oluyor olsa, adet konusu bu kadar gizli kapaklı mı yaşanırdı? Yoksa erkekler kanlarını “erkeklik” simgesi olarak gururla sergiler miydi?

Filmin cesareti sadece kan göstermesinde değil tabii. Onun dışında, adet görmenin normal olduğunu vurgulayan pek çok hoş detay var. Sınıfta bir çocuk kıza ped vermesi, kadının ağrısı yüzünden işe gelmeyeceğini söylediği mesaj gibi. Bunlar normal ve sıradan şeyler aslında ama nedense ped reklamları, beyaz taytıyla plajda koşturan ve eğlenmeye devam eden kızlardan öteye geçemiyor genelde.

İşin doğrusunu; sadece ergenlerin değil; çalışan, çalışmayan, çocuk sahibi ya da çocuksuz, genç ya da orta yaşlı, belli bir yaş öncesi tüm kadınların- regl gerçeğiyle yaşıyor olduğunu ekrana getirmeyi başaramıyor ped reklamları. Bir babanın kızına ped almasını, karın ağrılarını, regl olunca hiçbir şey yapmak istemeden evde oturmayı, ruh hali değişimlerini anlatmıyor sıradan ped reklamları. Regl olduğunda voleybol oynamak ve hayata devam etmek yumuşaklığında kalıp, samimiyet gösteremiyor. Kanı kırmızı bile betimleyemiyor, düşünsenize.

Regli Normalleştirme Çabası
Bu nedenle, aslında bence gördüğümüz sadece samimi ve gerçekçi bir reklamken, “cesur” reklam addediliyor. Zira dünyamızın en büyük tabularından birini kırıyor. Zaten filmin esas amacı bu: Regli normalleştirmek. Film sonunda geçilen yazı manidar: “Regl kanının görülmesi kabul edilemez. – Dünya Çapında TV Yayın Otoriteleri, 2017” Ekran bu yazıyla kırmızıya düşerken mesaj çıkıyor: “Regl olmak normaldir. Bunu göstermek de normal olmalı.”

Filmin yönetmeni Daniel Wolfe, sınıflarda kızların tamponu sanki uyuşturucuymuş gibi gizlice birbirilerine geçirmeyeceği günler hayal ediyor. Bu nedenle insanlara, ne düşünmeleri gerektiğini söylemek yerine cinsiyetten bağımsız bir tartışma platformu sağlayarak yeni bir “normal” yaratmaya yardım etmeyi umduklarını söylüyor.

Sinematografik anlamda da kırmızı desenler ve kan metaforlarıyla vurguyu güçlendiren film; bu konularda nispeten daha hoşgörülü olan İskandinavya için çekilmiş, internet üzerinden ve sosyal medya platformlarında yayınlanıyor. 20 saniyelik kısa versiyonu ise İngiltere’de yayına girdi. Bodyform (Libresse), reglin normalleşmesi için çalışmalarına devam edeceğini ve 3 kısa film daha geleceğini belirtiyor.

bigumigu.com

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar: