Kafanızı dağıtmanın 3 yolu

Kafamız çok fazla bilgiyle dolu ve oldukça meşgul. Peki, beynimiz bu aşırı meşguliyeti yüzünden bir çeşit hazımsızlığın kıyısında olabilir mi?

Ne yazık ki bu sözleri artık sık sık duyuyoruz: “Artık ne düşüneceğimi bilemiyorum“, “Zihnim çok dolu“, “Kafam çok yoğun“, “Neredeyse beynim patlayacak“… Aslında bu yakınmalar doğru. Günümüzde birçok farklı bilgiye maruz kalıyoruz; çelişkiler, inkarlar, dedikodular, klasik medya ile internet arasındaki sessiz savaşın arasında kalıyoruz, üstelik de zaman hızla akıp gidiyor. Her gün düzenlememiz gereken dev bir bilgi yığınıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu birikimler zihnimizi tıka basa dolduruyor. Bazense kötülüğün içeriden geldiğini fark etmiyoruz.

Kendimiz veya başkaları hakkındaki düşüncelerimiz kaygı yaratabiliyor, suçlayıcı veya değersizleştiren bir şekilde olabiliyor. Zihnin çok dolu olması durumunu psikologlar, aşırı bilgi ve olumsuz düşünceler tarafından zehirlenme olarak tanımlıyorlar. Kargaşa dolu dünyada, büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağda, zihnimizi tazeleyip kafamızı boşaltmamız acil ve gerekli bir eylem. Öncelikle kendinizi bulmalısınız. Sizleri ruhsal detoksa davet eden üç alıştırmamız var.

1- Sizi tıka basa dolduran kelimeleri atın
Son birkaç yıldır, yazı yazma kişisel gelişimde önemli bir yer tutuyor. Geçmişi düzeltme, şimdiyi inşa etme ve geleceğe hazırlanma için iyi bir yöntem. Hatta bazen olayları çözümlemek için kendimize ayna tutmayı sağlıyor. Kalem, birkaç dakika içerisinde kafayı boşaltmayı sağlayan bir araç olabilir.

Alıştırma: Bir kağıt alın ve sansürlemeden, düşünmeden yazınızı akışa bırakın. Cümle kurmaya, düşüncelerinizi sıralamaya çalışmayın. Kelimeleri olduğu gibi yazın, ifade etmekten kaçınmayın. Kağıdınız dolduğunda, yaklaşık 2 dakika sonra, ara verin, gözlerinizi kapayın ve derin bir nefes alın. Gözlerinizi açın ve kağıda bakın. Analiz yapmadan, kendinize sorun: “Kendime nasıl bir mesaj vermek istiyorum?”

2- Gözleriniz ile yürüyün
Kant’ın Königsberg Bahçeleri’ndeki uzun yürüyüşleri, Henry Thoreau’nun orman yürüyüşleri, Jean-Jacques Rousseau’nun yürüyüş yaparak gerçekleştirdiği seyahatleri… Filozoflar genellikle doğa yürüyüşleri yapıyorlar. İlham verici olduğu kesin, ama neden? Çünkü kafamızdaki parazit düşüncelerden kendimizi kurtarmamız, kafamızı boşaltmamız için sakin bir yürüyüş en iyi alıştırma. Yürüme, sadece ayakların hareketi değil, ruhsal olarak hafifleten ve aynı zamanda da gözleri harekete geçiren bir eylem. Doğada yürüyüş yaparken veya başka huzur verici bir yerde yürürken, ağaçlardan, çalılardan, çiçeklerden, sütunlardan etkileniyoruz. Bu göz hareketleri, beynin iki yarımküresini eşzamanlı hareket ettirir, duygusal şok, olumsuz düşünceler ve sabit fikirler sebebiyle gerçekleşen nöronların blokajını kaldırır ve devamında nöronları yeniden organize eder

Bu buluşun temelleri yaklaşık 20 sene önce Amerikalı Psikolog Francine Shapiro’nun parkta yürüyüş yaptığı sırada atıldı. Shapiro EMDR yani “göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme” terapisinin öncüsüdür. Sonuç olarak ormanda yapılan bir yürüyüş doğal bir EMDR seansı gibidir.

Alıştırma: Kendinize 20 dakika ayırın ve dışarı çıkın. Dilerseniz bunu ilk başta evde de yapabilirsiniz. Ne yavaş ne de hızlı, normal bir tempoda yürüyün. İki dakika boyunca diyaframınızı gevşeterek nefes almanıza odaklanın; ağır ağır, derin derin. Soluk alıp vermenizden başka bir şey düşünmeyin. Bu fiziksel durum içsel gerginliklerinizi dindirir. Daha sonra yürümeye devam edin, kafanızı çevirmeyin ve sadece gözlerinizi hareket ettirerek sanki bu çevreyi ilk kez görüyormuşçasına etrafınızdaki şeyleri inceleyin. Yavaş yavaş düşünceleriniz berraklaşacak.

Ä°lgili resim

3- Olumsuz düşüncelerinizi hazmedin
Olumsuz duyguları hem vücutta hem de kafada bloke edin. Zor durumlar, çatışmalar, duygusal şoklar… Bu duygulara genellikle unutmayı isteyeceğimiz hoşnutsuz fiziksel duyumlar eşlik eder. Eğer bu duygular, bağlı oldukları olumsuz duyumlarla birlikte geçmiyorlarsa, psikosomatik yaklaşımlar konusunda uzmanlaşan psikologlar bunların fizyolojik sebepleri yani önemli sağlık sorunlarından kaynaklı olabileceğini söylüyorlar. En iyi yöntem ise sindirmek!

Alıştırma: Sizi zorlayan, tarif edemediğiniz öfkelerinizi, çözülmemiş çatışmalarınızı bir kağıda yazın.
İş arkadaşınızla alakalı düşüncelerinizi, eşinizle ilgili fikirlerinizi, arkadaşınızla olan kavgalarınızı… Herhangi bir kağıda, “Hazmedemediğim” diye başlayarak son üç aydır başınıza gelen şeyleri yazın.
1. …………………………………………………………….
2. …………………………………………………………….
3. …………………………………………………………….
4. …………………………………………………………….
5. …………………………………………………………….

Olabildiğince net bir şekilde, hayatınızda sindiremediğiniz şeyleri yazın. Gözlerinizi kapayın ve yavaşça nefes alın. Her durumu görselleştirin, bu duruma ait yeni duygunuzu hissetmeye çalışın ve şunu yazın: “Şunu hissettim ………………..” Derin bir nefes alın, nefesinizi yavaşça verin.

Yazı: Erik Pigani Derleyen: Ekin Nazlı / psychologies.com

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...