The Interview (2014)

Share

Hakkında o kadar konuşulup edildi ki.. Önce Sony, Kuzey Kore’den olduğu sanılan (büyük ölçüde de ispatlanan) siber saldırılara maruz kaldı, ardından sinemalarda geri çekildi. Yine yetmedi, belki de hiçbir zaman izlenemeyeceğine dair söylentiler çıktı. Ve iş, bana kalırsa burada kopmaya başladı.

image

Başta ABD’nin başkanlık düzeyinde verdiği ifade özgürlüğü vurguları sektörün diğer önde gelenlerini The Interview’ı Sony’den satın alıp yayınlama noktasına iterken bir anda Sony tüm bu “çekincelerinden” vazgeçerek sinema başta olmak üzere tüm yayın kanallarına filmi geri ekledi. Dolayısıyla ortada müthiş bir viral reklam oluştu. Ama bu, Sony tarafından başından beri mi planlanmıştı yoksa özgürlüğün önüne geçemeyeceğini anlayınca kendi priminden kendi mi faydalanmak istedi Japon firma? Muhtemelen ilki ağır bassa da hiçbir zaman bilemeyeceğiz diyerek şöyle bir içeriğe göz atıyoruz.

Amrerika’nın klasik tonight şovlarından birinin sunucusu Dave Skylark (James Franco), magazinsel gündemlerle piyasada olmaktan şikayet etme seviyesine gelen yapımcısı Aaron Rapaport’a (Seth Rogen) harika bir hediyeyle; Kuzey Kore diktatörü Kim Jong-un’un kendi programlarına olan hayranlığını belirten bir yazı ile gelir. Hayal alemindeki Rapaport, Kuzey Kore’nin dünyayla olan küçük bir bağlantısından faydalanarak Kim Jong-un ile röportaj yapmak istediklerini iletir ve yetkililerle eşi benzeri görülmemiş bir görüşme yeri/şekli ile Kim Jong-un röportajını kopartır.

Olumlu-olumsuz yorumlar, o bizi çekemiyor, işte bu kadar başarılı olacağızbağrışlarının arasından uyanılan bir sabahta ortaya çıkan çekici CIA ajanı Lacey, Dave Skylark ve Aaron Rapaport’un -olması gereken- gerçek gündemlerini sunar: Kim Jong-un’u öldürmek.

İkilinin Kuzey Kore’ye gidişleri, halkın aslında diktatörlüğü benimsemeyişi, Skylark ve Kim Jong-un’un “dostlukları” derken tahmin edilebilene doğru giden filmin konusunun devamını size bırakıp unsurlarına dönecek olursak karşımıza ilk çıkan şey elbette ki komedi oluyor. Hafif salaklık çevresine kurulu güldürme çabalarını saymazsak size sağlam güldürme durakları da tanıyor The Interview. Aksiyonu da hesaba kattığımızda evet araya serpiştirdiğim birkaç memnuniyetsizlik belirtici ayrıntıyı görmezden gelerek akıcı olarak takip edebiliyorsunuz 112 dakikayı.

Kim ne derse desin (bu kim o kim değil tabii) The Interview’dan gelecekte hatırlanacak bir şey olacaksa o da ortaya çıkan aşırı reklam. Viral olarak oturup tasarlanmış bile olsa bir yere kadar içerik yaratılarak elde edilebilecek başarı halkın oyuncağını önce gösterip, sonra elinden alarak ve sonunda yine ortaya bırakılmasıyla hayal dahi edilemeyecek bir kartopuna dönüştü şu soğuk kış günlerinde. The Interview evet bakılabilecek, eğlenceli bir film olmuş ama tek başına bu noktaya gelebilmesi vurgulayarak söylememiz gerekirse im-kan-sız-dı!

Tolga Erbak