Biraz Entrikaya Ne Dersiniz?

Son zamanlarda sıklıkla kurduğum cümlelerden biri şu: ‘House of Cards mı izlesek?’ İtiraf etmeliyim ki, gerilim düşkünlüğümüzü bolca besleyebileceğimiz dizi, şu sıralar hayattaki önceliklerim arasında.

image

Yeni bir dizi demek, yeni bir kan, yeni bir macera demek. Eğer ki macera arayışındaysanız size tavsiyem: House of Cards! Koltuğunuza çekilin, battaniyenize sarının, ışıkları kapatın ve Beyaz Saray koridorlarında süregelen türlü dalaverelere ortak olun.

Dizinin bir başrol karakterleri var ki hayran olmadan edemiyor insan. Bazen şaşkınlıkla, ‘Yok daha neler’ diyorsunuz. Sonra içinizden bir ses ‘Sen olsaydın ne yapardın?’ diye usulca mırıldanıyor. Cevap yok. Ama bazen sessizlik de çok fazla şey anlatabilir… Güç ve hırs bir araya gelince çok tehlikeli olabilen bir ikili. Uzak diyarlardan bile kulağınıza çalınabilir tehlike çanları.

Bu ikiliye-güç ve hırs-bir parça bulaşan en naif insan bile payına düşeni ceplerine bolca doldurmadan edemez. Açgözlülük doğamızda var. İnsanlığın parolası: Hep daha fazlası!

Dizinin başrollerini Frank, Claire, hırs ve güç süslüyor. Ya hep birlikte hayatta kalacaklar ya da gemiyle birlikte derin sulara gömülecekler. Merak her saniye hat safhada; sıkılmanın ise bahsi bile geçemez. ‘Ya avsın ya da avcı’ temasını dizinin her anında hissediyorsunuz. Hatta bazen soğukkanlılık kanınızı dondurabiliyor, elleriniz buz kesebiliyor.

Hayatta ne istediğini bilmek önemlidir. Ve profesyonellik… Tabii matematik de… Zekayı unutmak ise mümkün değil… Bunların hepsinden bir tutam ile bir krallık yaratabilirsiniz. Ama söz konusu iskambil kağıtlarından bir krallıksa bunların hiçbirine güven olmaz. Biraz politika, biraz entrika, dahiyane bir senaryo, kusursuzca işlenmiş karakterler: House of Cards’ın dünyasına hoş geldiniz!

Neval Kurtulmuş