Bir Türk Kızının Anatomisi: Kocan Kadar Konuş

Görevimiz: Tehlike. Şifremiz: 3K. Yani Kocan Kadar Konuş. Bekarsanız işiniz zor. Hele bir de 30 yaşına gelip de hala bekarsanız suçunuz büyük. Cezanız ise karşınıza çıkan en uygun adayla evlenmek.

Okuduğunuz bir kitap filme uyarlanırsa gitmek şarttır. Kocan Kadar Konuş’un filminin çekileceğini duyduğumuz andan itibaren bu kaçınılmaz sona doğru yaklaşıyorduk. Kitapları sinemaya uyarlamak riskli bir iş. Kitaptaki öykü göklere de çıkarılabilir, yerden yere de vurulabilir. Biraz şans ve fazlaca deneyim işi. Okurların kafasında yarattığı dünyayı yıkmadan Güneş ve Ay’ın parlaklığını da yansıtabilmeli başarılı bir yönetmen.

Filmde tam olarak böyle bir parlaklıktan bahsedemeyiz tabii. Yine de ışıltılı birkaç sahne yok değildi. Bir başyapıt beklentim olmadığından hayal kırıklığım da olmadı. Film için en büyük övgü, ‘kitaba sadık kalması’ olarak düşünülebilir. Yönetmen Kıvanç Baruönü de bunun farkına varmış olacak ki ‘Kitabı Filmiyle Yargılama’ sloganını bir kapı arkasına iliştirerek izleyicilere mesaj vermeyi ihmal etmemiş. Kitaptaki evlere şenlik ailenin eğlenceli bir şekilde filme uyarlanmış olması alkışı hak ediyor.

Şebnem Burcuoğlu’nun aynı adlı kitabından beyazpedeye uyarlanan Kocan Kadar Konuş, hayata bir mola tadında, eğlenceli mi eğlenceli bir film. Birçoğumuzun aklındaki ‘kız filmi’ algısını alıp kahkahalarla uzaklara götürüyor. Ara sıra abartılı sahneleriyle de göze batmıyor değil.

Ezgi Mola’nın doğallığı filme ne kadar yakıştıysa Murat Yıldırım’ın oyunculuğu da biraz yapmacık kalmış. Kitabı okuduğumda daha güçlü ve kararlı bir Sinan beklemiştim halbuki. Ara sıra bir hayalet gibi ortaya çıkan nostaljik Sabahattin Ali diyalogları filmde en beğendiğim sahnelerdi. Muhammet Uzuner’in oyunculuğunu ayakta alkışlamak gerekiyor, çünkü gerçekten de eski İstanbul beyefendilerine has bir kibarlıkla sizi siyah-beyaz zamanlara götürüveriyor.

’30 ve Bekar’ olmak Türk toplumunun adeta kanayan yarası. 30 yaşına gelmiş ve evlenmemiş kızları rafa kaldırmak gibi bir sorunumuz var. Bu kuralı kim koydu bilmiyorum ama sanki anayasaya bile kazınmış. Oysaki yurtdışında ’30 and Flirty’ tarzında hoş deyimler vardır. Bizdeyse 30’a geldin mi, otur derdine yan. Dolayısıyla birçoğumuz hayatından tanıdık birkaç kesit bulmuştur.

Sex and the City’nin güzel repliklerinden biri filmi (kitabı) özetliyor: “Belki insanları gelin, damat, koca, eş, evli, bekar diye markalarken; markanın ötesinde kişinin kendisine bakmayı unutuyoruz.”

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.