Külkedisi Masalı

Külkedisi masalını bilmeyen yoktur. Cam ayakkabı, peri, hizmetçi kız, üvey kardeşler, balkabağı fayton, prens… Bunları biliyoruz ama sanırım günlük yaşamın koşturmacasında masallara ayıracak zaman bulamıyoruz. Ya da büyüdük ve masallara olan inancımızı yitirdik.

Ama bugün inancımızı tazelemek için harika bir gün. Bugün, Külkedisi’nden Uyuyan Güzel’e kadar pek çok güzel masalın yazarı Charles Perrault’nun 388. doğum günü. Gelin hem bu mükemmel yazarı analım hem de masallara olan inancımızı yeniden kazanalım…

Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, çok uzak diyarlarda güzeller güzeli bir kız yaşarmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızıyla birlikte gelip eve yerleşmiş. Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış.

Ona bir kardeş gibi davranmak yerine bütün işleri üzerine yıkmışlar. Ev işleri bittikten sonra bile kızın onlarla oturmasına izin verilmiyormuş. Akşamları, mutfakta, sönmekte olan ocağın önünde duruyormuş tek başına, ellerini küllere doğru tutup ısınmaya çalışarak. Bu yüzden üvey kız kardeşleri ona “Külkedisi” adını takmışlar.

Bir gün iki kız kardeşe sarayda verilecek bir balo için davetiye gelmiş. İkisi de heyecandan deliye dönmüşler. Herkes prensin evlenmek istediğini biliyormuş. ‘Bakarsın ikimizden birini seçer, belli mi olur?’ diye düşünmüşler. İki kız kardeş de kendilerini mümkün olduğunca güzelleştirmek için hemen kolları sıvamışlar.

Balo akşamı, üvey kardeşleri gittikten sonra Külkedisi mutfakta oturmuş ve için için ağlamaya başlamış. “Neyin var, neden ağlıyorsun Külkedisi?” diye sormuş bir kadın sesi. “Ben de baloya gitmek istiyordum” demiş hıçkırarak Külkedisi. “Gideceksin öyleyse” demiş ses.

Külkedisi duyduğu sese doğru dönüp bakmış, şaşkınlıktan donakalmış. Güzel bir kadın duruyormuş yanı başında. “Ben senin peri annenim” demiş kadın. “Şimdi kaybedecek zamanımız yok! Bana bir balkabağı getir hemen!” Külkedisi bir balkabağı getirmiş. Peri annesi sihirli değneğiyle dokununca, balkabağı birdenbire altından bir fayton oluvermiş.

“Şimdi de altı fare…” Külkedisi altı fare bulup getirmiş, peri annesi onları hemen ata dönüştürmüş. “Bir sıçan…” Onu da arabacı yapmış. “Ve altı kertenkele…” Onları da faytonun arkasında koşacak altı uşağa çevirivermiş. Nihayet Külkedisi’ne gelmiş sıra. Peri değneğiyle bir dokununca Külkedisi’nin yırtık, pırtık giysileri nefesleri kesecek harika bir elbiseye dönmüşmüş. Ayaklarında bir çift camdan ayakkabı pırıl pırıl parlıyormuş.

“Bir şey var yalnız” demiş Peri. “Gece yarısına kadar eve dönmelisin. Saat on ikide elbisen tekrar eski giysilerine, faytonun balkabağına, atların fareye dönüşecek. Prensin bunu görmesini istemezsin. Şimdi git, dilediğince eğlen.”

O gece Külkedisi balonun yıldızı olmuş. Baloya katılan kadınlar onun elbisesini çok beğenmişler ve terzisinin adını öğrenmek için ona yalvarmışlar. Beyefendilerin hepsi onunla dans etmek için birbirleriyle yarışmışlar. Prens ise görür görmez Külkedisi’ne aşık olmuş!

Saatler saatleri, dakikalar dakikaları kovalamış ve Külkedisi saat tam on ikiyi vuracağı sırada evde olması gerektiğini hatırlamış. “Gitme!” diye seslenmiş prens arkasından, ama Külkedisi bir an bile durmadan koşup oradan uzaklaşmış. Arkasında camdan ayakkabısının tekini bırakarak…

Sokağa çaktığında elbisesi tekrar eski elbiselerine dönüşmüş. Geriye kala kala camdan ayakkabıların bir teki kalmış. O gece Külkedisi uyuyana kadar ağlamış. Hayatının bir daha asla o geceki kadar harika olamayacağını düşünüyormuş. Ama bu doğru değilmiş. Ertesi sabah prensin adamları ev ev dolaşıp, merdivenlerde bulunan cam ayakkabıyı tek tek bütün genç kızlara denetmişler. Sıra Külkedisi’nin evine gelmiş. Üvey kardeşleri ayakkabıyı denemişler, olmamış.

Tam oradan ayrılacakken adamlardan birinin dikkatini evin hizmetçisi çekmiş. “Hanımefendi, bir de siz deneseniz?” diue sormuş. “O mu deneyecek? Ne münasebet!” diye haykırmış üvey kardeşler. Buna rağmen cam ayakkabı Külkedisi’nin ayağına tam olmuş. Prensin adamları, Külkedisi’ni saraya prense götürmüşler.

Aşık olduğu kızı karşısında gören prens, Külkedisi’ne evlenme teklifi etmiş. Külkedisi de bu teklifi kabul etmiş.

Ve sonsuza kadar mutlu yaşamışlar…

SON

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.