Serinletici Sinema Kulübü: The Little Prince

Serinletici Sinema Kulübü’nde bu hafta kendinizi mükemmel bir hikayenin içinde bulacaksınız. Küçük, yalnız bir kıza arkadaş olacaksınız. Birlikte çocukluğunuza doğru unutulmaz bir maceraya çıkacaksınız. Bu macerada bir pilot ve bir tilki eşlik edecek size. Tabii bir de Küçük Prens… Serinletici Sinema Kulübü haftanın filmini gururla sunar: The Little Prince.

The Little Prince (Küçük Prens), çocukluğumuzun kitabı. Yıllar sonra bir animasyon ile çıktı karşımıza. Eski bir dostu görmüş gibi sarıldık hemen. Bu kez Küçük Prens’in hikayesine küçük bir kızın gözünden bakacağız. Bu hayattaki tek görevi ders çalışmak olan küçük ve yalnız bir kızın gözünden…

Biraz geriye gidelim. Olaylar tam olarak şöyle gelişti: Her şey küçük kızın yan komşularıyla tanışmasıyla başladı. Herkes tarafından garip bir ihtiyar olarak tanınan ‘pilot’, kıza başından geçen ilginç bir hikayeyi anlattı.

Ve kızın hayattaki en büyük amacı, hikayedeki Küçük Prens’i bulmak oluverdi.

“Ah şu yetişkinler… Hiçbir şeyi kendi başlarına çözemiyorlar.”

Küçük kız, yetişkinlerin dünyasına adım attı. Her biri gri bir yaşama hapsolmuştu. Ve tabii Küçük Prens de… Kim olduklarını unutmuşlardı. Dahası bir zamanlar çocuk olduklarını da unutmuşlardı. Onların dünyasında çocuklara, hayallere ve mucizelere yer yoktu.

Küçük kız ve Küçük Prens el ele verdiler. Zaman zaman korksalar da cesurca davrandılar, vazgeçmediler. Hiçbir şeyi şansa bırakmadılar. Birçok sınavdan geçtiler, her birinde en başa yani ‘çocukluklarına’ döndüler.

“Çocuk olmayı ne zaman unutacaksın?” diye hayıflananlara, “Hiçbir zaman” cevabını verdiler ve çocuk olmaktan hiçbir zaman vazgeçmediler. Sonra… Yıldızlar geri döndü. Gökyüzü ışıl ışıl oldu.

Gökyüzüne bakan herkes kendini hayallerin içinde buldu.

Siz siz olun, büyüseniz bile içinizdeki çocuğu asla kaybetmeyin. “Umutsuz vakasın sen” diyenlere Küçük Prens’in cevabını verin: “Umutsuz vaka değilim, umut doluyum” deyin. Saçlarınıza beyazlar düşse bile Küçük Prens’in elini hiç bırakmayın. Çocukluğunuzu unutmayın. Kahkahalarınızı unutmayın.

Çünkü asıl sorun büyümek değil, unutmaktır.

Fragmansız olmazdı:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

12 Responses

  1. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Çocukluğumun kahramanı Küçük Prens.

    Her çocuk büyümek ister ama Küçük Prens bu büyümeye karşıdır. Anne ve kızın geçirdiği hikayede nasıl küçük kızın tüm hayatı planlanmıştır işte bu büyümedir. Ama yaşlı adamla tanıştığı gibi hayatı değişir ve çocukluğunu yaşar minik kız. Olması, yaşaması gerektiği çocukluğunu.

    Küçüklere masallardan büyüklere masallara terfi eder Küçük Prens. İnsanın gözleri dolar dokunsalar ağlayacak hale getirir.

    Çok güzel bir seçim Nevalcim. Bir o kadar da güzel bir yazı. İzlemiştim, tekrar izleyeceğim. Hiç izlememişim/ hiç okumamışım gibi.

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      Beğenmene sevindim Nilcim. Gerçekten mükemmel bir kitap ve animasyonu da çok güzel olmuş. Hakkında yazacak çok şey var tabii ama en genel hatlarıyla anlatmaya çalıştım hikayeyi. Sinema kulübünde yer alması kaçınılmazdı, doğru zamanı bekliyordu sadece:)

  2. Selim Kamitoğlu dedi ki:

    İzledim bile. Çok güzel yazı ve film 🙂 Öncelikle bu akşam çok güzel bir uyku uyuyacağım. Küçük Prens ve masal kelimeleri bir arada birbirleriyle varlar adeta.
    Masalı küçük kız ve havacının öyküsü içerisinde takip etmek çok hoş oldu. Ayrı bir animasyon izlerken Küçük Prens sayfaları gözlerimizin önünden geçti adeta.

    • Sezin Nil Tufan dedi ki:

      Çabuk bir izleyiş olmuş. Benim açıkçası daha çok uykumu açardı ilk kez baksam ama masala kendimizi bıralmışız belli ki 🙂

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      Evet öyle rahatlatıcı bir yanı var değil mi? Küçük Prens, içimizdeki çocuğun başında nöbet tuttuğu sürece, biz de bol yıldızlı rüyaların içinde rahatça gezineceğiz:) Beğenmene sevindim.

  3. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Ayrıca yeniden izlediğimi de belirtmem lazım. Bu kadar başarılı bir animasyonu olur da siz de izlediyseniz tekrarlamaktan haz etmeseniz bile bir istisna yapın. Bu satırları okuyup izlemenizin ardından dünya gözünüze biraz daha güzel gelecek ve bunu her tekrarladığınızda aynı duyguları tadacaksınız.

  4. Sema Doğan dedi ki:

    Çocukluğunuzu yaşayın, yıldızlara bakın ve mutlu olun… Prens’i hiç unutmayarak 🙂

  5. Nilüfer Çökmez dedi ki:

    Güzel seçimlerden biri daha Peri Kızı : ) İçimizde ki çocuğu kaybetmediğimiz sürece dünya aslında daha yaşanılabilinir olacak. Çocukluğumuza yüreğimizle bakmaya devam edelim ki içimizdeki çocuk her zaman yaşasın..Küçük Prens’in elini bırakmıyoruz ve umut dolu hayata bakmaya devam ediyoruz…: )

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      “Çünkü asıl sorun büyümek değil, unutmaktır” demiş bir bilge pilot. Yetişkinler olarak ders alsak hiç fena olmaz, değil mi? 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.