Serinletici Sinema Kulübü: The Birdcage

Serinletici Sinema Kulübü’nün ilk gününden bu yana, hayata bir tutam cesaret katmanın harika bir fikir olduğunu düşündük. Farklılığı eleştirmek yerine hayranlığımızı dile getirdik. Tekdüzeliğe karşı amansız maceraların peşinde sürüklendik.

Pazartesi gecesi sineması, bizim için pazartesi gecesi macerasına dönüştü. Şimdi saatler yeni bir maceranın peşinden giderken, haftanın filmi ‘The Birdcage’ sizlere bir soru soruyor:

Cesaretiniz var mı ön yargılarınızı yıkmaya?

Goldman ailesiyle tanışmalısınız!
Goldman ailesi anne, baba ve çocuktan oluşan bildiğimiz ailelerden farklıydı. Ailenin tek çocuğu Val Goldman, eşcinsel ebeveynleri tarafından el üstünde büyütülmüş bir çocuktu. Goldman ailesinin reisi Armand, Güney Miami sahilinde ‘Birdcage (Kuş Kafesi)’ adlı bir gece kulübünün sahibiydi. Armand’ın sevgilisi Albert ise, gece kulübünün yıldız sanatçısı Starina idi. Onları tanıyan herkes, göz alıcı bir aile oldukları konusunda hemfikirdi.

Sürpriz(!)
Günün birinde Val’in yapmış olduğu sürpriz duyuru, Goldman ailesinin evine bomba gibi düştü: Val yalnızca 20 yaşındaydı ve evlenmek istiyordu! Daha çocuk denilebilecek bir yaştaydı, böylesine ciddi bir konu hakkında ne bilebilirdi ki? Ama kafasına koymuştu bir kere; Barbara’ya aşıktı ve onunla evlenecekti. Yalnız ortada ufak bir problem vardı: Barbara muhafazakar bir senatör olan Kevin Keeley’nin kızıydı.

Fazlalıklardan kurtulma vakti.
Val’in sürprizleri bununla da sınırlı kalmamıştı. Barbara’nın ailesi Goldman’ları ziyarete geliyordu. Doğal olarak Armand’ın evdeki fazlalıklardan kurtulması gerekiyordu. Sıra dışı sanat eserlerinden, parıltılı giysilerden ve tabii ki sevgilisi Albert’tan!

‘Drama kraliçesi Albert’
Tam anlamıyla bir drama kraliçesi olan Albert için işler bu kadar basit değildi. Bu aileye layık olmadığı düşüncesi onu yiyip bitirirken hınzırca bir düşünceyle büyük bir değişikliğe gitmeye karar verdi. Madem ki Val’in annesi olamıyordu, o halde Val’in amcası olarak Goldman’ların safındaki yerini alacaktı. Tabii bu kusursuz plandaki tek eksik, Albert’ın doğasına ters olan maskulen tavırların hesaba katılmamasıydı.

Mrs Coleman bilmecesi…
Albert’ın amca olmak için yaratılmadığını düşünen Armand ve Val, planda değişiklik yapmaya karar vermişlerdi. İşler ne zaman çığırından çıktı diye sorsaydınız; işte bu an, derdik sizlere. Val’in gerçek(!) annesinin bir türlü sahneye çıkamaması, senatör Keeley ve eşinin meraklanmasına sebep olmuştu ve merakları, Mrs Coleman’ı (Goldman) görünce daha da arttı. Bu kadında çözemedikleri bir şey vardı. Senatör Mrs Coleman’a adeta hayran olurken, Mrs Keeley bir tuhaflık olduğunu sezmişti.

Yalanlar ve gerçekler.
Hayatta her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğu anlar vardır. Tıpkı Barbara ve Val’in evliliğinin daha başlamadan bitebilmesi ihtimali gibi… Mrs Coleman’ın gösterişli tavırlarına karşın yalancının mumu yatsıya kadar yanıyordu. Gerçekler kapı zilini çalarken, yalanlar kendilerine kaçacak yer arıyorlardı.

‘Farklı Dünyalar Masalı’
Val ve Barbara, Louise ve Kevin, Armand ve Albert… Onlar farklı dünyaların insanlarıydı belki; ama aynı dünyada yaşıyorlardı. Ve böylesine büyük bir ön yargı için, fazlasıyla küçük bir gezegendi nefes aldığımız evren. Dahası sevmek çok kolaydı, karşımızdaki insanın cinsiyetini yargılamadan ve yadırgamadan.

Dünyaya farklı pencerelerden bakan bu birbirinden farklı insanlar; kendilerine küçük bir mutluluk penceresi açtılar. Ve belki de o pencerenin pervazına yaslanıp, sonsuza kadar mutlu yaşadılar…

Sanıyoruz ki insanları koca, eş, evli, bekar, eşcinsel, evde kalmış diye nitelerken; kişinin kendisine bakmayı unutuyoruz. O kişinin içindeki güzelliği gölgeliyoruz. Hadi, ön yargılarımızı yaka paça savurup atalım kalbimizden. Nefret ederek değil, severek yaşayalım!

İyi seyirler…

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragman:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

6 Responses

  1. Selim Kamitoğlu dedi ki:

    “Kadın ve erkek” dünyada iki farklı cinsi biyolojik olarak belirleyen bir çeşitlendirme. Ancak konu duygusal birlikteliğe geldiğinde mahafazakarların inandıklarının aksine sınırsız ihtimaller mevcut. Bir insanı bir insana bağlayan çoğalma içgüdüsünün ötesinde bileşenler mevcut. Çok taktir ettiğim Robin Williams ve kıymetli rol arkadaşları bize bunu Birdcage’te çok güzel bir şekilde açıklıyor.

    Çok önceden izlemiştim. Sinema kulübümüz ile yeniden bakmak bir şereftir.

  2. Sezin Nil Tufan Bardakçı dedi ki:

    1001 surat Robbie Willams yine ne hallere bürünmüş!!! İzleyelim bu akşam Tuval’le.

  3. Sezin Nil Tufan Bardakçı dedi ki:

    Peace.

  4. Sezin Nil Tufan Bardakçı dedi ki:

    Çok güzel yazı Nevalcim.

  5. SIPAR@TAKUS.COM' SIPARTAKÜS dedi ki:

    eğlencenin gırla gittiği 1996 yılı yapımı film.

  6. paronayak@gmail.com' paronayak dedi ki:

    hem escinsel rolu yapıp, hem de erkeksi davranmaya cabalarken bu kadar zorluk cekmek.. muhtesem oyunculuk gucu…koptum izlerken!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.