Jane Austen okumak hayatımızı mahvedebilir mi?

Yıllar önce okunmuş bir kitap ‘Jane Austen Hayatımı Mahvetti’. Beth Pattillo tarafından yazılmış. Kitabın kapağındaki dramatik hava ve başlığındaki suçlayıcı ton, Jane Austen üzerinde düşünmemize neden oldu.

Bu yazıda kitaptan bahsetmeyeceğiz. Çünkü kitap ‘Jane Austen’ gizemi dışında pek de ilgi çekici değil. Sonu gelmeyen bir karmaşa, aldatmaca içinde kıvranıp duran bir hikaye. Çok fazla olayı içinde barındırmaya çalışıp, işin içinden çıkamayan kararsız kahramanlarla dolu. Fakat kitabın kapağına ne zaman baksak, işte asıl hikaye o zaman başlıyor.

Jane Austen, genç yaşta bulduğu aşkı zamansızca kaybeden ve yaşadığı acı tecrübe dolayısıyla kitaplarında imkansız çiftler için gizliden gizliye çöpçatanlık yapan bir yazar. Onun kalemine ve kalbine göre, bir adam ve bir kadın birbirini sevdiyse; ne olursa olsun bir arada olmalı. Toplumsal normlar, sınıf farklılıkları, kültür ayrılıkları ne olursa olsun, gerçek aşk her şeyi yıkıp geçmeli.

İşte Jane Austen bu duygu ve düşüncelerle yarattı Mr. Darcy karakterini. Okumuş, kültürlü, zengin ve yakışıklı bir beyefendi. Tek kusuru müthiş bir bencillik ve ukalalık denizinde kulaç atıyor olması. Gerçek hayatta karşımıza çıktığı an yüzüne bakmayacağımız bir karakter, Aşk ve Gurur romanıyla adeta kahramanımız haline geldi. Güzelliği ile baş döndürmeyen fakat zekiliği ve kendisine has davranışlarıyla ortalarda dolanan sevgili Elizabeth Bennet’in kalbini çalmayı başaran Mr. Darcy…

Mr. Darcy’yi kendi içimizde Tanrı ilan ettik adeta. Gülü seven dikenine katlanır diyerek bütün kusurlarını örtbas ettik. Ne kadar kaba olursa olsun o doğruları söylerdi.

Ve hayalimizde bir Mr. Darcy kurguladık. Jane Austen’ın yazdıklarının üzerine ne hayaller ekledik, ne sahneler dizdik. Sonra bir de baktık ki ne gelen var ne giden. Evde oturup kitapların ve filmlerin ‘mutlu son’una kendimizi kaptırdık. Zannettik ki imkansız bir anda aşk kapımızı çalacak. Muhteşem Mr. Darcy ile kader bizi birleştirecek.

Kadere böyle zor bir görevi neden verdiysek… Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Jane Austen realizm akımını desteklese de gizliden gizliye derin bir romantikti. Bir erkekte beğenilen en temel özelliğin dürüstlük (ve bir de zenginlik) olduğu zamanlarda yaşamıştı.

Biz de dürüst, güvenilir Mr Darcy’yi bekledik. O yüzden de kitaba adını veren ‘Jane Austen Hayatımı Mahvetti’ cümlesi pekala doğru sayılabilir. Uzun zaman Jane Austen romanlarını kendimize örnek aldık. Sonunda bir gün, Jane Austen’ın yalnız bir hayatı olduğu ve romanlarını, kaybettiği aşkına ithafen yazdığı düşüncesi sinsice beynimizde gezinmeye başladı.

Tekrar tekrar okuduğumuz Aşk ve Gurur romanını kitaplığa yerleştirdik ve çantamızı alarak evden dışarı adım attık. İşte asıl macera böyle başladı. Mükemmel erkeği aramak bir geçiş evresiydi, artık akıllandık. Mükemmel olanı değil, bizim için en mükemmel olanı aramaya başladık.

Ve ne oldu bilin bakalım? Gerçek hayatta bir mutlu son!

Biraz uzattık ama kısaca diyeceğimiz şu ki, biraz Jane Austen biraz gerçek hayat… Orta yolu bulmak lazım. ‘Jane olsa ne yapardı’ sorusunu aklınızdan çıkarın ve kendi hayatınızı yaşayın. Ne de olsa akşam eve dönünce Jane Austen sizi muhteşem bir reverans ve sıcak bir fincan çay ile bekliyor olacak.

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...