Sun Tzu: Savaş Sanatı

MÖ 500 yılında yaşamış Sun Tzu’nun savaş stratejisi üzerine yazdığı Savaş Sanatı adlı yazılarda toplanan sohbeti dünyanın en eski strateji kuramları olarak kabul görür. 13 bölümde toplanan yazıların, Çin’de çok daha eski dönemlerden beri bilinen savaşma ilkelerinin toplu bir sunumudur.

Sun Tzu bu sohbetlerinde “Gerçek Zafer” için şöyle demiştir: “Gerçek zafer, savaşmadan kazanılan zaferdir. Gerçek önder savaşmadan kazanan önderdir.” Tao (Yol) bilgilerinin savaşmak üzerine yorumlandığı en etkili yazılardır. Tao Bilgi’lerinde, kainatın bütünlüğünün doğal akışına gelen her türlü müdahale ve zorlama tükenme yolu sayılır, akışa uyum sağlamak ise öğütlenir.

Taoizmin kurucusu Lao Tzu’dir. Ona göre nesnelere ve kavramlara verdiğimiz anlamlar arzuları ve amaçları doğururlar. İyi ve kötü, alçak ve yüksek, aydınlık ve karanlık gibi. Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız. Eylemsizlik bir kere kavrandığında uyumlu yaşama geçiş kapısı açılır. Geçmişin pişmanlıkları ve gelecek kaygısı ve planları gibi gerçek yaşamdan koparan etkiler aynı zamanda insan yaşamında bir tür dengesizlik hali yaratır. Uyumlu yaşam ve doğal akış insanın içinde bulunduğu an ile bütünleşerek yaşamasını sağlar. Bu uyuma yolu izlemek denir. Yol anlamına gelen tao kelimesiyle kastedilen budur.

Sun Tzu’nun felsefesi de Tao felsefesi gibi çatışmayı gereksiz kılmaya yöneliktir. Sun Tzu’nun ünlü deyişi «Düşman ordularını savaşmadan yenmek en büyük ustalıktır.» sözü Tao felsefesini yansıtan en büyük örnektir.

Savaş Sanatı’nın önerdiği bilginin yüceliği, bu bilginin sağlayacağı Yenilmezlik Yeteneği ve bunun sonucunda gelecek, «Savaştan Caydırıcılık» da Taoist deyişi olan, «Derin bilgi ve güçlü davranışın» bir yansıması olarak kabul edilmektedir.

Savaş Sanatı’na göre, usta savaşçı çatışma psikolojisi ve mekanizmalarını öylesine iyi bilir ki, düşmanın her hareketinin derhal algılayıp, her olasılığa uygun en doğal manevrayı en az güç kullanımı ile uygular.

Kitabın ana fikri, yenilmez olabilmek, savaşsız zafer kazanmak, savaş ve rekabetin fiziğinin, psikolojisinin ve politikasının doğru analizi ile rakiplere karşı üstünlük kazanmanın yollarının anlaşılmasıdır.

Kitabın birinci Bölümde Planlamanın önemini vurgular.

«Liderler herhangi bir şeyi yapmadan önce mutlaka planını hazırlar.»

 «Liderler sorunları inceleyerek önleminin alırlar.»

Savaş sanatı her harekattan önce mutlaka göz önüne alınması gereken 5 faktörün öneminden bahseder.

Uyum Faktörü:  Sivil liderlikle daha doğrusu siyasal lider ile halk arasındaki iş birliği konusuna eğilir.

Hava Faktörü:  Savaş için uygun mevsimin seçilmesi.

Arazi Faktörü: Savaş esnasında geçilmesi gereken arazinin uzunluğu, arazideki engebeler, boyutlar ve güvenlik gibi faktörler mutlaka önceden öngörülerek planlanmalıdır.

Askeri Liderlik ve Disiplin Faktörü:  Liderlik faktörü zekanın, insancıllığın, güvenin, cesaretin, düzenin sistemidir. Disiplin faktörü ise örgütsel dayanışma ile verimlilik konuları ile ilgilenir.

«Koşullar ne kadar lehinize de olsa yeni durumlara göre planlarınızda zaman zaman değişiklikler yapmakta fayda olacağını sakın unutmayın.»

Bu bölümün ardından Aldatmacaların öneminden bahsedilir.

«Savaş için en güçlü olduğunuzda, kendinizi güçsüz göstermeli; kuvvetlerinizi harekete geçirirken, hareketsizmiş gibi durmalı; düşmana yaklaştığınızda, uzakta olduğunuz izlemini vermeli; uzakta olduğunuzda ise düşmanın burnunun dibinde olduğunuza düşmana inandırmalısınız.»

İkinci bölümde genel olarak savaşın ülke ve halk üzerindeki etkilerine ayrılmıştır. Bu bölümdeki ana tema savaş esansında süratin ve etkinliğin en önemli silah olduğu prensibidir.

Üçüncü bölümde konu savaşta stratejidir. Ana amaç düşmana doğrudan doğruya saldırarak düşmanı yok etmeye çalışmak yerine düşmanı ve düşman kaynaklarını savaş aldatmacaları kullanarak olabildiğince az zararla ele geçirerek düşman kaynaklarından maksimum yarar sağlanmasıdır.

Sun Tzu bu bölümde bizlere taktikler de gösterir. İlk olarak ana amaç savaşmadan kazanmak olduğu için Sun Tzu en iyi yöntemin düşmanın planlarını baştan bozmak olduğunu, bu yapılmazsa düşmanı izole ederek zorda bırakmak gerektiğini öğretir. Bu konuda zaman faktörünün önemine dikkat çeker. Ancak süratin mutlaka acelecilikten ayrılması gerektiğinin ve hazırlıkların hakkı verilerek yapılması gerektiğini dile getirir.

«Başkasını ve kendini bilirsen sen, yüz kere savaşsan da tehlikeye düşmezsin başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilirsen, girdiğin her savaşta tehlikedesin demektir.»

Dördüncü bölümde savaş stratejisinin en önemli unsurlarından biri olan Taktik konusuna ayrılmıştır. Sun Tzu burada zaferin anahtarının değişik koşullarda uyumda ve anlaşılmaz olmakta olduğunu öğretir.  Önemli olan başkalarının göremediklerinin görmek, düşmana kendini göstermemeyi becermektir.

Beşinci bölümün konusu Enerjidir. Enerjiden kastedilen savaş alanında Güç, ya da Moment’in kullanımıdır. Ana tema örgüt içi dayanışma ve birlikteliktir. Bu sayede bireysel yeteneklere bağlı olma zorunluluğu yerine örgütün yani ordunun tümünün oluşturacağı Güçün momenti öne çıkacaktır.

Altıncı bölüm Boşluk ve Doluluk kavramlarını öne çıkaran Gücün Kullanımı konusuna ayrılmıştır. Ana fikir düşmanın enerjisini tüketirken kendi enerjini koruma becerisidir. Bu beceri bize,, düşmanın zayıf düştüğü anda saldırma kapasitesi vererek bizi yenilmez yapar.

«Bu bir “Boşluk” ve “Doluluk” meselesidir. Astlar ile üstler arasında ayrılık varsa, komutanlar ve subayları birbirlerine etki edemiyorsa, birliklerde tatminsizlik oluşmuşsa, buna “Boşluk” denir. Sivil Yönetim akıllı, askeri yönetim iyi, astlar ile üstler tek bir düşüncede, istek ve enerjilerini birleştirmişlerse buna “Doluluk” denir. Becerikli lider halkını enerjiyle besleyerek , başkalarının “Boşluklarını da doldurabilirken; beceriksiz lider başkalarının “Doluluğu” önünde kendi halkının enerjisini boşaltır. Adalet ve refah tüm halka ulaştığında, devlet çalışmaları ulusal krizlere çözüm olabildiğinde, göreve o pozisyona layık olanlar atandığında, planlama zayıf ve güçlü noktaları görebildiğinde, başarı kesindir.»

 Yedinci Bölümde silahlı çatışma ile ilgili olup ordunun savaş alanındaki düzeni ile savaş Manevraları hakkında Sun Tzu’nun görüşlerinin özetler.

Haber alma ve ön hazırlığın öneminden bahseden Sun Tzu «Hesabını yaptıktan sonra harekete geç. Uzağı ve yakını ilk gören kazanır, silahlı savaşın kuralı budur.»

Sekizinci bölümde savaş ustalığının köşe taşlarından biri olan Taktik Değiştirme ya da Uyumluluk konusuna ayrılmıştır.

«Komutanlar karşılarına çıkan koşullara uyum sağlayarak avantaj yaratma yeteneğine sahip değillerse, bulundukları arazinin yapısını ezbere bilseler bile bundan yaralanamayacaklardır.»

Dokuzuncu bölüm Orduların İlerlemesi üzerine yazılmıştır. Savaş sanatının üç açısı üzerinde durmuştur. Fiziksel, sosyal ve psikolojik açılardır. Fiziksel açıdan ilk olarak konuşulması gereken konu arazinin belirgin noktalarına dikkat çekerek özellikle arazideki yüksek noktaların, nehir yukarı pozisyonların, tepelerin güneşli yamaçların, doğal kaynakların bol olduğu yörelerin önemini vurgular.

Onuncu bölüm Arazi faktörü konusuna eğilir. Arazi türleri ayrı ayrı incelenerek hangi tür arazide nasıl bir hareket tarzı takip edilmesi gerektiğini irdeler.

On birinci bölümde arazi iyice detaylandırılarak arazinin yalın konumundan çok sosyal konumu ile bu sosyal çevre içinde hangi konumda hangi hareket tarzının seçilmesi gerektiğine yönelik öğütler vermektedir.

On ikinci bölümde Saldırıda Ateşin kullanımı üzerinedir. Bu konu çeşitli kundakçılık yöntemleri ile kundaklama sonrasına yönelik teknik hazırlıklar ve stratejilerin incelenmesi ile başlar.

On üçüncü bölümü Casusluğa ayırarak kitabın birinci bölümünde altı çizilen strateji konusu ve strateji için en büyük gereksinim olan haber almaya geri dönüş bu dönüşüyle de kitabı bütünleştirmiştir.

«Casus kullanmanın tek amacı düşman hakkında bilgi toplamaktır. Bu bilgi ise ilk olarak Devşirme Casustan alınabilir. Bu nedenle bu casuslar el üstünde tutulmalıdır.»

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

You may also like...