Serinletici Sinema Kulübü: Letters to Juliet

Sevgili Juliet, hava kasvetli ve günlerden pazartesi. Geçmişin acabaları ve geleceğin soru işaretleri arasında sıkışıp kalmış durumdayız. ‘Şimdiki zaman’dan ise bahsetmek dahi istemiyoruz. Fazlasıyla sıkıldık. Her gün aynı şeyleri tekrar etmekten ve tahmin edilebilir bir yaşamdan sıkıldık. İstediğimiz tek şey biraz eğlence, biraz mucize, biraz cesaret ve biraz da kalbimizin sesini dinlemek. İmza: Bir dost.

Serinletici Sinema Kulübü’nde haftanın filmi ‘Letters to Juliet’ olunca, bizler de Juliet’e birkaç satır karalamak istedik. Mektuplar bittiğine göre, şimdi asıl hikayeye başlayabiliriz…

Yolculuk zamanı…
Araştırmacı yazar olarak kendini kanıtlamaya çalışan Sophie, yoğun tempoda çalışırken bir yandan da evlilik hazırlığı yapmaktaydı. Bu sırada beliren bir iş gezisini nişanlısıyla eğlenceli bir maceraya dönüştürmeye karar verdiler ve İtalya’ya doğru yolculuk başladı. Tabii Juliet bu tatili romantik bir ön balayı olarak düşlemişti; fakat nişanlısı Victor işine bu denli tutkuyla bağlıyken Verona’yı yalnız başına gezmekten başka çaresi kalmamıştı.

Mucize aranıyor!
Sophie’nin bu güzel şehirdeki ilk durağı Juliet’in evi olmuştu. Trajik bir aşkın kahramanı olan Juliet’in evi pek çok turistin ilgi odağıydı. Ne de olsa bu ev, bu güzel bahçe ve bu meşhur balkon ünlü bir aşkın unutulmaz mekanıydı. Sophie’nin içindeki araştırmacı ruh için mükemmel bir yerdi. Aşkına karşılık bulamayan, terk edilen, sevdiğini kaybeden pek çok kadın derdini Juliet ile paylaşıyordu. Aradıkları mucizeyi kelimelere döküp Juliet’in evinin taş duvarlarının arasına bırakıyorlardı.

‘Juliet’in asistanları’
Juliet bu eşsiz evin avlusunda gezerken ilginç bir şeyi fark etti. Birincisi duvarların arasında sayamayacağı kadar çok mektup vardı. İkincisi ise bir kadın elindeki sepete, Juliet’e yazılan mektupları topluyordu. Bu olayın nedenini öğrenmek isteyen Sophie kendini bir anda Juliet’in sekreterlerinden biri olarak bulmuştu. Mektupları topluyorlar ve herkes kendi ‘uzmanlık’ alanına göre seçtiği mektupları yanıtlıyordu. Daha doğrusu Juliet yanıtlıyordu.

Bir yanıtı hak ediyordu.
Sophie, günün birinde Juliet’in evinin taş duvarları arasına saklanmış 50 yıllık bir mektup buldu. Mektubu Claire adında bir kadın yazmıştı. Hayatını değiştirecek bir adım atmak üzereydi fakat aynı zamanda çok da kararsızdı. Çareyi Juliet’e danışmakta bulmuştu. Ve Sophie, Claire’a cevap yazmaya karar verdi. Hala hayatta olup olmadığını ya da nerede yaşadığını bilmiyordu; fakat üzerinden 50 yıl geçmiş olsa da Claire bir yanıtı hak ediyordu.

‘Claire ve Sophie’
Nişanlısı Victor açacağı restoran için farklı lezzetlerin peşinde koşarken Sophie de Juliet’in asistanlığı görevini bir hayli benimsemişti. Günün birinde beklenmeyen bir misafir çaldı kapılarını. 50 yıl önce yazdığı mektuba aldığı yanıt ile sevdiği kişiyi aramaya gelen yaşlı bir kadındı bu. İşte Claire ve Sophie böyle tanıştılar. Claire’a bu yolculukta torunu Charlie eşlik ediyordu. Claire’nin aksine bu genç adam yaşananlardan hiç memnun değildi. Bu yaştaki bir kadının gençlik aşkını aramak için kıtalar aşması ona dünyadaki en saçma şey geliyordu.

Soru işaretleri…
Claire, ilk aşkı Lorenzo’yu unutamamıştı. Aklındaki ve kalbindeki soru işareti yıllar yılı onu rahatsız etmişti. Cesaretini toplaması 50 yıl almıştı belki ama bu kez vazgeçmeye niyeti yoktu. Lorenzo’yu bulmadan İtalya’dan ayrılmayacaktı. Claire’ın kararlılığı belli ki yanındaki genç kadın ve genç adamı da etkilemişti. Birbirlerinden ilk görüşte hoşlanmamaya karar veren Charlie ve Sophie, bu karardan ne zaman vazgeçtiklerinin farkında bile değillerdi.

Harika bir bahane.
Sıradan bir iş gezisiydi. En azından başta öyleydi. Sophie ise bunun romantik bir ön balayı olduğunu düşünmek istedi; düşündü de. Başlarda düşündü. Sonra sonra bunun aslında hem Verona’yı hem Juliet’i hem de kendini keşfetmek için harika bir bahane olduğunu anlamaya başladı. Anladığı bir başka şey de kalbinin gerçek sahibinin nişanlısı Victor olmadığı idi.

İsterseniz zıt kutupların birbirini çekmesi deyin, isterseniz şehrin romantik havası deyin, isterseniz 50 yıllık bir aşkın küllerinden doğuşu, isterseniz de Juliet’in mucizesi deyin… Bu hikaye pek çok kişinin hayatını değiştirdi. Sizin hayatınıza da ışık olması dileğiyle, iyi seyirler!

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragman:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.