‘Tilki şehre inmedi, biz ormana girdik’

Associated Press için çalışan deneyimli foto muhabir Emrah Gürel’in İstanbul Sarıyer’de çektiği ve Maslak’a inen bir tilkinin, uzakta görünen gökdelenlerin gölgesinde yiyecek aramasını gösteren fotoğrafı, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin düzenlediği ‘Türk Telekom Yılın Basın Fotoğrafları 2018’ yarışmasında ‘Yılın Çevre Fotoğrafı’ ödülünü aldı.

Gürel’in fotoğrafının, ‘50000 vuruşluk İstanbul’un yapılaşma sorununa ait makaleyi özetleyebilecek cinsten bir vurgu taşıdığını belirten’ Ilgaz Fakıoğlu, ‘ormanı çalınan tilki’nin hikâyesini şöyle anlattı:

“Haberlerde gördüğünüz üzere domuzlar, çakallar, tilkiler şehre indi söyleminden sıkıldığımı belirterek başlayayım. Türkiye’de şehirleşme oranının en çok arttığı illerin başında gelen İstanbul’da yapılan çoğu proje artık Kuzey Ormanları’nı da içerisinde bulundan orman arazilerinde meydana getiriliyor. Yani hâlihazırda binlerce yıldır orman olan ve doğal habitatı zaten bu hayvanlardan oluşan bölgeler insanların yaşamaları için uygun alanlara dönüştürülüyor. Türkiye’nin 1950’lerde 25 kentsel orana sahip olduğunu düşünürsek son 70 yıla varan kentsel büyüme bizim kendi kırsal kimliğimizin, doğal orman ve kırsal alanlarını düşünmeden hareket eden modern hâlimize bir tezat oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Kuzey Ormanları kent ve Türkiye için ne ifade ediyor?

Göktürk, Kemerburgaz gibi bölgelerin daha da kuzeye doğru büyümesine sebep olan projeler genel olarak Kuzey Ormanları’nın günümüzdeki güney sınırlarını da içine alan bölgenin yok olmasına sebep oluyor. Peki sürekli olarak hakkındaki toplumsal mücadelelerle gündeme gelen Kuzey Ormanları kent ve Türkiye için ne ifade ediyor? Söz konusu ormanlar öncelikle İstanbul’un Karadeniz iklimi yaşamasına sebep oluyor. Yani yağışın fazlalığı, sıcaklık değerlerinin kuzey tarafında daha düşük olması ve genel itibariyle İstanbul’un güney kesimlerinde yani eski İstanbul’da kurak dönemin daha kısa sürmesini sağlıyor.

Meşe, kayın, kestane, gürgen, ıhlamur, kızılağaç gibi birçok türü içerisinde bulunduran bu bölgenin güney sınırları yani esas çizgisi bir zamanlar Beşiktaş’a kadar uzanıyordu. Yani bugün Maçka Demokrasi Parkı da dahil olmak üzere alandaki birçok mesire bölgesinin atası Kuzey Ormanları’na dayanıyor. Şehirleşme nedeniyle bozulan ve kuzeye doğru projelerle (bakın burası esas vurgu) daralan ormanlık alanların sonu böyle giderse tabii olarak sıkışan ve belli bir bölgeden sonra makileşen alanların akıbetine uğrayacak.

3. havalimanı ve köprünün İstanbul’u

Her bir Boğaz köprüsünün yeni bir İstanbul yarattığı gerçek. Toplumsal doku dahi o bölgelere göre şekillenirken üçüncü köprü ve havalimanının da orada yapılacak inşaat ve projelerle İstanbul’a yeni bir kimlik yaratacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Peki burada akla şu gelebilir: Bu içerik üçüncü havalimanına karşı mı? Esasında değil. Aynı nükleer santrale de karşı olmadığım gibi yeni havalimanı projelerine hiç karşı değilim. Benim bahsettiğim gelişim, yeni projeler ve rant alanları yaratmadan şehrin geleceğinin nefes almasını sağlamak üzerinde buluşuyor. Bahsettiğim gelişim; İstanbul dışına farklı bir ile; örneğin Tekirdağ, ya da İzmit’e yapılabilecek yeni bir havalimanı projesi ile İstanbul’a yönelik hava trafiğini farklı bir il üzerinden azaltma yolunu sağlayabilme konusunda bir yardım göstermeyi hedefliyor.”

T24

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Enes Demircioğlu

Hayatta "gündem" dendiğinde çevresindeki herkesin kendisine koştuğu Enes, gündemi Serinletici ile dünyaya sunuyor. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi olan Enes müziksiz yaşayamayanlardan... | enes.demircioglu@serinletici.com

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.