Türkiye’de yaşayan bir kadınsan zavallı olmalısın!

Kadın, sen kadınsın. Görmemişsin, akıllanmamışsın, okumamışsın, düşünmemişsin. Gerek de yok; senin yerine düşünecek bir erkek mutlaka vardır.

Sana düşen genç hatta çocuk yaşta evlenmek, peşi sıra çocuk doğurmak. Sabahtan akşama kadar mutfakta yemek yapmak. Okumak mı? Haşa! Kadın kısmı okuyacaksa dua okur; okulmuş, üniversiteymiş töbe bismillah!

Çocuk doğuracaksın. Ama öyle hamile hamile ortalıkta dolaşıp başkalarının estetik algısıyla dalga geçmeyeceksin. Bir nane yedin tamam, bari herkesin gözüne sokma. Çocuğu doğurana kadar evden çıkmayacaksın.

Çocuk doğacak, ardından kardeşler gelecek. Sen hep evde kalacaksın. Çocuklar büyüyecek, sen hep camdan dışarıya bakacaksın fırsat buldukça. En fazla mahallenin bakkalına gideceksin, günlük mutfak ihtiyaçlarını kıt kanaat alacaksın. Ne de olsa tek maaşla ve o kadar çocukla geçinmek zor. Ama çalışıp ne yapacaksın ki? Ne de olsa kadın dediğin evde yemek yapıp çocuk bakmalı. Erkek egemenliğinden nasibini almalı. Erkek baskısından bahsetmiyoruz ama dikkatinizi çekeriz ki; bahsettiğimiz konu erkek egemenliği(!)

Sevdiğiyle değil, onu isteyen kişiyle evlendirilmeli kadın ya da kız çocuğu. Hayalleri her gün daha fazla ölmeli. Ama hayal de ne demek, kadın olmak kim hayal kurmak kim? Öyle dalıp dalıp uzaklara gitmemeli kadın, yoksa mutsuz olduğu anlaşılır.

Sevgili kadın sen hep sana verilenlerle yetinmelisin. 2 oda 1 salonun içinde devri alemi keşfetmelisin. Sığındığın din kitaplarında bulmalısın rahatlamayı ve iç huzuru. Lakin o da geçici olarak. ‘Aslında çok iyi biri ama iki kadeh içince ne yaptığını bilmiyor’ diye hem kendini hem de üst kat komşunu kandırmaya çalışacaksın. Lakin bu da geçici olarak…

Ömrün kandırmacalarla geçecek. Sonra çocuklar bir bir evlenmeye başlayacak. Kuşlar yuvadan uçacak, sen hep kafeste yaşayacaksın. Kadın kısmısın ne de olsa, başka ne bilirsin ki sen? Günü geldiğinde de sessiz sedasız uykunda ölüp bu dünyadan ayrılacaksın. Adını kimse hatırlamayacak. Arkandan ‘çok iyi bir anneydi, çok vefalı bir eşti’ diyecekler ama mezar taşını görene kadar belki de adını, kadın olduğunu kimse hatırlamayacak. Çünkü önemli olan adın değil, sıfatların. Çünkü önemli olan bir uçak kazasında ‘bekarlığa veda’dan dönerken ölmemiş olman. Önemli olan güzel, bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olmaman. Önemli olan dizini kırıp, başını ve düşüncelerini bir örtüyle kapatıp evde oturman.

İşte böyle kadın… Toplumun gerektirdiği şekilde yaşayıp, zamanı gelince de göçüp gideceksin bu diyardan. Çünkü bu toplum seni bir zavallıya dönüşmek zorunda bıraktı. Sen de elinden gelen en iyi şekilde zavallı oldun.

O sebeple gönül rahatlığıyla ölebilirsin. Allah taksiratını affetsin..

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.