Yeni Dünya – Sabahattin Ali

Sabahattin Ali, Yeni Dünya eserinde yazmış olduğu öyküler ile sizi yaşadığı dönemin Anadolu topraklarına götürüyor. Öyküleri okuduğunuzda yüreğinizin tam ortasında oluşan yumruyu yutkunsanız bile gideremediğiniz zamanlarda oluşan o etki ile sizi selamlıyor. İşte onu Sabahattin Ali yapan bana göre bu. Ne yaşarsa yaşasın o kendi bildiği doğruyu halkına haykırmak ister. Çünkü ülkesini yaşanacak bir yer yapmalıdır. Yanlışları söyleyerek doğrulara ulaşılmalıdır.

Çıkarların çatışması halkın güçsüzlüğü ile zenginlik ya da halkın güçsüzlüğünü kullanma da diyebilirim 1930 yıllarda da olduğunun en büyük kanıtı bu eseri. Bu kanıtları göstererek anlatarak halka ulaştırmalıydı Sabahattin Ali. Yoksa aldığı nefes ona zor gelecekti. O yazmalıydı. Yazdığı öykülerde de doğruları aktarmalıydı.

Bu eserde bulunan on üç öykü de sizi içine çekecek sizi 1930 yılların Anadolusu’na doğru yolculuk yaptıracak. Bu yolculukta manevi değerlerden tutun da toplumsal sorunlara kadar öykülerinin içine serpmiş. Serperken kendine has hüznü de eksik etmemiş. O hüznü bulup okurken yüreğinizde hissetmenizi istemiş. Bana göre de bu hissi okuyucularının da hissetmesini sağlamış.

Gelelim içindeki on üç öyküyü ayrıntılı incelemeye:

İlk öykü Asfalt Yol. Beni etkileyen öykülerden sadece biri. Öykü bittikten sonra Sabahattin Ali’nin yarattığı o sarhoşluk etkisiyle kitaba baktım. Beni sarsan ve sorgulatan öyküleri okumayı çok seviyorum. Konusuna gelecek olursak; Yeni atandığı köye doğru yola çıkan öğretmen, köye gelirken kullanılan yolun kötü olması nedeniyle ve bu yolu halkın istasyona gitmek, işlerini halletmek için kullandığını görünce köylü ile konuşarak yolun yapılması için gereken yerlere bildirge (mektup) yazmaya başlar. Çıkarların çatışmasını bu öyküde derinden hissediyorsunuz. Halkın refahı mı önemli yoksa para mı? İşte bunun cevabını bu öyküde anlatmış yazar.

İkinci öykü Hanende Melek. Kahvede şarkı söyleyerek geçimini sağlayan esmer Melek’i her gün izlemeye Hüseyin Avnı adında sarhoş bir adam gelmektedir. Melek’e bir sürü hediye alan Hüseyin Avnı ailesine bakmayan biridir. Onun için önemli olan kadınlar ve içeceği rakıdır. İki aydır Melek’e takık olan Hüseyin Avnı’nın sabrı taşmış bir şekilde onu sahnede izlemeye başlar. Melek’in sahnesi bittikten sonra yaşanacakları anlatır bu öyküsünde.

Üçüncü öykü çaydanlık. Hastanede mahpuslara ayrılan bölümünde hasta olarak yatan kahramanın ağzından anlatılır. Kahraman bu odada yaşananları kaleme alır.

Dördüncü öykü Ayran. Beni en çok etkileyen öykü Ayran oldu. Küçük Hasan’ın yaşam mücadelesini okurken gözlerimde yaşlar ile Adaletsiz Dünya’yı hatırladım. Küçük Hasan beş yaşındadır. Kendisine ve evde onu bekleyen iki kız kardeşine ekmek alabilmek için ihtiyar keçinin sütünden yaptığı ayranları köyden uzak olan tren istasyonunda satmaya çalışmaktadır. Annesi onların yanına sadece haftadır bir gelmektedir çünkü köydeki diğer evlerde temizlik yapmaktadır. Bir kış günü Hasan’ın bir kara ekmek için ayran satmaya gittiği günü okuyoruz bu öyküde.

Beşinci öykü Isıtmak İçin. Konya’da Küllükbaşı’nda Ermeni kadının yanında kalan kahramanın hayatı sıradan bir şekilde ilerlerken bir gün çamaşırlarını yıkatmak için çağırdığı hayatın onu yaşlandırdığı kadın ile hayatına uykusuz geceler girmeye başladı. Elinizden bir şey gelememesinin yarattığı suçluluk duygusunu kendine has diliyle anlatmış Sabahattin Ali.

Altıncı öykü Uyku. İki arkadaş Yıldızeli’nden Sivas’a gitmek için gece yarısı gelecek treni beklemek yerine sık sık geçen kamyonlardan biri ile gitmeye karar verirler. Bindikleri kamyonda yaşadıklarını anlatır.

Yedinci öykü Selam. Bursa’ya bir ahbabını görmek için yola çıktığında Orhangazi’deki İznik Gölü’nün manzarası onu kendine çekmiştir. Bu yüzden oradaki bir otelde bir gün kalmak istemiştir.

“Bende sahiden akıl yok…” diyordum. “Uzaktan erimiş kurşun gibi parladığını gördüğüm bu su beni yolumdan alıkoyuyor. Düşünmüyorum ki, o su, ancak uzaktan çok güzeldir. Onunla yakından temas etmek, bir sürü küçük, fakat yekûnu büyük münasebetsizliklere katlanmaya mecbur olmak demektir. Yaşım otuzu geçti. Bu manasız heveslere oyuncak olmanın bir macera telakki edileceği yaş değildir. Küçük şeyler için büyük fedakârlıklarda bulunmayı kabadayılık telakki edecek değilim ya?”

Ertesi gün otobüsü beklerken tıraş olmaya karar verir. Berberin anlattığı Yusuf’un olayını dinler. Olayın etkisi ile otobüse biner.

“Dört elle sarıldığımız birçok kıymetlerin; sahici bir insan gibi kalbimiz ve kafamızla yaşamayı uğrunda feda da ettiğimiz binlerce sözde mühim şeylerin ne kadar kolay fırlatılıp atılabileceğini bana öğreten Yusuf! Benden de sana selam olsun…”

Sekizinci öykü Bir mesleğin Başlangıcı. Anlatıcı ve arkadaşı Sivas’a gelirler. Arkadaşı folklor, halk bilim tetkikleri yapmak için hikaye ve şiir toplaması gerekmektedir. Arkadaşının bu tutkusundan dolayı tanıştığı Koca Recep’in mesleğe başlama hikayesini dinler.

Dokuzuncu öykü Bir Konferans. Köyün okulunun açılışına gelen şehirliler okulu gördükten sonra köyü gezmeye karar verirler. Katılanların içinde bir iktisatçı vardır. Köylüye kooperatifler ile ilgili konferans verir.

Onuncu öykü Yeni Dünya. Köy düğününde yaşananlar anlatılmaktadır. Köy düğüleri gece-gündüz misafirler ile sürer. Bu düğünde de şehirden gelen misafirlere adetleri öğretmek için saz eşliğinde kaşıklar ile oynaması için Yeni Dünya’yı çağırırlar. Fakat o artık yaşlı ve çirkindir ama bu mesleğini yapmasına engel değildir. Yeni Dünya’nın son anına kadar mesleğini yapmasını okuyoruz.

On birinci öykü İki Kadın. Kerim ağa hasta olup yataklara düşer. Ona da iki karısı bakmaktadır. Kerim ağa çok zengindir ancak cimrinin tekidir. Karılarına bile az yemek yedirir. Tabi Ağa yataktan kalkamaz ve ölür. O öldükten sonra iki kadının yaşadıkları anlatılır.

On ikinci öykü Sulfata. Bulunduğu kasabanın orada ormanlık bir dağa çıkan anlatıcı, bu dağda yolu şaşırır ve Mustafa ve sıtma hastası olan eşine rastlar. Onların yaşadıklarını okudukça tüyleriniz diken diken olacak.

On üçüncü öykü Hasanboğuldu. Bu öyküde aşkı için her şeyi yapacak olan Hasan’ın efsanesi anlatılır.

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.