Yeni nesil evlilikler ve ‘soap opera’ benzerliği

Dünyaya gelip tek amacı evlenmek olan kızlar muhtemelen 20’li yaşlarının ilk yarısında evlenirler. Tabii evlenmek onlara göre hayat memat meselesidir, yedi cihana duyurmadan olmaz. Her aşama, her tatlı telaş sosyal medyada paylaşılır. Düğün fotoğraflarının ise ardı arkası kesilmez; sosyal medya yankılanır. Birkaç yıl boyunca ne zaman kafalarına esse ‘tbt adı altında bu kızların mutluluk evciliğine şahit oluruz.

Bu kadarla kalsa keşke. Sonrasında yemekte ne yaptıklarına şahit oluruz. Tencereler kaynamaya başlamadan fotoğraflar paylaşılmaya başlanılır. Sanki karnıyarık yapmayı bir tek kendileri biliyormuşçasına ağdalı bir dille tarif verirler, püf nokta söylerler. Ardından ‘sunum’ adını verdikleri şekilsiz ve boş sandalyelerle dolu masalarına, sonra da yüzlerinde samimiyetsiz gülüşlerle kafalarının yarısını sığdırabildikleri selfie’lerine ortak oluruz.

Çünkü çok mutlu olmak bunu gerektirir: Yarım kafalı selfie.

Ardından bitmek bilmeyen bir misafir ağırlama merasimi başlar. ‘Mama’ denilen atıştırmalıklar hazırlanır, süslenilir püslenilir, halılar yıkatmaya verilir, pencereler iç-dış silinir, kapıda misafirler beklenir. Biri gider, biri gelir. Biri gider, biri gelir. Hayat gelip geçer anlamazlar bile, önemli olan hayırlısıyla misafirleri ağırlamaktır.

Nişan ve düğün tarihi arasında bir yerde sahiplenme duygusu ön plana çıkar: Süpürgem, bulaşık makinem, sürahim, camlarım, perdelerim, koltuklarım… Listenin sonu bir türlü gelmez. Çünkü evlenmek demek sahiplenmek demektir.

Ne yazık ki bu kızlarımız bir halıyı bir şifoniyeri sahiplendikleri kadar kocalarını sahiplenmeyi beceremezler. Mutluluk evciliklerindeki bir figürandır onlar yalnızca. Başrolü kimseye kaptırmamak için kendilerinden başka kimseye değer vermeyen bu kızlarımızın hayatını bir ‘soap opera’ takip ediyormuşçasına izleriz.

Ä°lgili resim

Tıpkı birer sabun köpüğü gibi köpürüp sönüveren pembe dizilere verilen addır soap opera. Başrolde hep güzel bir kadın, adım adım kusursuz hayatına doğru yol alır. Engelleri aşar, mutluluğa ulaşır.

Ve sabun köpüğü mutluluklar çok geçmeden bir rüzgarla uçup gidiverirler.

 

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.