İstifçi jenerasyonun sorunu: Hafıza dolu!

Arkadaşlarınızla keyifli bir anı ölümsüzleştirmek için telefonunuzun kamerasını açtınız ve karşınızda yine aynı uyarı: “Hafıza Dolu!”

Televizyonda mutlaka izlemişsinizdir. Tüm eşyalarıyla duygusal bağ kuran, eskimiş olsa da çöpe atamayan, onlardan habersiz atıldığında ise sinir krizlerine giren insanların sayısı tahmin ettiğinizden fazla. Buna Kompülsif Biriktirme Hastalığı veya Dispozofobi/ İstifçilik deniyor. Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan; “Kompülsif biriktirmede eşyalar atılamaz, darmadağınık şekilde toplanır ve sağlıksız koşullarda saklanır. Bu insanlar, sorunlarının farkında olmadıkları gibi kendilerine müdahale edilmesine, evlerinin boşaltılmasına da çok öfkelenirler. Eşyalarının atılmasına engel olur, bağırır ve sakladıkları eşyaya zarar gelmesi ya da kaybolması durumunda büyük acılar çekerler. Bu kişilerin evleri çöp evdir” şeklinde tanımlıyor bu hastalığı. En çok biriktirilen eşyalar arasında kağıt, gazete, mektup, plastik eşyalar, ev araç gereçleri, torba ve giyim eşyaları yer alıyor ve gerekli, gereksiz hiçbir eşya atılmıyor.

teenage smartphone ile ilgili görsel sonucu

Hatırası Var
Evinizde eşya biriktirmiyor olabilirsiniz, bu güzel haber. Peki ya, dijital ortamda ne kadar istifçisiniz? İki yıl önce çektiğiniz çiçek fotoğrafları, arkadaşınızla dört yıllık konuşma geçmişiniz, en son üç ay önce oynadığınız oyunlar ve niceleri sadece telefonunuzun hafızasını değil, aynı zamanda 128 gb’lık ek hafıza kartını da doldurduysa ve buna rağmen halen hiçbir şey silemiyorsanız, bu işte bir sıkıntı var. Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan; “Telefona kaydedilen fotoğraflar, videolar, konuşmalar hatıra veya data niteliği taşıyor. Eğer saklama amacı eskileri ara ara yâd etmek ise bu durum kompülsif biriktirme sayılamaz. Fakat eğer hatıra olmayan dosyalar da saklanıyorsa o zaman bu kişiler, istifçilerle ortak bir yöne sahip olabilir” diyor.

man sad smartphone ile ilgili görsel sonucu

#TBT Aşkı
Tabii ki #tbt potansiyeli taşıyan fotoğraflar, izlediğinizde sizi mutlu eden videolar ya da sevgilinizle yaptığınız romantik konuşmalardan bahsetmiyoruz. Bu hepimizin telefonlarında var. Silmeyi de düşünmüyoruz. Öte yandan, her şeyi kayıt altına almaya alışmış X, Y ve Z kuşakları olarak ciddi paralar vererek satın aldığımız akıllı telefonlarımızın performansını bile bile düşürüyoruz. Üstelik dolu hafıza, sadece telefonu ağırlaştırmıyor, aynı zamanda bizi bitmek tükenmek bilmeyen bir döngüye de sokuyor. Kendimizi zorlayıp ekran görüntülerini ve arkadaşlarımızın attığı fotoğrafları silsek, 500 mb alan açabiliyoruz fakat dört gün sonra kendimizi yine aynı işlemi tekrarlarken buluyoruz.

pinlige forældre på facebook ile ilgili görsel sonucu

Fabrika Ayarlarına Geri Dön!
Hafıza dolu olduğunda en özel anları fotoğraflayamıyor, kısıtlı süre video çekebiliyor, Whatsapp’tan patronun gönderdiği fotoğrafı anında indiremiyorsunuz. Birçok insan bundan muzdarip fakat konu telefonu yüklerinden kurtarmaya geldiğinde, silmemek için bahanelerimiz hazır. Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan; “Böyle bir davranışın altında eskiye duyulan özlem, anıları kaybetme endişesi ya da her an geçmişe dönebilme arzusu yatıyor olabilir. Veya kişi eskiden telefona kaydetmediği bir fotoğraf, video nedeniyle olumsuz bir deneyim yaşadıysa aynısını bir kez daha yaşamamak için kendini korumaya alıp saklıyor olabilir. Özetle bu davranışın temelinde yatan sebep ya kaygı ya da geçmişi devamlı bugüne davet etme ihtiyacı olabilir” diyor.

man smartphone ile ilgili görsel sonucu

İtiraf edelim, geçmişe dönüp mutlu anılarda gezinmeyi seviyoruz. Bu, teknolojinin en güzel getirilerinden biri. Fakat şu da bir gerçek ki telefonumuzdaki her dosyayla duygusal bir bağımız yok. Çevremiz bizi strese sokan faktörlerle doluyken, bir de en gerekli zamanlarda telefonu bloke edecek dosyalarla hayatımızı daha fazla kalabalıklaştırmayalım. Bir dahaki “Hafıza Dolu” uyarısında aklınıza eşyalarına kıyamadığı için atamayan ve kalabalık bir evde hayatını sürdürmeye çalışan insanlar gelsin, belki o zaman telefonunuzu fabrika ayarlarına döndürmek için gerekli cesareti kendinizde bulursunuz.

Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan; “Saklama davranışının altında eskiye duyulan özlem, anıları kaybetme endişesi ya da her an geçmişe dönebilme arzusu yatıyor olabilir” diyor.

Cosmopolitan

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.