‘Grimm’ dizisi radarımızda!

Grimm izlemek ya da izlememek, işte bütün mesele bu. İlk bölüme ısınamadıysanız ya da konu özetlerinde anlatılan fantastik evren sizi sarmadıysa muhtemelen diziyi izlememe kararı alacaksınız. Bu, sizin kararınız, sizin meseleniz.

Bizim meselemiz ise bıkmadan usanmadan Grimm izlemek! Evet ilk birkaç bölümde bir dizi hem fantastik hem doğaüstü hem gerilim hem de polisiye olabilir mi diye düşündüğümüz anlar olmadı değil. Fakat kalitenin ve yaratıcılığın her bölümde daha bir zirveye ilerlediğini gördüğümüz için bu dizinin adeta bağımlısı olduk.

Başta biz de bir Supernatural etkisi hissetmedik değil, fakat bu benzerliği üzerinden atmayı başaran Grimm daha özgün sahnelerle karşımıza çıkınca merak dolu gözlerle izlemek dışında pek de bir seçeneğimiz yoktu.

Dizinin konusuna gelecek olursak… Grimm Kardeşler’in masallarını hepimiz duymuşuzdur. Pamuk Prenses ve 7 Cüceler’den tutun da Rapunzel’e kadar pek çok klasik masal, onlar sayesinde hayatımıza girmiştir. Fakat masallar ilk yayınlandıklarında böylesine masumane ve mutlu sonu hedefleyen öyküler barındırmıyordu. Orijinal Grimm masalları daha çok kan, intikam ve vahşet içeriyordu. Tabii ‘çocukların dünyası’nın böylesine bir şiddeti kaldıramayacağı yönündeki eleştiriler, Grimm kardeşlerin masallarında sadeleşmeye gitmesine sebep oldu. Haliyle bilindik haliyle sevdiğimiz, kötülerin kaybedip iyilerin kazandığı masallar ortaya çıktı.

Grimm dizisinin kaynağı ise yine masallar fakat orijinal versiyonları. Grimm kardeşlerin bu masalları yazmalarının nedenlerinin aslında gerçekten o canavarları görebiliyor olmalarına bağlayan dizi, Grimm yani avcı olma yeteneğinin nesilden nesile kan bağı ile aktarıldığını savunuyor.

Başrolde genç ve yakışıklı bir polis memuru Nick Burkhardt’ın Grimm yanını keşfetmesi ve canavarların dünyası ile giriştiği amansız mücadele anlatılıyor. Başlarda Grimm olmayı bir lanet olarak gören Nick, sevgilisi Juliette ile normal hayatına geri dönebilmenin hayalini kuruyordu. Fakat ilerleyen zamanlarda Nick’in normal hayatı Grimm karakteri ile bütünleşiyor.

grimm nick hunt ile ilgili görsel sonucu

Canavarlara dönüşebilen insanları ‘wesen’ olarak adlandıran Grimm, onların içgüdülerinin hem katil hem de insan olmaya eğilim gösterdiğini anlatıyor. Yine de sıradan insanların arasında rahat ve huzurlu yaşayabilmek için ‘canavar’ tarafını gizleyen wesen halkının bir kısmı içindeki yaratığı zaman zaman serbest bırakıyor ve kaçınılmaz olarak kan dökülüyor.

İşte asıl o zaman av başlıyor.

Portland Polis Merkezi’nde görev yapan Nick hem bir polis göreviyle hem de Grimm içgüdüsü ile ava çıkıyor. Adaletin yerini bulması için bütün gücüyle savaş veriyor.

Nick’in adalet savaşına zamanla pek çok kişi katılıyor.

Wesen olanları öldürme görevi Nick’in doğasında yer etse de pek çok wesen’ın hayatını kurtarmak da yine ona düşüyor.

grimm monroe rosalee ile ilgili görsel sonucu

Zamanla kalp kırıklıkları, yitirilen hayatlar, ihanetler ve büyük kayıplarla sarsılsa da Grimm olmayı hayatındaki en önemli şey olarak gören Nick ve arkadaşları adalet için hep yan yana olmayı sürdürüyorlar.

Dizi maratonunuza katmanız için harika bir dizi olduğunu düşündüğümüz Grimm, gün geçtikçe hızlanan temposu ve çözülmeyi bekleyen gizemleriyle izleyiciyi her fırsatta kendine çekmeyi başarıyor.

Grimm ile bu karanlık ve olağanüstü evrenin bir parçası olmaya davetlisiniz.

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

1 Response

  1. Elga Borkat dedi ki:

    Monroe diye bir karakter varmış dizide. Herkes onu çok övünce ben de bu sayede başladım. Başta biraz yanlış anlaşılan bir karakterdi ama dizinin bölümleri ilerledikçe bütün olaylar kendisine bağlandı ve vazgeçilmez oldu benim için. Şu an dördüncü sezonda olmama rağmen Monroe’ya bir şey olacak diye korka korka ilerliyorum. Umarım senaristler bir hata yaparak böyle ilham verici bir karakteri reyting uğruna harcamazlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.