Kız Kardeşim İçin – Jodi Picoult

Etik konular kişiden kişiye değişen ve kesin yanıtları olmayan konulardır. Kimisine göre doğru olan bir durum kimisine göre de yanlış olabilir. Bu yüzden tartışmaya açık etik konularla ilgili bir kitap yazmak bana göre bir yazarın alabileceği en büyük risklerden sadece biridir. Yazar ya dibe batacak ya da şöhretine şöhret katacaktır.

İşte Jodi Picoult tam da bahsettiğim konu hakkındaki bu kitabın arka yazısını okuduğumda “ya mükemmel bir kitap ya da sevmeyeceğim bir kitap olacak” şeklinde düşünerek başladım okumaya. Konusundan bahsetmeden önce şunu söylemem lazım ya kitap sizi sarsacak ya da yazarın konuyu iyi anlatamadığını düşüneceksiniz.

Kitabın konusu ise 13 yaşında olan Anna’nın doğmak için bir nedeni vardır. O bir milyon sperm arasından seçilmiş ablasını lösemiden kurtaracak kişidir.  Çünkü abileri Jesse’in donörü Kate’e uymamaktadır. Bu yüzden doğmuştur. Ablası Kate yaşasın diye.

Anna ona verilen görevi çok iyi bilerek 13 yaşına kadar gelmiştir. Ancak annesi Sara’nın son istediği şey ile ne yapacağını bilemez. Ondan böbreğini Kate’e vermesini bu sayede Kate’in yaşayabileceğini söyler. Fakat Anna hentbol oynamak istemektedir ancak tek böbrek ile bunu yapması imkansızdır.

İki çocuğunuzun hayatını etkileyecek bu kararı nasıl verebilirsiniz? Eğer Kate’e böbreğini verirse Anna’nın hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Fakat böbreğini de vermezse ablası ölecektir. Anna’nın vasisi ailesi olduğu için bu kararı verecek kişi ailesi oluyor. (18 yaşından küçük olduğu için.)

Anna kendi vücudu hakkında söz sahibi olmak için ailesine vasi davası açması ile ailesi ne yapacağını bilemez. Ya Kate’in hayatı kurtarılacaktır ya da Anna’nın geleceği.

Yazar olayı anlatırken okuyucuyu Sara’nın anıları ile geçmişe, ailenin diğer fertleri ile olayın yaşandığı zamanda bir yolculuk yaptırıyor. Eleştirebileceğim tek şey Kate’in düşüncelerini sadece son bölümde onun ağzından yazması oldu. Belki olaylar yaşanırken onun da düşüncelerini okusaydık (yazar bölümleri kişilere göre ayırmış, yani her karakterin olaylar hakkındaki düşüncesini kendi ağızlarından okuyoruz.) kitap daha da iyi olabilirdi.

Kitap beni sarstı. Okurken ne olacak, yazar burada ne yapmak istedi diye düşünürken buldum kendimi. Eğer okumadıysanız mutlaka şans vermeniz gereken kitaplardan biri.

 Kitaptan alıntılar:

“Size şunu söyleyeyim: Yalnız biriyle tanıştığınızda size ne anlatırsa anlatsın aslında yalnızlığı sevdiği doğru değildir. Asıl sebep, daha önce dünyayla bütünleşmeyi denemelerine rağmen insanların onları sürekli hayal kırıklığına uğratmalarıdır.”

“Bütün harika şeyler biz onların farkında olmadığımız zamanlarda mı meydana geliyor?”

” Lazım oldukları anda nereye saklanır bu sözcükler?”

“Kanunlar kimsenin kimseden sorumlu olmadığını söylese de, ihtiyaç duyan birine yardım etmek yapılacak en doğru şeydir.”

“Gözlerimi kapatıyor, birkaç kere derin nefes alıyorum. İşte o anda fark ediyorum: Herkes yaşlanarak ölmüyor, insanlara araba çarpıyor. Uçak kazası geçiriyorlar. Nefes borularına fıstık takılıyor. Hiçbir şeyin garantisi yok, en çok da geleceğin… “

“Her felaket bir kıvılcımla başlar. Sadece ne aramanız gerektiğini bilmelisiniz. “

“Konumlarını yitirip köşeye sıkıştırılmış insanlar, yeniden o konuma gelebilmek için her şeyi yaparlar.”

“Yük kaldırabilme konusunda insan tıpkı bambu gibi. İlk bakışta zannettiğinizden çok daha esnek… “

“Bizim evde ‘normal’ kavramı, yatağa küçük gelen bir yorgana benzer – bazen gayet güzel örtünürsünüz ve bazen de açıkta kalır, üşürsünüz. En kötüsü ise hangisinin başınıza geleceğini bilememenizdir.”

“Kimse bu vesileyle başarmayı amaçladığı şeyi ve bunu nasıl yürüteceğini kafasında açıklığa kavuşturmadan bir savaş başlatmaz – daha doğrusu aklı başında olan kimse bunu yapmamalıdır.”

” Kim olursanız olun, içinizde keşke başka birisi olsaydım diyen bir sesin olduğunu anlayamıyorlardı ve bir milisaniyeliğine de olsa bu dileğiniz gerçekleştiğinde, o bir mucizedir. “

“Bir şeyler eksikti. Sorsan neydi diye, tam olarak anlatamam, ama eksikti işte. Bir ilişkiyi canlı bir varlık gibi düşünürsen, eksik olan yüzde ikilik kısım vücuttaki bir tırnağa denk düşer. Ama bu kısım kalbe denk düşerse, o zaman işler çok değişir.”

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

İlgili Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.