Kartpostallar nereye kayboldu?

Birine kartpostal göndermek ya da güzel bir hediyenin yanına hoş bir kart eklemek kadar güzeli var mı? Seni hediye alacak kadar seviyorum derken bir yandan da seni anlatan bir kart ve seni anlatan birkaç cümle ile seni düşünüyorum dersiniz.

Mükemmel bir incelik örneğidir. Bir yandan o kartpostalı alıp bir çerçevenin içinde saklamak isterken bir yandan da elinizi üzerinde gezdirip somut bir hatıraya dönüşmesini seyredersiniz.

Ablamla müthiş bir geleneğimiz vardı yıllar önce. Her bayramda, yeni yılda sevdiklerimize kartpostal gönderirdik. Harçlıklarımızı biriktirip aldığımız bu kartpostalları gönderince içimizi büyük bir mutluluk sarardı. Her bir karta uygun zarf da eşlik ederdi tabii iyi dileklere.

Tabii postaneye gidip sıra beklemek gibi zahmeti de vardı. Birkaç şikayet etsek de çok umursamazdık. Mühim olan gönderilen kartların sahiplerine ulaştığı zamanki o muhteşem hayaldi. Nasıl sevineceklerini düşünür mutlu olurduk. Böyle çocuklardık biz; başkalarının sevincine sebep olmayı severdik.

Yıllarca sürdü bu mektup ve kartpostal gönderme savaşımız. Evet bu bir savaştı çünkü ilk başlarda arkadaşlarımızdan, akrabalarımızdan pek güzel mektuplar, kartlar alsak da her birimizin eline cep telefonu geçmesiyle ne yazık ki mesajlar mektupların yerini aldı. İhmalkarlık ayyuka çıktı.

O zamanlar çok popüler olan mesajlar sonraları seyrekleşti. Sosyal medyanın hayatımızı ele geçirmesi ile de komple hal hatır sorma inceliği hayatımızdan çıkmış oldu.

Fakat biz meraklıydık kartpostallara. İncelik düşkünüydük küçük yaşlarımızdan bu yana. Bugünlerde kimse kimseyi aramaz sormaz oldu. Doğum günleri bile sosyal medyada fotoğraf altına yazılan bol kalpli emojiler ile kutlanıyor. Nerede kaldı bizim inceliğimiz, nerede kaldı o canım kartpostallarımız diye soruyoruz aklımıza geldikçe. Sonra hayat telaşına düşüp tekrar unutuyoruz.

Bazen de kızarak hatırlıyoruz. Uzun zaman çaba sarf ettiğimiz fakat karşımızdaki kişilerin umursamazlığı ve yapılan incelikleri anlamayacak karakterde oluşları kızdırmıştı bizi. O sebepten vazgeçmiştik o güzel kartpostal alışkanlığından.

Bugünlerde yine aklımızı kurcalayan bir şey var: Kartpostallar nereye kayboldu?

Kaybolmadı aslında unutuldu.
Çünkü unuttuk. Sevmeyi, sevilmeyi, kibarlığı, inceliği, zarafeti, düşünceliliği, değer vermeyi unuttuk.

İşte o gün bugündür kartpostalların hayatımızdaki yerini de unuttuk.

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.