Serinletici Sinema Kulübü: Million Dollar Baby

Serinletici Sinema Kulübü’nde haftanın filmi Million Dollar Baby. Mottomuz ise; ‘Hayallerine bir parça cesaret kat!’

Zamanı gelmişti.
Maggie’nin boks yapma tutkusu yıllar içinde hiç de azalmamıştı. Yapabileceklerini, başarabileceklerini düşündükçe şu anki hayatından daha da soğuyordu. Hep ertelemişti hayallerini, ama artık istediği şey için çaba göstermesinin zamanı gelmişti. Sıkışıp kaldığı bu hayattan, istemeye istemeye gittiği iş yerinden, kendini ait hissetmediği bu ruhu silkeleyip atmasının zamanı gelmişti.

‘Kendini koru’
Frankie Dunn’ın hayatı tam anlamıyla ringlerde geçmişti. Sayısız dövüşçü yetiştirmişti. Onlara dövüşmeyi öğretmeden önce ilk öğrettiği şey ‘kendilerini korumaları’ gerektiği idi. Bu ilk kuraldı. Sonrasında bütün öğrendiklerini bu ilk kuralın üstüne koyuyorlardı. Geçmişte yaşadığı acı olaylar sebebiyle herkesten uzak bir yaşamı tercih etmişti. Spor salonuna göz kulak olan Scrap’ten başka dostu yoktu.

Frankie kızları çalıştırmazdı!
Günlerini alelade bir şekilde geçiren Frankie’nin yaşamı günün birinde spor salonunun kapısından içeri giren Maggie sayesinde sıradanlığını yitirecekti. Bu kendini bilmez kadın hem boksör olmak istiyor hem de Frankie’nin kendisini bir dövüşçü haline getirmesini temenni ediyordu. Birincisi Frankie kızları çalıştırmazdı. İkincisi Frankie ‘asla’ kızları çalıştırmazdı! Sonuçta boks bir erkek sporuydu. Dahası Maggie spora başlamak için geç kalmıştı. Bu zamana kadar ne yaptıysa bundan sonra da onu yapmaya devam etmeliydi. Macera aramasına gerek yoktu.

Muhteşem bir güç…
Fakat Maggie farklı düşünüyordu. Evet çok çaba sarf etmeliydi, herkesten daha çok çalışmalıydı. Ama ne istediğini biliyordu, bir hayali vardı ve bunu elde etmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Dahası muhteşem bir gücü vardı; sadece kendisine inanan birini bulmalıydı. Cinsiyetine ve yaşına değil sahip olduğu güce odaklanacak birine ihtiyacı vardı. Ve imkansız gibi görünmesine rağmen bu kişi Frankie’den başkası değildi.

Kararlı duruş.
Maggie’nin kararlı duruşu bir süre sonra Frankie’nin direncini kırmayı başarmıştı. Başta onunla alay eden Frankie, sonunda Maggie’yi çalıştırmayı kabul etmişti. Her ne kadar bu durumu saçma bulsa da Maggie’nin inadından etkilenmemek mümkün değildi. Bir de üstüne Maggie’nin gün geçtikçe kendini geliştirmesi ve hırsı karşısında, Frankie’nin ona olan tutumu tamamiyle değişmişti. Ve sonunda Frankie, Maggie’nin maça çıkmasına karar verdi. Bu kararında yanılmamıştı. Maggie’nin başarıları birbiri ardına geliyordu. Hırsını ve gücünü doğru orantılı kullanıyor ve maçın galibi oluyordu. Galibiyetler arttıkça Maggie’nin maddi ve manevi kazancı da artıyordu. O artık boks dünyasının ‘milyon dolarlık bebeği’ idi. Ringe adım amadan önce herkes kazanacağına emindi.

Gafil avlanmıştı. Hem kadere hem de rakibine.
Dahası Maggie de bundan emindi. Her seferinde kazanmak için dövüşüyordu ve kazanıyordu. Ne kadar çok galibiyet aldıysa bir o kadar kalkanını indirmeye başlamıştı. Ve günün birinde kazandığı bir maçın ardından galibiyet sarhoşluğunun tavan yaptığı bir anda Maggie, Frankie’nin kendisine öğrettiği ilk dersi unuttu: Her şeyin ötesinde daima kendini koru! Maçı kaybetmenin verdiği öfkeyle saldırıya geçen rakibi hiç beklemediği bir anda Maggie’yi gafil avladı. Maggie kendine geldiğinde bir hastane odasındaydı. Her tarafına borular ve kablolar bağlanmıştı. Kendini korumayı bıraktığı o minicik an, Maggie’nin ömür boyu felç kalmasına sebep olmuştu. Çektiği ızdırabı dile getirmek imkansızdı. Dahası Maggie’nin ailesi bu durumu kabullenmekte zorlanıyordu. Altın yumurtlayan tavuktan olmuşlardı ve işin içine para girince Maggie’nin acısını unutuvermişlerdi.

‘Kahraman’
Maggie tam zirveye çıkmışken kendini bir anda cehennemin kat be kat altında buluverdi. Çektiği acıya Frankie de ortak olmuştu. Spor salonunun kapısından girdiği an ile maça çıkmaya başladığı zaman arasında bir yerde Maggie’yi kendi kızı gibi görmeye başlamıştı. O sebeptendir ki Maggie’nin ‘ötenazi’ isteğini duyunca neye uğradığını şaşırdı. Maggie’ye veda etmeye hazır değildi fakat onu böylesine acınası bir hayata da terk etmeye gönlü el vermemişti.

‘Milyon dolarlık bebek Maggie’ işte böylesine zaferlerle ve ızdıraplarla dolu bir efsanenin cesur ve unutulmaz kahramanıydı.
İyi seyirler…

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragman:

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.