F1: 2018 sezonunun esas sorusu

Takvimdeki yarışlar tamamlanmadan şampiyonun belli olduğu bir Formula 1 sezonunu daha geride bıraktık.

Aslında cümlenin kulağa geliş tınısına bakacak olursak sanki hiç heyecan vermeyen bir sezon izlenimi yaratıyor 2018. İşin aslıysa, Mercedes dominasyonunun başladığı 2014’ten beri belki de en çekişmeli sezona şahit olduk.

Bütün yan rolleri bir kenara bırakacak olursak 2018’in elbette iki başrolü vardı. Mercedes’ten Lewis Hamilton ve Ferrari’den Sebastian Vettel. Mercedes’in peş peşe şampiyonluklar kazandığı dört yıllık güvenine karşın, on senedir pilotlar (ve hatta artık markalar) şampiyonluğu yaşayamayan Ferrari’nin açlığı.

Sezon başlangıcında taraftarların ve pek çok yorumcunun ortak kanısı “bu sefer olmuş” dedirtebilecek bir Ferrari üzerinde yoğunlaştı. İlk iki yarışı Sebastian Vettel ile kazanan Ferrari, karşısındakinin başarısızlığından beslenmekten öte, kendi gücü ile yarış kazanan, doğal bir çizgiye taşıdı kendisini.

Mercedes ise geçtiğimiz yıllarda açık ara sorun yaşadığı Monaco, Macaristan gibi yavaş pistlerde yaşadığı sorunları hafifletecek bir dingil boyuna sahip yeni aracını son yıllardaki popüler tabirle “anlama” derdindeydi. İlk beş yarış sonunda Vettel’in iki galibiyetine Hamilton da aynı galibiyet sayısıyla karşılık verdi.

Sezon ortasına kadar dengede giden şampiyonada iki pilot da iddialı gözüktü ve yıl sonu tahminleri bu sebeple daha çok araçlar üzerinde yoğunlaştı. Ferrari ilk yarıdan bu denli yüksek puan toplayarak ayrılmışsa sezonun ikinci yarısında Macaristan, İtalya, Singapur, Meksika karakteristiğindeki pistlerde geçtiğimiz yıllarda elde ettiği derecelere de bakarsak daha avantajlı görünüyordu.

Ancak işler değişmeye başladı.

2017 sezonunda Ferrari’de moralleri yerle bir eden Singapur GP ilk tur kazasının 2018 karşılığını sorsanız F1’i takip eden herkes size Almanya cevabını verir. Vettel’in kendi evinde ve pole pozisyonunda kalktığı yarış, yağmur geçişiyle Alman pilotu yarış dışı bıraktıktan sonra Lewis Hamilton’a hiç tahmin etmediği bir zafer hediye etti. Ardından bu sonuç, Mercedes adına adeta bir uyanış çağrısını başlattı.

Almanya’nın ardından Macaristan’la başlayan ve İtalya, Singapur, Rusya ve Japonya’yı kapsayan muhteşem bir kazanma üstünlüğü… “Mercedes o pistte iyi, bu pistte kötü”lerden arınmış saf bir galibiyet zinciri. İşte Formula 1 dünyasının beklemediği şey Mercedes dominasyonunun, sezonun bu kısmında ortaya çıkmasıydı.

Hamilton ve Mercedes kazandıkça Vettel daha daha hataya zorlandı ve 2018’in tablosu 2017’nin kaderini paylaşırcasına Lewis Hamilton’a Meksika’da kürsüye dahi çıkmasına gerek kalmayan bir dünya şampiyonluğu ilanı getirdi.

Ve gelelim can alıcı soruya: Şampiyonluğu Hamilton mı kazandı yoksa Ferrari mi kaybetti? Lewis Hamilton aldığı pole pozisyonları, yarış galibiyetleri ve değişken hava koşullarında sürekli göstermiş olduğu üst düzey performansıyla soruların ötesinde beşinci şampiyonluğunu hak etti. Mercedes’in özellikle zayıf olduğu alan ve pistlerde gösterdiği inanılmaz yükseliş de İngiliz pilotun doğru takımı seçtiğini fazlasıyla kanıtladı.

Ferrari’de ise 2018 sezonu bambaşka bir soru işareti doğurdu: Sebastian Vettel yeterince iyi mi?

Vettel’in özellikle 2018 Almanya GP’sinde yağışlı havada kendi kendini yarış dışı bıraktırmasıyla başlayan hatalar zinciri, sezonun son çeyreğinde artık F1 taraftarlarının sayamadığı spin’lerle doruk noktasına ulaştı. Bu da demek oluyor ki artan Mercedes baskısına Sebastian Vettel yeterince karşılık veremedi ve hataya zorlandı.

Ferrari, uzun bir süre sonra belki de şampiyonluğu kazanmaya en yakın olduğu aracı hazırlayıp kişisel hatalarla bunu kaybetmeye odaklı bir takım değil. Vettel’e bunun iması hem kelimenin tam anlamıyla hem de şampiyonluğu Raikkonen’den çok isteyen Charles Leclerc transferiyle yapılmış durumda.

Belki de esas soru “şampiyonluğu Hamilton mı kazandı yoksa Ferrari mi kaybetti” değildir. Vettel’in şampiyonluk serisi olan 2010-2013 arasında Red Bull’un baskın performansına karşılık aynı dönemde rakibinden çok daha gerideki bir Ferrari ile şampiyonluğu son yarışlarda kaçıran Fernando Alonso, 2018 Ferrari’sinde olsa sizce sonuç ne olurdu? Evet, haklısınız…

Tolga Erbak

1986 yılında Kırklareli’de doğan Tolga Erbak, ilk ve orta öğretimini aynı şehrin Lüleburgaz ilçesinde tamamladı. Eğitim yaşamına İstanbul Kültür Üniversitesi’nde işletme okuyarak devam eden Tolga, üniversite yaşamının ardından İngiltere’de dil eğitimini tamamladı. Bu süre zarfında online dergi EDergim’in genel yayın yönetmenliği, yabancı film/diziler için altyazı çevirileri ve çeşitli dergi & sitelere Formula 1 haber çevirileri yapıp köşe yazıları yazan Tolga, aynı zamanda Türkiye’de önemli yer tutan sözlük sitelerinden Limon Sözlük’ün de kurucusu. Tolga Erbak’ın 2010 yılında başladığı ilk romanı Gidecek Var, yaklaşık 1,5 yılda tamamlandı ve 2012′nin Aralık ayında, Cinius Yayınları’ndan çıktı. 2015 yılında Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi (MBA) bölümünde yüksek lisansını tamamlayan Tolga, yine 2015’te, internet kullanıcılarının değişen beklentileri çerçevesinde Limon Sözlük’ü yeniden konumlandırarak aktüel haber-eğlence sitesi Serinletici'nin kurulmasına öncülük etti ve halen Serinletici'nin genel yayın yönetmenliği konumunda yer alıyor. | tolga.erbak@serinletici.com

İlgili Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.