Serinletici Sinema Kulübü: La Vie en Rose

Bazı şarkılar vardır, dinledikçe mest olursunuz. Kendinizde bir şeyler bulur ve şarkının ardındaki sesi merak edersiniz. Edith Piaf da böyle bir sesti. Muhteşem sesin ardındaki hikâyeyi merak edenlerdenseniz hayatını okumaya/izlemeye heveslisinizdir.

Serinletici Sinema Kulübü’nde haftanın filmi La Vie en Rose ile acıyı, başarıyı, hüznü, sevinci ve kaderi kucaklıyoruz. Unutulmaz bir sanatçı olan Edith Piaf’ı anıyoruz.

‘Terk edilen küçük kız’
Annesi tarafından terk edilen küçük bir kız çocuğuydu Edith. Babası Louis askerden döndüğünde kızını yaşadığı korkunç hayattan kurtarmak için güvenebileceği tek kişi olan annesinin yanına yerleştirmeyi planladı. Annesi bu iş için biçilmiş kaftandı. Belki ahlaktan yana yoksundu; fakat kendi torununa kol kanat germeyecek kadar gaddar biri değildi. İşte böylelikle küçük Edith genelevde yaşamaya başlamıştı.

emmanuelle seigner la mome ile ilgili görsel sonucu

Mutluydu…
Genelevin daimi sakinleri bu küçük kızı çok sevmişlerdi. Belki de yıllar önce kaybettikleri masumiyeti ve neşeyi Edith’te buldukları içindi. Mutlu bir çocuktu Edith. Yıllar süren ve kör olmasına sebep olan göz hastalığını atlatmış, tekrar eski neşesine kavuşmuştu. Fakat sevinci kısa sürdü, babası onu almaya gelmişti. İlk defa bir aile sıcaklığı tattığı bu güzel insanlardan ayrılmak zorundaydı. Bir kez daha acılar galip gelmişti.

жизнь в розовом цвете ile ilgili görsel sonucu

Para ve itibar…
Yıllar sonra kavuştuğu ün ve kalabalık sofralar, ona yalnızlığını unutturmada pek de başarılı olamamıştı. Mizacı eğlenceliydi, fakat kalbindeki acılar ne hikmetse her daim tazeliğini koruyordu. Ve günün sonunda yalnız kalınca, Titine’den ayrılırken acılara boğulan küçük kız çocuğuna dönüşüyordu. Sesinin muhteşemliği ona hem para hem de itibar kazandırmıştı. Abartılı tavırları, zalim esprileri, dengesiz kararları ve onu yiyip bitiren hastalığı karşısında etrafındakiler yalnızca gülüyordu. Çünkü o, eşi benzeri bulunmayan bir sanatçıydı. Aynı zamanda da çok para kazanan bir sanatçı…

la vie en rose movie ile ilgili görsel sonucu

Yolun sonu.
Sokakta şarkı söyleyerek başlayan şarkıcılık kariyeri yıllar içinde hiç de beklemediği bir yere varmıştı. Henüz küçükken keşfettiği bu yeteneğin, eşsiz olduğundan bihaberdi. Ama yıllar içinde hep iyi bir şarkıcı olmanın hayaliyle yaşadı. Bu hayaldi onu hayatta tutan. Bu hayaldi onu her sabah uyandıran. Şimdi ise yakalandığı çaresiz hastalığın pençesinde kıvranırken, o günlere dönmenin imkansız olduğunun farkındaydı. Bir mucizeye ihtiyacı vardı, fakat yaşamında pek çok mucizeye tanıklık etmişti; ne yazık ki artık yolun sonuna gelmişti.

vie en rose film ile ilgili görsel sonucu

Muhteşem bir ses…
Yolun sonu, istemeden yolun başını düşündürmüştü Edith’e… Yıllar önce bir kabarenin sahibi olan Louis Leplee duyduğu sese inanamamıştı. Kaldırımın kenarında şarkı söyleyen bu kız, muhteşem bir sese sahipti. Şarkıyı söylerken adeta sözleri yudum yudum içiyor, yaşıyordu. Şarkılar bu kızın dilinde hayat buluyordu. Yolun başıydı bu; asla sona ermeyecekmiş sandığı yolun başı… Yıllardır hasretle beklediği yol…

Kaderin çizdiği yol.
Her sahneye çıktığı an, küçücük bir kıza dönüşüyordu. Sonrasında tekrar şarkılarla büyüyor ve adeta devleşiyordu. Umutlarını, acılarını, aşklarını ve hayal kırıklıklarını yüklemişti şarkılara; bu denli güzel söyleyebilmesinin sebebiydi kaderin onun için çizdiği yol. Bu denli zor bir hayata hapsolduğu için sığınmıştı şarkılara. Ve sonunda şarkılar ona kurtuluşu için bir fırsat sunmuşlardı. ‘Kaldırım Serçesi Edith Piaf’ bulutların üstündeydi.

Ä°lgili resim

Tepeden tırnağa…
Yaşamına büyük aşklar ve büyük acılar sığdırmış bir kadındı o. Cesaret ve delilik arasında gidip gelmişti çoğu zaman. Tepeden tırnağa her şeyi kendine özgüydü. Zamanında hiçbir şeye hakkı olmadığından, sonraları her şeye sahip olabileceğini düşündü. Fakat sahip oldukları bir türlü yeterli gelmedi. Yolun sonuna kestirmeden varması da bu sebeptendi. Nerede duracağını bir türlü bilememişti.

Ä°lgili resim

Tükenmişti.
‘Eğer bir daha şarkı söyleyemeseydiniz?’ diye sorduklarında, ‘Yaşayamazdım.’ yanıtını veren Edith Piaf’ın ruhu yavaş yavaş parçalara ayrılmaya başlamıştı. Hastalığı bünyesini ele geçirmiş ve gücü tükenmişti. Şarkılarıyla birlikte ruhu da gitmişti sanki. Ölümü bekleyen biriydi sadece. Yaşamındaki diğer her şeyde olduğu gibi biraz heyecanla, biraz huysuzlukla ve bolca cesaretle süzüldü bulutların üstüne. Onun arkasından gelen ve başaramayacağını düşünen herkese ilham kaynağı oldu.

İyi seyirler…

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

Fragman:

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.