Bu dünyadan Friends geçti!

Friends’i neden bu kadar sevdik sorusunun çok basit bir açıklaması var: Gerçeklik. Nostaljik zamanların son halkası olan 90’lı yılları en gerçek ve samimi haliyle izledik, çok sevdik. Kalbimizi verdik.

Friends bir devrin sona erişini simgeleyen harika bir yapım. Teknoloji harikası, özel efekt dehası dizileri bir çırpıda tahtından edebilecek bu komedi dizisi, hayatımızın içine girivermişti bir anda. 90’lı yıllardan 2000’li yılların başına kadar ulaşmayı başaran bu dizi kitleleri peşinden sürükledi.

Herkesin kendinden bir parça bulduğu 6 karakterin başrolü paylaştığı dizide karakterlerin ön plana çıkan özellikleri güzel veya yakışıklı oluşları değil. Monica titizliği ve kontrol delisi tavırlarıyla sahneleri çılgına çevirirken Rachel’ın tatlı ve biraz da prenses halleri bu diziye tutulmamızı sağladı. Phoebe’nin en garip karakter olduğu konusunda hemfikiriz zaten; fakat hiçbir zaman başrolü paylaştığı arkadaşlarından geri plana atılmadı. Çoğu zaman tutarsızlığının ardındaki hassas kalbi vurgulandı.

Ve erkekler… Ross, Chandler ve Joey. Şimdilerin yakışıklı birer yüzden ibaret olan ve mankenlikten oyunculuğa geçiş yapan jönlerini geride bırakan birer başrol oyuncusu her biri. Aşırılıkları, haylazlıkları ve saçmalamaları ile her gün görüştüğümüz yakın birer arkadaşımız oluverdiler.

FRİENDS ile ilgili görsel sonucu

Onlarla güldük, bazen kalplerinin kırılmasına tanıklık ettik; zaman zaman hüzünlendik. Bazen de öylesine kahkaha attık ki gerçekliği damarlarımızda hissettik.

Şimdilerle izleyip bitirdiğimiz dizilerin adlarını hatırlamazken Friends’i unutamayışımızın sebebi bu muhteşem gerçeklik anlayışı.

FRİENDS ile ilgili görsel sonucu

Günümüzde gerçek olan her şeyi nostalji kategorisine yerleştirmemiz büyük bir üzüntü sebebi olsa da, aralarında kalbimizi ısıtan hatıraların olması güzel bir duygu.