Soyut Refleks – Metin Akdeniz

Geçmişin izleri bir anda silinir mi ? Geçmişte yaşanılanlar unutulur mu ? Belki de şöyle sormam gerekir: Geçmişte yaşanılanlar yaşanılmamış gibi hayatınıza devam edebilir misiniz?
İşte bu soruların yanıtı belki de hayatımızı şekillendiriyor. Peki bu durumu bir de mesleği hayalperest olan Özgür’e göre düşünelim.
“…bir insan kendinden kaçıyorsa o insan hiçbir yere ait değildir. Hiçbir yere ait olamamanın bir anda ortaya çıkışıdır bu. Yürüdüğün bu caddeler, kaldırımlar, kafeler, kitaplar, insanlar, çalıştığın iş, hiç biri senin değil. Bütün bu birer isme sahip olmaktan başka bir özelliği olmayan nesnel şeyler senin gibi mesleği hayalperestlik olan biri için çok ağır. Kapının önüne sandalye atıp kapı kolu ile varoluşu konuşacak kadar deli olan biri için çok ağır.”
Peki Özgür sırtında kambur gibi taşıdığı geçmişin ağır yükünden kurtulabilecek mi ? Bazen hayatın akışı ile hiç düşünmeden bir şeyler yaparız. Özgür de yaptı. İncinen birisinin aslında en kolay başvuracağı şeye başvurarak yaptı bunu. İntikam ile. Yirmi iki yıl önce yaptığı hatanın bedelini ödeyerek günlerini geçirirken markette karşısına Ayten çıktı. Geçmişin ayak izleri bir anda ortaya çıktı. Bu ayak izi onun ruhunu delerek haraket etti. Yürüdü. Sanki onu parçalasa Özgür rahat edecekti ama o sadece yürüdü.
“Bir hayalperest olarak, her zaman orijinal hayaller bulmak kolay olmuyor. Ve bu kırklı yaşların ortalarında, zamanın yani o muhteşem yok edicinin oynaklığı karşısında tek savunma mekanizmam, içimdeki soyut reflekstir. Zorunlu üyesi olduğumuz bu bunaltı kulübüne katlanabilmek için keşfettiğim; “içtenliğin maskesizliği” ne yapılan saldırılara, daha ne kadar dayanabileceğimi bilmiyorum. Kendimi bıraktığım o sonsuz ve kusursuz akış, bir bulut gözlemcisinin tanıklığında kelimelere dönüşüyor. Yazıldıkça ucu kırılıp duran kelimelere…”
Yazarın dilini çok beğendiğimi söylemek isterim. Edebiyatın serin hissini hissederek okuyacağınız, bir yandan Özgür’e kızacağınız bir yandan yaşadıklarına üzüleceğiniz bir kitap. Beni en çok etkileyen ise kitabın sonları oldu. Yüzleşmek zor olan bir durum. Bunu başarmak ya da başaramamak belki de insanın kendisi ile alakalıdır. Özgür’ün ise sözcükleri cümlelere serpiştirip onlarla yaşamaya çalıştığı bu hayatta yüzleşmesi gereken geçmişin kamburu onu yıllardır eser alır.
Kitapta edebiyatın doyumsuz kokusunu hissederken bir yandan da o kokuyu içimize çekmemizi sağlayan şiirler de sunuyor bize Özgür. Bu şiirleri etkilendiği edebiyat eserlerine armağan eder.
“Yeni bir cümle gelip diğer cümlelerden nöbeti devralıyor
kentin her yerinde sürekli bir şeyler konuşuluyor
konuşuldukça kabarcıklar oluşuyor göğün aşağısında
böylece zamanın üstü örtülüyor hüzün uyanmasın diye
ve tesadüfi bir suskunluk anında pencereye yanaşıp
yıllar önce geldiğim tarafa doğru bakıyorum
her akşam yapıyorum bunu kimse görmeden 
kaçınılmaz şekilde aynı sonuca varıyorum; ne çok
gitmişim kendimden uzağa yeryüzüne dayanabilmek için!”
Sizi şaşırtacak bir kitap okumak isterseniz mutlaka tavsiye ederim. Bir çok cümlenin altını çizerek okudum kitabı. İntikam duygusunun bir hayatı nasıl etkilediğine bir kere daha şahit oldum.
“Belki” çok tehlikeli bir sözcük, iki zıt anlamı veya varsayımı veyahut ihtimali içeriyor.”
 
“Çünkü sevmek; bir fikir değil ki beğenmediğinde de vazgeçesin, sevmek varoluşuna eşlik eden sonsuz bir müziktir.”
 
“Kitaplar yeryüzünün çirkinliklerinden az da olsa uzaklaşmak adına güvenli bir sığınaktır.”
 
“Limana varana kadar gökyüzünü soya soya seninle gelen müzik, bütün çirkinliklerin ve bunaltıların gücünü elinden alıp onları etkisiz hale getiriyor. Anların büyüsüdür bu. Çünkü anlar sonsuzluğun çocukluğudur.”
 
“Yaşam ve ölüm  insanın en keskin çıkışsızlığıdır. Buna karşılık kabulleniş ve kabullenişteki bilinç ise; insanın çıkışsızlığındaki fırtınanın dindirilmesidir. Bilginin koynuna girerek yener insan çıkışsızlığı. Yakaran insan değil başkaldıran insandır bilginin koynuna giren. Böylelikle salgılanan intiharın karşısında “Seni görüyorum, varlığını kabul ediyorum ama şimdilik sana ihtiyacım yok!” diyebilmeyi başaran insandır bilginin koynuna giren.”

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

İlgili Yazılar: