Close

İyi Saatte Olsunlar Durağı – Abdulkadir Güneş

Öykü kitabı okumayı seviyorsanız mutlaka Abdulkadir Güneş’in öykülerine bakmanızı öneririm. Öykülerinde sevgiyi melankolik bir dille anlatmış yazar. Bu dil ile konuşmak istemiş. Aklındakileri kağıtlara yazarak onları beyaz sayfaların akıntısına bırakmış. Her şey konuşulsun ortada hiçbir şey kalmasın istemiş. Bu isteği ile yazmış o öyküleri.

Öykülerde dikkatimi çeken bir konu da yaşanmışlık kokması oldu. Sanki etrafı gözlerken elindeki not defterini çıkarıp gördüğü insanlara hikayeler yazmış. Yazarken onları tekrardan yaşatmış. Yaşaması gerektiğine inandığı ne varsa öykülerine damlatmış. Bu damlatma ile o öyküler yeşermiş ve kökleri sağlamlaşmış.

Öykülerdeki karakterlerin yaşadıklarını okurken fark ettiğim şey sıradan hayatlar bile (tabi bu sıradan hayat kime göre neye göre) bir anda farklı bir pencereye açılıyor. Bu pencere sayesinde başka diyarlara yolculuk yapıyoruz. Sonunda bu olacak diyemiyoruz çünkü yazar kalemi sayesinde bir anda olayı farklı bir yana çekmeyi başarıyor. Bence bu yazarlarda olması gereken okuyucuyu etkileyen özelliklerden biri.

Öykülerin dili olduğuna inananlardanım. Bu kitapta bulunan on yedi öykünün de sizi etkileyecek yüreğinizde bir yer edineceğine inanıyorum. Çünkü benim yüreğimde bir yer oluşturdular.

Eğer öykü türünde kitap okumayı seviyorsanız mutlaka okumanızı öneririm.

Gelelim öyküleri teker teker incelemeye;

İlk öykü Veresiye Defteri. Sevgili Veresiye Defterini tutma sırası babadan oğla geçmiştir. Fakat hikayenin anlatıcısı olan oğlunun hayalleri vardır. Sevgili Defterin zımbayla tutturulmuş sayfasında bir isim bulunmakta ancak isim okunmuyor. Fakat arka sayfada izi çıkmış. Mukaddes. Ancak bu isim annesinin ismi değil. İşte öykümüz bu adla beraber yolculuğuna başlıyor.

“Ekmekler o köşede değil baba, sen de hayatımızda öyle durmadın, yaşımız yerinde durmuyor, içki şişede durduğu gibi durmuyor, insanlar yerli yerinde değil birileri gidiyor birileri geliyor, hayat böyle be baba değişim içinde kimse kimseye tutunamıyor.”

Öyküde baba ile oğlun ilişkisi belki de öykünün temel unsuru.

“Hatırlamak hatır meselesidir, anımsamak ise an meselesi, hatırlayacak anların, o anlarında hatır dostların var ise duyguların birer hatırattır.”

“Garip olan ne biliyor musun ? Hatırlamanın ilacı yok. insan unuttu mu bir daha adını bile hatırlamazmış, öyle dedi doktor.”

“Nazım Hikmet’in kaşlarını görüyorum sende, Atilla İlhan’ın dalgalanan saçlarını, Nilgün Marmara’nın keskin bakışlarını buluyorum sende. Hepsi dize dize, sonra bir dörtlük ediyor kafamın içine yerleşiyor, orada yeşerip kalbimin orta yerinde şiir açıyorsun sevdiğim.”

İkinci öykü Garip İki Yabancı. O şehre gelen iki yabancı vardı. Peki kimdi bu yabancılar ? İşte onların hikayesini okuyoruz.

Üçüncü öykü Küfe. Genç denilecek iki arkadaş deniz kenarında oturur. Peki onların hikayesi nedir?

“İnsanı yarım kalmışlıkları terk eder.”

Dördüncü öykü Mustafa Kemal Paşa. Mazhar ve Mustafa Kemal Paşa arasında geçen konuşmayı okuyoruz.

“Kelimeler sessizdi. Gözlerimin içine baktı tüm dünyadan barış ister gibi, bir ülkeyi yoktan var edecek gibi, yüzyılda bir gelecek, her şeyi değiştirecek gibi, nesli tükenmekte olan her şeyi bir çırpıda hayata döndürecek, fikirleriyle haletiruhiyemi özgürlüğe boyayacak gibi benden yardım bekledi. Duygularla hasbihal ettik.”

Beşinci öykü Kadın. Baba dayağı ile büyüyen bir çocuğun hikayesini onun nasıl Kadın olduğunu okuyoruz.

“Ben o gün kadın oldum çünkü kadın olmak, sizin bildiğiniz gibi akacak bir avuç kanla olan bir şey değil. Ben o gün nefes aldığımı hissettim. Kadın oldum.”

Altıncı öykü Mendil.

“Duyuyor musunuz? Duvarın öte tarafında insanlar birbirleriyle tartışıp kalp kırıyor, birkaç metre öte uzağa giderseniz sokağa dökülmüş insanlar, kavga eden ev sakinlerini izliyorlar ya da onlara katılıyorlar, birkaç kilometre ötenizde bıçaklar çekiliyor, en son gittiğinizden biraz daha uzağınıza bakarsanız, silahlar patlıyor; çocuklar, kadınlar, insanlar ölüyor. Birkaç metrekare dediğimiz uzunlukta ne kadar çok şey meydana geliyor.”

Peki bunları nereden biliyor ? İşte o da hikayede.

“Bu devirde ölüden değil diriden korkacaksın.”

Yedinci öykü Bilinçaltı Oyunu Ya Da Dualı Temenni. İncir Ağacının gölgesindeki dileği sadece oydu. Neden incir ağacında dilek diliyordu?

Sekizinci öykü Geçer Bu Da Geçer. Her şeyden herkesten uzaklaşmak istiyor. Yeni başlangıçlar, yeni umutlar, yeni bir hayat. Bu mümkün mü? Geçmişi bırakabilir misiniz?

Dokuzuncu öykü Gasılhane. Ölen bir adamın nasıl öldüğünü onun ağzından okuyoruz.

Onuncu öykü Bilinçaltı Oyunu Ya Da Dualı Temenni (2). Devam niteliğinde olan bu hikayede yalnızlık nedir? sorusu ile baş başayız. Yalnız bir insan nasıl yaşar?

On birinci öykü Yukardakiler. Hiçbir ev dışarıdan soğuk olur mu? Ona göre öyleydi. O her yerde iş arıyordu ama sonuç hep aynı Ayten’in dırdırı. Bir gün kahvede oan verilen kağıt ile kaymakamlığa gittiğinde belki de hayatı değişecekti?

“Yaşamak zor evlat, anlaşılmak daha da zor.”

On ikinci öykü Bilinçaltı Oyunu Veya Dualı Temenni (3). Devam niteliğinde olan bu hikayede çocukluğun önemini , onu anlayan birisini var olmasının umudunu okuyoruz.

On üçüncü öykü Ayakkabı. Küçük yaşta ayakkabı boyacısının hikayesini okuyoruz.

On dördüncü öykü Bugün De Karavana. Bugün cuma. Yağmur yağıyor. Bugün onun için farklı bir gün. Bu farklı günde yaşadıklarını ve onun geçmişini okuyoruz.

“Hayat, planlanması zor korkuluklar dünyasıydı.”

On beşinci öykü Kim Sessiz?.

“Ben de kendimi bilsem diyorum, beni dışlamasanız, inanın sizle gibiyim; iki ayağım, iki kolum, iki gözüm var. Biliyorum tertemiz elbiselerim, cebimde dün yerde bulduğum bir lira hariç param, evim de yok ama gökyüzümüz aynı, beni de tanıyın.”

Bu hikayede onu tanımak istediler mi?

On altıncı öykü Şen Ol – Var Ol. Şen Ola İdman Gücü mahallenin takımıdır. Ama hep yenilir. Bu öyküde takımdaki kişileri okuyoruz.

“Beklemek aslolan gerçeğimiz, umut ise yaşama hissimiz.”

On yedinci öykü Şevki Kırık. Emekli, yaşlı bir birey olan Şevki Kırık, bir ayağı çukurda olan cemiyetin üyesidir. Bu cemiyetin üyeleri kimlerdir? Şevki Kırık neler yaşamıştır bunları okuyoruz.

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.