Close

23 Haziran’da tekrarlanacak olan İstanbul seçimi öncesi ‘cumhur ittifakı’nın AKP’li adayı Binali Yıldırım ile ‘millet ittifakı’nın CHP’li adayı Ekrem İmamoğlu, İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde yapılan açık oturumda buluştu.

Türkiye’de yaklaşık 20 yıldır ilk kez bir seçim öncesinde iki adayın karşılıklı olarak projelerini anlatacağı canlı yayın Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirildi.

2002 Uğur Dündar Recep Tayyip Erdoğan ile Deniz Baykal ile ilgili görsel sonucu
En son Kasım 2002’de Uğur Dündar yönetiminde Recep Tayyip Erdoğan ile Deniz Baykal arasında ikili bir münazara gerçekleşmişti.

Yıldırım, kendisine seçimin neden iptal olduğu sorusuna ‘oylar çalındı, benim oylarım İmamoğlu’na verildi’ cevabını verdi ve “Biz seçimin iptal edilmesini istemedik. CHP oyların yeniden sayılmasını kabul etmediği için iptal oldu” diye konuştu.

Sayım sırasında şaibe olduğunu savunan AKP’li aday, oyları kimin çaldığı sorusuna ilişkin ise “Onu YSK bulacak” dedi.

İmamoğlu ise CHP’nin oyların yeniden sayımını istemediği ve seçimin CHP yüzünden iptal edildiği iddiasını reddetti. Anadolu Ajansı’nın veri akışını neden kestiğinin hala açıklanmadığını belirten CHP’li aday, ‘oylar çalındı’ iddiasına ilişkin “YSK gerekçeli kararında oyların çalındığından bahsetmiyor. Çalındıysa kim çaldı? Bu önemli bir ithamdır, çalındıysa kim çaldı” diye konuştu.

Küçükkaya, her iki adaya da “Ben İstanbul’da yaşayan Kürt kökenli ve TC aşığı bir kardeşinizim. Kime oy vereyim? Beni ikna edin.” dedi.

İmamoğlu ortak yayının yapılacağı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’na eşi Dilek ve büyük oğlu Selim İmamoğlu ile geldi

İmamoğlu ortak yayının yapılacağı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’na eşi Dilek ve büyük oğlu Selim İmamoğlu ile geldi.

Küçükkaya, İmamoğlu ve Yıldırım’a medeni cesaretleri için teşekkür edip Babalar Günü’nü kutlayarak yayına başladı. İmamoğlu ve Yıldırım birbirlerine Babalar Günü hediyesi verdi.

Oturumdan satır başları;

Küçükkaya: Biz bu seçime niye gidiyoruz?

Yıldırım: Sizin oylarınız sayılırken birtakım garip işler oldu. Yüksek seçim Kurulu da bunları değerlendirerek yenilenmesine karar verdi. Bizim tercihimiz seçimin yenilenmemesiydi. Ama CHP bize yardımcı olmadı, dolayısıyla seçime gitmek mecburiyetinde kaldık. Keşke oyların tamamı sayılabilseydi.

Siz yolda gidiyorsunuz birisi cüzdanınızı çekti. Polise gidiyorsunuz ‘cüzdanım çalındı’ dersiniz. ‘Benim cüzdanım yer değiştirdi’ demezsiniz. Oyların yer değiştirildi, bu çalınmadır. Nitekim sayımlarda da bu ortaya çıktı. YSK da bu delilleri dikkate alarak seçimin yenilenmesine karar verdi.

Yıldırım da eşi Semiha Yıldırım ile birlikte İmamoğlu'ndan 4 dakika sonra alana geldi.
Yıldırım, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’na eşi Semiha Yıldırım ile geldi.

İmamoğlu: Oyların tekrar sayılmasını istedik ama CHP istemedi yorumu tamamıyla yanlış yorum. 31 Mart gecesine dönelim. Hızlıca hatırlayalım. Saat saat hatırlayalım. Öncelikle yaklaşık 1 saat olmadı ki, seçim kapanalı bir televizyon kanallarının bir kısmı burada göründüğü gibi yüzde 63.84, yüzde 33.99 diye yasakları çiğneyerek bir süreç başlattı. Bu süreç devam etti. Veri almama kısmı 12 saate yakın sürdü. AA oylar yüzde 98.8’e geldi. Ne olduysa sayın Yıldırım ‘Ben seçimi kazandım’ dedi. Tam saat 23.25’de açıklama yapıldı. Ne tesadüf ki AA yayını kesti. Sayın İl Başkanı AK Parti adına açıklama yaptı. “Biz 3086 sandığa göre 3870 oyla seçimi kazandık” dedik. Ondan yaklaşık 2 saat önce biz dedik ki ‘Hayır bir seçimi kazandık’ dedi. YSK Başkanı bizi teyid eden açıklama yaptı. Tutanak burada. 2457. Şunu unutmamaları lazım. Birkaç aşaması var oy sayımın 2357 ile başlayan süreç günün sonunda 1329’a indi.

Anadolu Ajansı bu veriyi niye kesti? Sayın Yıldırım’ın buna bir açıklaması yok. 29 bin fark vardı diyor Yıldırım, ilk fark 24 bindi. AA bu veriyi niye kesti, Yıldırım’ın tek bir açıklaması yok. Sondaj yapacağız dediler, 13 bine indi. Son tutanak 14 bin 657 fark. Bu zarfta 4 oy var. 4 oydan üçü temiz, biri değil diyorlar. Seçim sonucu tertemizdir, anamızın ak sütü gibi tertemiz.

Şu zarf, 4 oy var burada. Oyları çıkarıyoruz. Muhtarlık seçimi aynı zarfta, ilçe belediyesi meclis üyesi seçimi, pırıl pırıl, ilçe belediye başkanlığı seçimi, 25’i AK Parti kazandı. Bu da pırıl pırıl. Şaibesi Büyükşehir Belediye Başkanlığına dokunuyor. Yani şu 20 TL. Diyorsun ki, ‘Senin 20 TL’nin 5 TL’si sahte’ Buna hiç kimse inanmaz. Bu süreçte çaldılar, kime? Ben de bilmiyorum olmaz. Bu çaldılar lafı olmaz. Kime söylüyorsunuz? AK Partili sandıkta görev alan kardeşlerime mi söylüyorsunuz? İYİ Parti CHP’lilere mi söylüyorsunuz? Mektupta çaldılar diye bir tarif yok. Meydanlarda, caminin önünde çaldılar sözü var.

Yıldırım: Olayları çarpıtmanın gereği yok. İsmail Bey, halka konuşuyorum. Aradaki nihai fark 13 bin 729. Başlangıçta 29 bin 504 küsür. Kaldı ki Ekrem Bey ilk açıklamasını akşam 9’da yaptı. ‘9 puan öndeyiz’ dediği açıklama. Benim ilk açıklamam 11.25’tir. Eldeki bilgilere göre ‘biz seçimi kazandık’ dedi.

AA niye yayını kesti, kesmedi, benim işim değil. Mazbatalar işleniyor ona göre genel merkezimizden teyit de ediyoruz. 4 pusula meselesine gelelim. Bu tamamen aldatmacıdır. 4 ayrı pusula var. Ama itiraz edilen Büyükşehir Belediye Başkanlığı oyu. İlçeler için itiraz var. Maltepe için MHP, Büyükçekmece için AK Parti, Sancaktepe için CHP. Neden tamamını saydırdı? Demek ki orada şüphesi var. İtitaz olan pusula sayılır. Biri niye çalındı gibi işi çarpıtmanın gereği yok.

Küçükkaya: Yeni bir seçime gidiyoruz. Bu seçim neyin seçimi? Bu seçimin manası ne sizin açınızdan?

Yıldırım: Ekrem Bey “Biz yeniden sayılmasına itiraz etmedik” dedi. Bu koca bir yalan.

İmamoğlu: YSK’nın kararında “Çaldılar” lafı yok.

Küçükkaya: Ben neden İmamoğlu’na/ Yıldırım’a oy vereyim? 

İmamoğlu: “31 Mart akşamını geçelim” dedi Sayın Yıldırım. Geçemeyiz. “Anadolu Ajansı Müdürü’yle görüşmedim” demek bana yalan geliyor. AA veri akışını işlerine gelmediği için kesti.

Yıldırım: İthamlar var. Hukuk mücadelesi vererek hakkımızı aradık. 31 Mart’ta Anadolu Ajansı’yla görüşmedim. Görüşsem ‘Görüştüm’ derim. Benim görevim değil ki AA’nın veri akışı. Benim bakanlarla görüşmem, bir algı oluşturulmaya çalışıyor. Ben bakanlarla her zaman görüşürüm. Ne ima ediliyor, böyle şey olur mu?

25 yıldır AK Parti belediyeciliği İstanbul’a çok şey kazandırdı. 94’te kişi başına 14 litre su veriliyordu şimdi 101 litre su veriliyor. Istranca’dan sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanımızın döneminde İstanbul’a su getirildi. Melen’den, Sakarya’dan su getirildi. Öyle olduğu için gelecek 40 yılın suyu var. Arıtma şu anda yüzde 99,5. Yeşil alan İstanbul’da 10 milyon metrekareden 60 milyon metrekare şu anda. 1500 otobüsü vardı şu anda 6 bin 500 otobüsü var. Şu anda 376 kilometre metro var. Bu sene sonu açılacaklarla birlikte.

Su indirimi bizim vaadimizde de var. Nitekim AK Parti grubunun önerisiyle ortaya çıktı. Ekrem Bey’in indirim tarzıyla değil bizim tarzımızla kabul edildi.

İmamoğlu: Binali Yıldırım’ın yalan konuşmasına programa saygım gereği müdahale etmedim. Ben yalan konuşmam. Bizim 18 günde yaptıklarımızı kendinize mal etmenize gerek yok. Biz yaptık. Ulaşım indirimini biz getirdik. Biz 18 günde vaadettiklerimizi tek tek yerine getirdik. Bizim birçok projemiz kopyalanıyor. Biz açıkladığımızda ulaşım indirimini, “Parayı nereden bulacaksınız?” dediler. 25 yıldır yaptıkları, elbette yapacaksınız. 25 yıl.

Tabii ki yapacaksınız. Sayın Cumhurbaşkanı belediye başkan oldu. İyi de bir dönem geçirdiler o zaman. Bunları inkar etmenin anlamı yok. Su indirimi, ulaşım indirimi bizim önerimiz. Biz taahhüt ettik, yerine getirdik. Bence alkışlasalardı, daha makbuldü.

Ortak canlı yayındaki Binali Yıldırım'ın FETÖ çıkışı sosyal medyada gündem oldu!
Küçükkaya’dan İmamoğlu’na: Rakibinize bir soru sorun.

İmamoğlu’ndan Yıldırım’a: Anadolu Ajansı’nın o gece yaptıkları sizin için ne ifade ediyor? Sabaha karşı İBB’nin bütün billboardları ‘Gönül belediyeciliği kazandı’ ile donatılmasının talimatını kim verdi? Son olarak “Çaldılar” derken kimi kastediyorsunuz?

Yıldırım: 25 tane belediye kazandı AK Parti. Sonuç buyken “Kaybettik” mi diyecektik?

Yıldırım’dan İmamoğlu’na: Gelir gelmez İBB’nin kişisel verilerinin kopyalanması talimatını neden verdiniz?

İmamoğlu: Sayın Yıldırım’a şunu hatırlatmak isterim. Bu soru sayın Yıldırım’a soruldu ve şu cevabı verdi, ‘Bir belediye başkanı belediyesiyle ilgili her türlü işlemi yapabilir’ dedi. Bu cevabı verdi kendileri. Tekrar izah ediyorum. Bu bir veri yedekleme işlemidir. Veri kopyalaması yapılır ve yapılır. Verdiğimiz talimat da 31 Aralık, 31 Mart yani seçim gecesi. 18 Nisan bize mazbatanın teslim edildiği gün. Bunları milat kabul edilerek veri tabanlarının yedeklenmesi ve korunması. Afaki değişiklik yapılabilir, bize de ihbarlar geliyordu. Kaldı ki yapamadık, yetişmedi. Kaldı ki hukuksuz bir karar. Ancak veri yedekleme, yani bu kadar basit, kolay bir işlemi başka bir yere taşımak…

(10 dakikalık ara verildi)

Küçükkaya: Seçim sonucunu kabul edecek misiniz? Seçimden sonra herhangi bir itiraz olacak mı?

Yıldırım: Teknoloji ile aram iyidir. Veri kopyalama ayrı iştir, yedekleme ayrı iştir. Veri kopyalama işi FETÖ taktiğidir.

İmamoğlu: Elbette ki seçimlere itiraz haktır. Ama uydurma gerekçelerle itiraz yapmayız biz. Sürece dair hep eleştirdiklerimiz bunlardı. FETÖ uygulamalarının nasıl olduğunu ben bilmem, hiç öyle bir tecrübem yok. Bizim yaptığımız iş çok masum bir iştir. Eminim Sayın Yıldırım da bunu biliyor.

Küçükkaya: Ordu’da yaşananlar çok gündeme geldi. Ne oldu, neden oldu, neden sinirlendiniz, bir valiye hakaret ettiniz mi?

İmamoğlu: Bu muazzam süreç ne yazık ki bir tuzakla sona erdirilmek istenmiştir. Benim oradaki tavrım belli, benim VIP diye bir derdim de yok. VIP süreçlerinin çok daha netleşmesi gerekir bu ülkede. Geçenlerin haddi hesabı yok. Ben ne söylediğimi biliyorum. Bu konu İstanbullunun konusu değil. Vali’ye hakaret etmedim. “Basitleşmiş” lafım rahatsız etti ama bize “Pontus, terörist” dediler…

Küçükkaya: Seçimden ders çıkardınız mı?

Yıldırım: Burada kazanan bir belediye başkanı yoktu. Olsaydı zaten seçim yenilenmezdi. Ekrem Bey iki gün sonra düşündü taşındı, ‘basitlik’ diye bir icat buldu. İstanbullulardan ve milletten özür dilemesi gerekir çünkü millete yalan söylemiştir.

Küçükkaya: 753 milyonluk bir zarardan bahsediliyor. Vakıflara ayrılan parayla ilgili tartışma var. Siz başkan seçilirseniz bu tabloyu nasıl değiştireceksiniz?

Yıldırım: Sayıştay raporunda öyle bir rakam yok.

Küçükkaya: Öyle bir yalanlama gelmedi.

Yıldırım: Geldi. Bunları konuşmaktan zul duyuyorum. Hala İstanbul’u konuşamadık. Zaten belediyeler vakıflara nakti kaynak aktaramaz. Bu vakıflar öğrenci yurtları yapıyor, eğitime destek veriyor, isimlerini vermek istemiyorum. Yaptıkları iş tamamen kamu yararı.

İmamoğlu: İstanbul’un şu an en büyük sorunu yoksulluk. Belki birilerinin canını acıtıyor ama kul hakkı meselesini de çok önemsiyoruz. Sayıştay denetiminden çıkan raporu ben getirdim.

Küçükkaya: Başkan seçilirseniz FETÖ ile mücadele için ne yapacaksınız? Bunların hiç yurtlarında kaldınız mı, FETÖ elebaşını ziyaret ettiniz mi?

İmamoğlu: Ben devlete inanırım. Ben belediyeye güvenmeyeceğim de… Ben yurt yapamıyor muyum da başkasına ihtiyaç duyacağım? Benim ne işim vakıflarla? Zaten hepimizin evlerine girmek konusunda işleyişleri oldu.

Ekrem İmamoğlu: Yenilenen seçim bir demokrasi süreci mücadelesidir
Yıldırım: Temiz vakıflara veririm diyor da deterjanla temizleyip mi karar vereceğiz? Temiz olup olmadığına kim karar veriyor? Vakıflara destek olmak kötü bir iş değil. Toplumsal sorumluluk üstleniyorlar. Burada algı operasyonuna gerek yok. FETÖ ile mücadele tabii ki devam edecek ama hukuki çerçeve içinde kalacak şekilde. FETÖ’ye yönelik beyanatından memnun oldum, doğrusu takdir ediyorum. FETÖ büyük bir terör örgütüdür. 15 Temmuz gecesi yakından yaşadık. Bu FETÖ örgütüyle mücadele de elbette ki devam edecek. Tabii ki hukukun içinde kalarak. Bizi ilgilendiren ihanet kısmıdır.

Küçükkaya: Kent yoksulluğunu azaltmak için ne yapacaksınız?

Yıldırım: Tabii ki ekonomik sıkıntı çekiyoruz. Bu da insanların hayatına öyle ya da böyle yansıyor. Bu yükü hafifletmek için birçok vaadimiz var. İstanbul Avrupa’nın 13. büyük ekonomisi. İstanbul ihracatı 72 milyar dolar. Milli gelirin 236 milyar dolarını karşılıyor. 5 yıl içerisinde yapacağımız projelerle 500 bin istihdam sağlayacağız. Tuzla’da mesela bioteknoloji vadisi kuracağız, 50 bin kişiye istihdam sağlayacağız. 160 bioteknoloji fabrikası yapacağız. Buradan 27 milyar ekonomiye katkı sağlayacağız. Ayrıca bir teknoloji üssü kuruyoruz. Burada big data dediğimiz büyük verinin işlenmesi. Burada gençler istihdam edilecek. Altyapısını hazırlayacağız, fikir getirecekler. onların akıl terini üretime dönüştüreceğiz. Pendik’te teknoloji geliştirme bölgesi.Burada firmaların AR-GE’leri olacak. Bunun örneği Rotterdam, Singapur’da var. Bu modeli İstanbul’a getireceğiz. Burada 50 bin istihdam öngörüyoruz. Atatürk Havalimanı hem millet bahçesi hem de fuar ve kongre merkezi olacak. Avrupa’daki 50 milyonluk fuar kongre turizminin yüzde 10’undan istifade edelim ve şehrimize katma değer sağlayalım. Bu da 40 milyarlık bir katkı..

İmamoğlu: Ben “Temiz vakıflara vereceğim” demedim, “İşbirliği yapacağım” dedim. Kişisel sayfalarımı da karıştırıp kendisine vermişler ama her şeyi konuşmaya hazırım.

Bu şehrin 3 gencinden biri işsiz. Okutamamışız, meslek sahibi yapamamışız, iş de bulamamışız. Bizim burada uğraşacağımız şey evet kesinlikle israf.

Küçükkaya: Ben İstanbul’da yaşayan Kürt kökenli ve TC aşığı bir kardeşinizim. Kime oy vereyim? Beni ikna edin.

İmamoğlu: Ben kimden bahsediyorum? “Türk kökenli vatandaşım” mı diyorum? “Benim vatandaşım” diyorum. Partizanlık bitecek. Partiler hizmet için bir araç. Sadece ittifak partisinin adayı değilim ben, sadece ittifak partisinin başkanı da olmayacağım. Biz bu milleti barıştırmaya, eşitlemeye geliyoruz. Barış, özgürlük aileden değil mahalleden başlar.

Yıldırım: İnsanların etnik kökenlerine, inançlarına bakmayız. Herkese aynı hizmeti götürürüz. Partizanlık yaptığımız sözünü şiddetle reddediyorum. Ekrem Bey İzmir’e gitsin, benim neler yaptığımı görsün. Türkiye’nin her köşesine hizmet götürdük.

Küçükkaya: Her ikinizden de mal varlığınızı açıklamanızı istiyorlar. Seçilirseniz mal varlığı beyanında bulunur musunuz?

Yıldırım: Keyfi ihtiyarımızda değil, mecbursunuz bulunmaya. Ben 16 yıldır mal varlığı beyanı veriyorum. Kamuya açıklamak gibi bir adet yok. Ama herhangi bir dava konusu oldu mu mahkeme talep eder, dosyaya konulur. Benim açımdan hiçbir sakıncası yok. Çocuklarımın mal varlığı kamuya da açık. Herkes her an bakar.

İmamoğlu: Şahsım adına bu önerinizi zevkle kabul ediyorum.

Küçükkaya: Suriye meselesinde ne yapacağınızı çok merak ediyorum.

İmamoğlu: Mülteci konusunu biz iyi yönetemedik. Türkiye yalnız bırakılmıştır. İstanbul’da göçmen sayısının kayıt dışı rakamlarla 1 milyona yaklaştığı yönünde yoğun gözlemler var. Bir masa kuracağım, aktif çalışacağız, bu konuyla özel ilgileneceğiz. Ulusal politika oluşturma konusunda aktif çalışacağız. Güneyimizde yaşanan olaylarda yerin altındaki petrolü düşünerek bizi mülteci sorunuyla karşı karşıya bırakamazsınız. İstanbul sokakları tehlike altında, ekmeklerinin elinden alındığını düşünüyorlar.

Yıldırım: Biz ev sahibiyiz, onlar muhacir. Bu işin başlangıcı böyle oldu. İstanbul’da yaşayan, özellikle belli ilçelerde, buralarda bir asayiş sorunu var.

(Küçükkaya’nın kadınların konumunun güçlendirilmesiyle ilgili sorusuna)

Yıldırım: Kadının iş hayatına katılması, toplumda daha etkin yer alması son 16 yıla bakarsanız ciddi artış var. Yüzde 21’di yüzde 34’e çıktı. Siyasette de artış var ama istediğimiz düzeyde değil. Üniversitelerdeki kız öğrencilerin sayısı erkeklerden fazla. Öğretmenlerin sayısı erkeklerden fazla. Asıl bizim yoğunlaşmamız gereken kısım ev kadınlarımız. Ev kadınlarımızın iki türlü sorumluluğu var hem çocuklara hem ev işlerine bakıyorlar. Onların da sosyalleşmeye ihtiyaçları var. Onların el emeği göz nuru emeklerini değerlendireceğiz. Her aileye bin lira katkı sağlayacağız. İstanbul’un 300 mahallesinde kreş yok. Ev kadınları çocuklarını rahat bir şekilde gözü arkada kalmadan bırakacak, dışarı çıkacak tekrar gelip oradan alacaklar. Bu vaadler Ekrem Bey’de olabilir. Bunlar belediyenin sosyal vaadleri diyorum. Mesela Ekrem Bey, Beylikdüzü’nde kreş vaadi vermiş. Zannediyorum 11 tane vermiş. Sadece bir tane yapabilmiş. Keşke 11’ini de yapmış olsaydı ne güzel olurdu. Önemli olan vaadi vermek değil yerine getirmektir. Siyasetçinin kalitesi oradan ortaya çıkar. Ben hiçbir vaadimi karşılıksız bırakmadım.

Binali Yıldırım: CHP tamamının sayılmasına direnmeseydi seçim tekrarlanmayacaktı
İmamoğlu: Siyaseti kalitemiz konusunda yine bir yorumda bulundu. Kalite yorumu yapınca incitici oluyor. Bu hoş bir yorum değil. Beylikdüzü halkı bizim neler başardığımız hususta net bir refleks ortaya koymuştur. Bugün vaat verme konusu bize aittir, sayın Yıldırım’a ait değildir.

Yıldırım: Bu ne biçim laf, ben de belediye başkanı adayıyım.

İmamoğlu: 25 yıla yakındır yönetimdesiniz zaten, o anlamda vaat bize yakışır. Benim vaatlerimin hepsinin tarihi var. Biz kadına, çocuğa, gençlere oturduk zeminimizi. Sadece kreş meselesi değil, kadınların söz hakkı meselesi. Kadınların çalışabilmesine fırsat tanımak. 0-4 yaş arası çocuğu annelerin ücretsiz dolaşmasını sağlayacağız. Bütün sosyal tesislerimizden yüzde 40 indirimli yararlanma hakkı sağlayacağız. Şiddeti önleme kriz merkezi açacağız. Çocuğu ile beraber kadını özellikle ihmal ve istismar meselesi üzerinden destekleyeceğiz. Mahalle evlerimizde bu aynı zamanda mahalle meclisi kavramı içeriyor, iki sosyolog istihdamı sağlayacağız. Tüm bu söylediklerim özellikle ev kadınlarına olağanüstü bir hizmet yapacağız.

Küçükkaya’dan Yıldırım’a: Size sormadığım için eleştiri geldi. Siz FETÖ yurtlarında kaldınız, elebaşını gördünüz mü?

Yıldırım: Yok. Ne gördüm ne de yurtlarında kaldım.

Küçükkaya: Deprem alanları rezidans olmuş, bu sorunu nasıl çözeceksiniz?

İmamoğlu: İstanbul’un yönü yok. Gittiği yer ile ilgili bir tanım yok. Kaç milyon olacak İstanbul? İstanbul şehrinin yönünü çizeceğiz. İlk 1 yıl içerisinde mevcut durumu belirleyeceğiz. 2030 ve 2050 hedefleri. İstanbul’un kırsal kent planlaması önemli. Yeşil alan konusunda İstanbul Türkiye ve dünyanın en sıkıntılı metropollerinde birisidir. Biz 15 vadide yaşam vadisi açıkladık. Bizim 30 milyon metre karelik bu şehre katma konusunda bütün toplumla anlaştık. Bu şehri yönetenler, 25 yıldır bu kenti yönetenler ‘bu kente ihanet ettik’ cümlesini ben söylemedim. Bu şehrin birçok ilçesinde yeşil alanların yok edilerek, imara açılması. Özellikle deprem toplanma yerlerin yok edilmesi. Bu şehrin değişmez kurallarını var edeceğiz.

Yıldırım: Şehrin nefes alması, insanlar binalardan bunalıp, yeşil alana kendini atacak yer bulması lazım. Bizim 20 tane yeşil koridor projemiz var. Silivri’den Pendik’e kadar devam ediyor. İstanbul’un dereleri bunlar. Yapılaşmadan dolayı bir kısmı adı kaldı kendisi yok. Biz bütün bu dereleri ihya edeceğiz. 37 milyon 500 bin metrekare ilave yeşil alan kazanmış olacağız. Bu alan hem derenin etrafında yürüyüş alanları, bisiklet alanları, piknik alanları olacak. Buradan da yatayda millet bahçelerine geçiş olacak. Her mahallede 200 metre mesafede bir çocuk parkı olacak. Sonra semt parkları, millet bahçeleri bu koridorlarla entegre olacak. Kuzey ormanlarına erişimi bu koridorlarla sağlayacağız veya kuzeyden Marmara’ya inişi sağlayacağız. Buralar depremde geçici barınma alanları olarak yapılacak. Bu heyecan verici proje ve çok kolay yapılabilir bir projedir. İstanbul’un kişi başı yeşil alan 10 metre karenin üstüne çıkmış olacak. Dikey yapılaşma hem sosyalleşmeyi hem kentin kimliğini ortadan kaldırıyor. İstanbul’un bu dikey yapılaşmasında ilçeler bazında 22 ilçede yoğunlaşmış ve bu 22 ilçenin 18’i CHP’li belediyeler. 4 tanesinde AK Partili belediyeler var.

(10 dakika ara)

Küçükkaya: Engelliler için ne yapacaksınız?

İmamoğlu: Bu kent engelliler için ulaşılabilir değilse vicdanı yok demektir.

Yıldırım: Gençler benim kankam. Gençleri kankam olmaya davet ettim, çok da iyi tepkiler aldım. Gençlere 10 GB internet. CHP belediyelerin burs vermesini imkansız hale getirdi. İmamoğlu nasıl burs verecek merak ediyorum.

(Küçükkaya’nın ulaşım sorunlarıyla ilgili sorusuna)

Yıldırım: Ulaşım benim işim.

İmamoğlu: Bütün aktörlerle birlikte çalışacağız. Yıldırım “Benim işim” dedi. Sanki Sayın Cumhurbaşkanı’na haksızlık yaptığını düşünüyorum, “Benim” derken.

Küçükkaya: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

İmamoğlu: Çıkışta iki hanımefendinin yanımızda olduğu bir fotoğraf vermek isterim. Dedikodular bitsin istiyorum. Muazzam bir kent var edeceğiz. Biz buna hazırız. 31 Mart’taki sürecin hak hukukla, adaletle buluşması için mücadelemizi veriyoruz. Herkes sandığa gitsin. Her şey çok güzel olacak diyorum.

Yıldırım: İstanbul müjdelenmiş bir şehirdir. 16 yıl ülkeme dolu dolu hizmet yaptım. Çok güzel hizmetler yapmaya hazırım. Yaptıklarımı yapacaklarıma taçlandıracağım.

Nayn

Enes Demircioğlu

Hayatta "gündem" dendiğinde çevresindeki herkesin kendisine koştuğu Enes, gündemi Serinletici ile dünyaya sunuyor. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi olan Enes müziksiz yaşayamayanlardan... | enes.demircioglu@serinletici.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.