Close

Can Bonomo cesaret kırıntısını elinde tuttuğunu hissettiğinde onu kaleme çevirip yazmalıydı. Bu cesaret ona şunu demişti. “Kendini anlat şiirlerinde yaz. İçindeki sesi duyurmalısın ve bağırmalısın. Seni anlayacak birileri var. Onlara anlat.”

Bazı insanlar yazmalıdır içindekileri haykırmalıdır. Bence Can Bonomo’da içindekileri haykırarak yaşayanlardan biri. O yazmalıydı ve kalem elinde titremeye başlayıp aklın itaatine geçtiğinde yüreğindeki aşk da hemen katıldı. Çünkü şiirler hissedilerek yazılmalıydı.

Can Bonomo’yu üniversitenin ilk yılında Bahar Festivali için okulda konser verdiği gün gördüm. Önceden bir kaç şarkısını biliyordum ama ezbere değil. Hani kulaktan dolma denir duyarsınız ama ezbere bilmezsiniz. İşte öyle gittim konsere şarkılarını söyledi ve gençlere şiir okumalarını tavsiye etti. Özellikle Nazım Hikmet okuyun dedi. Ve sonra Nazım Hikmet ile ilgili yazdığı bir şarkısını söyledi. O gün dedim Nazım Hikmet seviyorsa ben bu adamın şarkılarına bakayım. Böylece şarkılarını dinlemeye başladım.

Daha sonra ağustos ayında şiir kitabı olduğunu keşfettim. Delirmek Belirmektir. İsmi düşündürdü. Sahiden Delirdiğimizde mi beliriyoruz? Delirmek için mi yaşamamız gerek? Sonra da kendisinin yazmış olduğu önsözü okumaya başladım.

“Delirmek, Belirmektir” çünkü bu hayata dair olan en güzel şeyler ya en çarpıcı şeylerdir ya da hiç yokturlar.
Hayatımın en anlamlı derslerinden birini annemin beni küçük yaşta tanıştırdığı şairlerden aldım. Tabiatın koruduğu  ya da dünyanın bizden sakladığı her şeyi, doğru harfleri yan yana koyarak tekrar tekrar keşfetmek mümkündü.
Yazmaya bunun heyecanı ve acemiliğiyle çok küçük  yaşta başladım. Mantığa aykırı her eylem, kelimelerle kâğıda dökülebilir ve bunu yapabilmek için tek ihtiyacımız olan şey, yazan bir kalemdir.
Türk edebiyatında adını duyurmuş onca üstadın arasına yazan bir kalem olarak adım atma cesaretimi de yine annemden aldığımı belirtmek isterim.
Cemal Süreya’nın dediği gibi:
“Şiir alışkanlıklara karşı bir yaylım ateştir.”
Tüm samimiyetim ve cesaretimle yazdığım şiirlerimi, yani zihnimde dünyanın sınırlarının kesişmeyi bıraktığı fikir odalarımı, halka arz ediyorum.
Dağınıklığımı ve mahcubiyetimi mazur görün.
İyi istirahatler dilerim.
Muhabbetle…”

Can Bonomo

Şiirleri insanın yaşamı gibi olayların karmaşası ile yazılmış. Düşünceler birleşmiş ve anıların sesi olmuş. Bu anılarda sevgilinin olduğu şiirlerde Cemal Süreya havası hissettim. Bazı yerlerde de Nazım Hikmet’in umut sesleri vardı.

İstanbul olmuş şiirler. İstanbul’dan mekanlar var. Bu mekanların anısını taze tutmak istercesine kalem yazmış. Gezi Parkı olayı sırasında yazılmış şiirler de vardı.

“Büyük olasılık Can Bonomo asla bir şair olarak anılmayacak, ama bu, onun yazmasına engel teşkil etmiyor. Onu durdurabilecek bir güç tanımıyorum. Ailesine, aşkına, yalnızlığına, isyanına derinden bağlı birini susturmak mümkün mü?
Can’ın şiirlerine size ait bir günlüğü okurmuş gibi yaklaşırsanız, samimiyetine inanırsanız, onu diğer şairlerle karşılaştırmadan mahcup etmezseniz seveceksinizdir. Derdi olan Can da böylelikle mutlu olma şansını yakalayacak.
Kitabını kütüphanemde bu işin ustalarından Nick Cave’in The Complete Lyrics’i ile Kurt Cobain’in şarkı sözleri arasına
yerleştiriyorsam gerisi size kalmıştır.

Küçük İskender – Eylül 2013”

Sözcükleri ustalıkla kullanarak duygularını yansıtmış. Eğer şiir okumayı seviyorsanız bir şans verebilirsiniz.

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.