Close

Hayatın koşuşturmasından empati duygusunu sadece ismen duyduğumuz bu zamanda ilaç gibi gelen bir kitap Lodos Yolcuları. Çocuk kitabı olarak bakmak yerine o dünyanın içine girerseniz çok şey öğreneceksiniz bu kitaptan. Belki de en çok öğrenmeniz gereken empati duygusunu buram buram işlemiş yazar.

Hani hepimizin bildiği, herkesin herkesi tanıdığı o sıcak mahalleye bir gün kimsenin tanımadığı bir evsiz ayak basar. Döşeğini serer ve kendine bir köşe bulur. Tabi onun gelmesine en çok sinirlenen ise apartman dairesinde oturan Güzin Hanım’dır. Bu evsiz mahalleye gelerek o mahallenin itibarını ayaklar altına alır. O güzel mahalleye bir evsizin gelmesi düşünülemez bile. Hemen döşeğini toplayıp gitmelidir buradan. Tabi bu evsiz sadece Güzin Hanım’ın değil apartmanın şişman çocuğu Aykut’un ve sokaklarda kağıt helva satan Satılmış’ın da dikkatini çeker. Mahalleye tanımadıkları biri gelmiştir.

Bir gün Lodos kendini gösterir. Bu nasıl göstermedir öyle. Bir anda herkesin hayatını alt üst eder. Herkes kendini başka yerde bulur. Buldukları yer ise onları ilk başta şaşırtır çünkü artık o bildikleri hayat yoktur. İşte yazarın aşılamak istediği empati duygusu burada kendini göstermeye başlıyor. Herkes küçümsediği, hor gördüğü, şikayet ettiği kişinin hayatındadır.

Görülen hayat ve yaşanılan hayat ne kadar da farklıdır öyle. O küçümsedikleri hayata adım attıklarında yaşadıkları onlara ders olmuştur.

Herkesin hayatı, yaşadıkları ve gördükleri çok farklıdır. Önyargıları bir kenara bırakıp insanları olduğu gibi kabullenmeli ve yaşadığı şeyleri bilmeden onları yargılamamalıyız.

Behiç Ak’ın resimlerinin yer aldığı bu kitaba mutlaka bakmalısınız. Hayata başka bir pencereden bakacaksınız.

“Geçmiş geçmişte kalmış, hanımım. Rüzgar esti, geçti gitti, de olsun bitsin. Şimdi elinde ne var? Şu an, öyle değil mi? Haaa… Şu anı dolu dolu yaşamaya bakmazsan gözünün musluğu kesilmez.”

“Ortaçağda üç işçi tapınak inşaatında taş kırıyorlarmış. Bir adam yanlarına yaklaşmış. ‘Ne yapıyorsunuz,’ diye sormuş işçilere. Birinci işçi, ‘Taş kırıyorum,’ demiş, ikinci işçi, ‘Rızkımı çıkarıyorum,’ demiş, üçüncü ise, Güzel bir tapınak inşa ediyorum, demiş. “

“Koşup giden zamanı geri çevirebilir misin?”

“Başkalarından farklı sözler söyleyene ‘kaçık’ diyenler kadar, anlamaya çalışanlar da çıkar.”

“Keşfetmenin, hayal kurmanın büyülü çekiciliğine kapıldım gidiyorum.”

“Neden öteki insanlar gibi değilsin?
Bilmem… benim hikayem böyle.”

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.