Close

Kitabın konusundan bahsetmeden önce şunu söylemem lazım arka kapak yazısında da bahsettiği üzere kitap her kafaya göre değil. Kitabı okurken de bu durumu daha net bir şekilde anladım. Öncellikle bunun nedeni kitabın Uçuk yazın türüyle yazılmasıdır. Peki bu tür nedir?

“Bizarro kurgu yani uçuk yazın hicve, absürt ve grotesk öğelere yer veren çağdaş bir yazın türüdür. 2000’li yılların başında Amerika Birleşik Devletleri’nde bağımsız yayınevleri tarafından tanıştırılan bu tür David Lynch ya da Tim Burton filmlerinin edebiyat dünyasındaki karşılığı olarak tanımlanıyor. Bizarro yani uçuk yazın tuhaflığı, saçmalığı, uçukluğu ve gerçeküstü dünyasıyla öne çıkıyor.

The Guardian bu tür için söyle diyor:” Sırasıyla itici, aptalca ve kaba. Ama aynı zamanda en iyisinden ilginç, zekice ve iyi yazılmış.Aynı zamanda hem kötü hem de iyi olmayı becerebilen edebi bit tür okumaya değerdir.””

Tür, Yeraltı Edebiyatına benzese de hayal gücünün etkisinin fazla olması ile bu türden ayrılıyor. Kitabı okurken yazarın hayal gücünün ve fantezilerinin derinliğine şaşırdığımı belirtmek isterim.

“Bu türde sadece uçuk ve tuhaf olmak tek amaç değildir, aynı zamanda etkileyici ve her şeyden öte okuması eğlenceli olmalıdır. Okuyanı düşünmeye de sevk etmelidir. Uçuk yazın metinlerinde gerçek dünyaya uygulandığında tuhaf olanın norm, absürt olanın başat olduğu değişken bir evren yaratılır.”

Kendi hayalindeki Dünya’yı okurken yazarın zeki biri olduğunu fark ettim. Uçuk anlatımın içine yerleştirdiği bazı cümlelerde eleştirisini de yapıyor. Özellikle de sisteme yapıyor bu eleştirsini.

Kitabı okurken fark ettiğim bir şey yazarın George Orwell’ın 1984 adlı eserinden etkilenmesi oldu. 1984 esintilerini hissettim bu kitapta. O kitap gibi bir Dünya sunuyor bize. 1984 kitabındaki Okyanusya burada oluyor size MegaCorp. Okyanusya gibi bir yer değil MegaCorp. Bu durumu sadece sistem üzerindeki eleştirisi için dedim. Okyanusya baskıcı bir toplum tabi MegaCorp’un da bazı kuralları ve bu kurallara uymayınca işkence yöntemleri de var. Bunun için çalışanlar kişiler var. Kuralları uymayanları yaklayan ana karakterimiz David Dedmon gibi.

Dedmon Avcı olarak çalıştığı bu yerde sevgilisinden bir virüs kapıyor ve karnında bir sivilce çıkıyor. Tabi bu sivilce zamanla bir ağza dönüşüyor. Evet yanlış okumadınız bir ağza. Ama ne çeneci ne konuşkan aç bir ağız. Karnında bu ağız ile yaşarken olanlar oluyor. Bir gece sarhoşken Marie, Dedmon ve ağız Phillipe’in yaşadıkları onların hayatının rotasını garip bir çıkmaza sürüklüyor. Phillipe’in Dedmon’u sürekli Marie’yi öldürmesini için manipüle ederken Dedmon iç sesini dinleyemez bir halde bulur kendini. Phillipe’in dinlediğinde hayatı bir anda bambaşka olur MegaCorp’ta.

Mutasyona girmiş insanların, hayvanların özelliklerini taşıyan insanların yaşadığı bir yer MegaCorp. Mesela yılan gibi sürünen, tıslayan gardiyanlar var. Hırsız böcekler var. Acı çekmekten hoşlanan insanlar var. Hatta vücutlarına acılı işkenceleri kendilerine yaptırdıkları yerler de var. Garip enteresan bir Dünya MegaCorp.

Kitapta beni ekleyen kısmı sonu oldu. Ben başka türlü olur diye düşünüyordum. Bu yüzden beni şaşırttı ve beni şaşırtan kitapları okumayı sevdiğim için kitabı beğendim. Kitabın sonunda hayatın anlamını yaşamın kendisini düşünmemi sağladı yazar. Kitabı kapatırken de kendime şunu dedim: Hoşgeldin Uçuk Yazın.

Ancak kitabın +18 olduğunu içinde argo ve cinsel içeriklerin olduğunu söylemem gerekiyor. (Kitap Uçuk Yazın türünde yazıldığı için bu durum sizin için önemliyse kitabı ona göre okumanızı tavsiye ederim.)

“Şehir bana daima, her an büyük bir felaket olmasını bekliyormuş gibi görünürdü, bir yerlerden ölüm fırlayacakmış gibi, kozmik bir hareketli kargaşa kutusu gibi, veba ve kan saklı Pandora Kutusu gibi, gecenin sopasıyla kırılacak tehlikeli çılgınlarla dolu kahrolası bir pinyata gibi. . . ”

“Ölümle yüz yüze gelmenin tek iyi tarafı şu: Hayatın küçük zevklerinin değerini anlıyorsun.”

“Hayır, umutsuzluğum bana bir suçlu gibi davranılmasından kaynaklanıyordu. Böylesi bir muamele, iyi bir insan olduğunu düşünenler için sindirilmesi zor bir şey olabilir.”

“Devrim mi? Bunun için ordunuz olmalı.”

“Geleceğin ne getireceği belli olmaz, değil mi?”

“Ölüm yeni başlangıçlar getiriyordu. Herkesin Yeni Dünya’mızdan öğrenmesi gereken bir dersti bu. Son, aynı zamanda bir başlangıç demekti.”

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.