Close

Bir katilin yaşadıklarını okumaya hazır mısınız ? O işlediği cinayetler için nedenler sıralayan biri. O acıma duygusunu elinin tersiyle itmiş bir katil. Cinayetlerini önceden ilmek ilmek planlayan ve planı bozulursa ikinci planı yapan bir katil. O Merhametsiz. O vicdanını elinin tersiyle itmiş öfkenin yapacaklarını bilen ve öfkesini insanları öldürmek için kullanan bir mimar.

Evet yanlış okumadınız Merhametsiz başarılı bir mimar olan Deniz’in ta kendisi. Otuzlu yaşlarında evli ve eşini seven biri. Ancak bir anda kişilik değişimleri yaşamaya başlıyor ve vicdanının yerine öfkesi onu esir alıyor. Öfke ise kan istiyor. Bu yozlaşmış kötü insanların barındığı toplumdan kan istiyor. Babasını ondan alan bu iğrenç toplumdan intikamın soğuk ateşi ile kırmızının en canlısı olan insan kanı istiyor. İstediği kan için acımasız planını uygulamanın tam zamanı dediği o akşam için her şeyi önceden didik didik planlıyor. Ve katliama hazır ol Kızılay. Çünkü Merhametsiz elinde silahı ile camda belirdi. İçindeki vicdanın sesi yapma dese de öfkenin çığlıkları vicdanı alt etti. Ve katilim başlıyor.

Kızılay bağıran insan sesleri ve ateşin gücüyle kendisini olanlara teslim ediyor. Teslimiyet, olacakların sorumlusu Deniz’in sol gözünden düşen tek damla yaş oluyor. Birde ölen ve yaralanan kişiler…

Kızılay katliamını Deniz’in yapacaklarının başlangıcı… Öfke kendini belli ettiğinde onu durdurabilecek vicdan bile geri çekilmek zorunda kalıyor. Ne zaman öfke kendini çekse vicdan çıkıyor sahneye. Denizin zihni, vicdan ve öfkenin çatışmasınının gösterisini sunuyor okuyucuya.

Kaderin Deniz’e oyunu ise katliamdan yaralanan kişilerin Nöropsikiyatrist eşi Müge’ye hasta olarak gönderilmesiyle kendini gösteriyor. İşte Deniz’in talihsizlik zincirlerine yeni bir tane daha eklendi.

Peki toplum bu kadar kötü mü? Toplumda iyi insanlar yok mu? Belki de sorulması gereken en büyük soru bu. Toplumda Deniz’in zihni gibi iyi ve kötünün çatışmasını yaşarken bu yarışı kim kazanıyor?

Yazarın kalemi sayesinde bir sonraki sayfalarda neler olacak diye merak ederek okuyorsunuz kitabı. Ve karşınıza çıkan beklenmedik son. başka bir son beklerken bir anda olaylar farlı yerlere sürüklendi. Bunu bana göre yazarın usta kurgusu başarıyor.

Ve düşünmeye başlıyorsunuz. Vicdan mı öfke mi ? Beynimizin ne kadar önemli bir organ olduğunu bir kere daha anladım.

Eğer psikoloji/gerilim/gizem türlerinde kitaplardan hoşlanıyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz.

“Ya öleceğini bilseydin? Rasgele bir yerde, rastgele bir zamanda, rastgele biri tarafından rastgele öldürüleceğini bilseydin ne düşünürdün? Böyle öleceğini bilseydin gözünden uykusuzluk, alnından ter eksik olmaz mıydı? O yüzden ölümün geldiğini bilmemek senin için daha iyi.”

“Herkes gibi yaşamın, hayatın ve evrenin farkında değildim. Yani tüm önceliğimi eğlenceye, zevke, sefaya, yemeye içmeye, gezmeye tozmaya harcadım. Amacım zevk ve sefa ile mutluluğa erişmekti. Hepimiz aynı şeyin peşindeyiz değil mi? Mutluluk! Kimisi mutlu olmak için gezer tozar, kimisi mutluluğu sekste ve cinsellikte arar, kimisi için mutluluk dilediğince yemek içmektir, kimisi için mutluluk parti yapmak ve dans etmekten ibarettir, kimisi için uyuşturucu mutluluğa götüren en kestirme yoldur. Dünyada ne kadar insan varsa hepsinin bir mutluluk tanımı vardır.”

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Share on LinkedIn
Linkedin
Email this to someone
email

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.