Close

Clarissa bittiğinde hissettiğim duygu şu oldu: “Keşke Stefan Zweig bu eseri tamamlayabilseydi.”

Kitap o kadar güzel ilerlerken bir anda yayıncının sırf kitap bitsin diye yazdığı son bölümleri okuyoruz. İnanın yayıncının yazdığı bölümler kendini belli ediyor. Stefan Zweig bağırıyor sanki: “Buralar benim kalemim değil. Ben bu kadar geçiştirmeli bir son yazmam. Nerede duygular? Nerede karakterlerin analizleri? Nerede o dönemin güzel anlatımları?”

Kitaba başlamadan önce kitabın sonunu onun yazmadığını bilerek başlamanızı öneririm. Çünkü sonu okuduğunuzda içinizde bir gariplik oluşmasın ve yarım kalmış romanın sesine Stefan Zweig’in yazdığı bölümler ile kulak verin. Çünkü onun kaleminin büyüsü ile savaşın getirdiklerini okuduğunuzda yaşananlar sizi etkileyecek.

Clarissa’nın hayatı da tıpkı yazarı Stefan Zweig gibi yarım kalmış… Sevgiler, mutluluklar, yaşanacak güzel günler, huzurlar ve anılar yarım kalıyor. Savaşın gelmesi ile yaşanacaklar bir anda silinmeye başlıyor. Gelecek belirsizleşiyor. Gelecek ve yaşanacaklar silinmeye başlıyor. Çünkü savaş kendini gösterdiğinde geriye sadece acı kalıyor.

Clarissa’nın hayatı sevgisini göstermesini bilemeyen asker bir baba ve annesinin ölümü ile manastırda geçen çocukluk yıllarıyla başlıyor. O yıllara dair anıları yok denilecek kadar az. Kendini göstermek istemeyen varlığı hissedilmeyen biri olarak yaşamına devam ediyor.

Kaderin ona sağladıkları ile yaşamı durgunca devam ettiğinde karşısına çıkacak sevgi, kendisinin varlığını ona hissettirecektir. Yaşam ona sevgiyi sunduğunda ise sanki o sevginin yaşanmasına izin vermeyen savaş kendini gösterdiğinde Clarissa hayatının akışının nasıl şekilleneceğini bilemez halde ortada kalır.

Stefan Zweig’in savaş döneminde yaşamasından dolayı karakterlerin savaş döneminde yaşadığı psikolojiyi okuyucularına kendine has kalemiyle aktarıyor. Savaşın yaşattıklarını okurken kendinizi Clarissa’nın yanında hissedeceksiniz. Okurken sizi kendine çeken kalemiyle muhteşem karakter analizleriyle Stefan Zweig kendini bir kez daha hayran bırakarak hayatına son vermek istedi. Son vermesiyle Clarissa romanı yarım kaldı.

Bana göre kitabı sayfalar boyunca yazacakmış. Kitabın başları yavaş yavaş ilerlerken sonun bir anda olmasıyla bu kanıya vardım.

Dediğim gibi kitabı sonunu yayıncının yazdığını bilerek okumasını tavsiye ederim. Savaşın psikolojisini, korkuların dehşetliğini hissederek okuyacaksınız. Stefan Zweig’in kalemi sizi büyüleyecek.

“”İnsan susarak da yalan söyleyebilir.”

”Başkalarının kurban olmasına seyirci kalıp kendim mutlu olamam.”

””Evet”, dedi bunun üzerine Léonard, “çok mutluyum, haklısınız. Ama bu mutlulukla ne yapacağım? Yalnız başıma benim için biraz fazla bu. Ben daha mütevazı sevinçlere alışkınım; çoğu zaman akşamları bir kitabım olur, bir arkadaşım, güzel bir mektubum, biraz da müziğim. Aslında bunlardır benim mutluluk diyebileceğim şeyler. Çoğaldıkları zaman onlarla ne yapacağımı bilemiyorum- başkalarıyla paylaşmak istiyorum. Tüm bunlar benim için çok büyük bir mutluluk. Bunca mutluluğu ne yapacağım ?”

”Denizde yüzüyormuş gibi özgür olma duygusunu bir kez olsun yaşamak. Her şeyden özgür olarak. Zamandan, dünyadan. ”

”İnsan gözleriyle, duyularıyla ve hisleriyle algılamadan yalnızca görünenin, ilk bakışta fark edilenin ötesine baktığında hemen doğru olarak fark edilir bu. Çünkü nasıl ve nereden bakıldığı önemlidir.”

”İçedönük insanlar, dışadönük insanlarda kısa süreliğine de olsa ciddiyeti açığa çıkartma ve ağırbaşlılıklarıyla onların iç dünyasının temeline inme konusunda gizli bir güce sahiptirler.”

”İnsan sahip olduğu şeyi yitirmez. Bir kez daha hatırlayalım her şeyi, kazıyalım buradaki her şeyi hafızamıza, sıkıca tutunalım hepsine bir kez daha. Belki de elimizde burada geçirdiğimiz zamana dair anılarımızdan başla bir şey kalmayacak.”
“Korkmak binlerce defa ölmek demektir, ölümün kendisinden beterdir.”

“Size bir kez daha ihtiyacım var. Sizi tanıyan, en azından kendisiyle konuşabileceğiniz birinin var olduğunu bilmek sizin için de iyi bir şey.”

“İnsan ne yaparsa yapsın olaylara dahildir. Gördüğün gibi insan böyle çeker cezasını. yaptığı en ufak şey bile insanı bağlar. Bir şeyler öğretmesi bile insana sorumluluk yüklüyor. İnsan kendisini aşmak zorundadır.”

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Share on LinkedIn
Linkedin
Email this to someone
email

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.