Close

Uzun zamandır yaşamınızın heyecanını kaybettiğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Belki gülümsemek için gerekli olan ilhamı içinizde bir yerlerde bulamıyorsunuz, belki de karanlığın ardından gelecek ışığa inanmıyorsunuz. Karanlıkta bir başınıza kalmış gibi hissedebilirsiniz; ama yalnız değilsiniz.

Serinletici Sinema Kulübü’nde haftanın filmi Paddington ile heyecanınızı, gülümsemenizi ve ihtiyacınız olan ışığı kazanacaksınız…

Kâşifin evi: Londra
Ünlü bir İngiliz kâşif, keşif için gittiği Peru’da insan dostu bir çift ayı ile tanışmıştı. Kısa zamanda arkadaş olurlar, gün gelir kâşifin evine dönmesi gerekir. Bir gün Londra’ya gelirlerse mutlaka kendisine uğramalarını söyleyerek ayı arkadaşlarına veda eder. Aradan yıllar geçer, teyzesi ve amcası tarafından büyütülen genç ayı hep resmini gördüğü Londra’ya gitmek için uzun süren bir maceraya atılır.

Paddington now available On Demand!

İngiliz hayranı bir ayıcık…
İngiliz olan her şeye karşı inanılmaz bir sempati besleyen ayıcığın yaşamak için seçtiği yer tabii ki de Londra’dır. Yolculuğu Paddington Tren İstasyonu’nda sonlanan ayıcık, şimdi yeni evini ve ailesini bulacaktı. Ama ne yazık ki okuduğu hiçbir şey başına gelecekleri yazmamıştı. Kibar, sevimli ve terbiyeli bir ayıcık olmuştu; yine de kimse onu evinde misafir etmek istememişti. Taa ki karşılaştığı renkli Brown ailesine kadar…

Bir gecelik misafir…
Brown ailesi tren istasyonunda tanıştıkları sevimli ayıcığın haline üzülmüş ve onu evlerinde bir geceliğine misafir etmeye karar vermişlerdi. Ayıcığın bir isme ihtiyacı olduğunu düşünüp bir de ona istasyonun adı olan Paddington ismini takmışlardı. Bir geceliğine misafir olan Paddington insanların yaşamına ayak uydurmakta zorlanıyordu. Brown ailesini ve çocukları çok sevmişti; ama kendini bu ailenin bir üyesi gibi hissedememişti. Belki de hissediyordu ama bu naif hisse çok kapılmak istemiyordu.

Hikâyenin kötü karakteri!
Bir yandan Mrs. Brown ile Peru’ya misafirliğe gelen kâşifi ararken bir yandan da insanların dünyasına uyum sağlamaya çalışıyordu. Hatta Brown ailesinin reisi Mr. Brown ile arasındaki buzları bile eritmişti. Tabii ki her hikâyede olduğu gibi bu hikâyede de bir kötü karakter olmalıydı. O da bir hayvan doldurma sanatçısıydı. Ne yazık ki Paddington’ı gözüne kestirmişti ve bir şeyi istediği zaman onu elde ederdi.

Paddington (2014) - Photo Gallery - IMDb

Farklı olmak o kadar kötü bir şey miydi?
Paddington kendini en yalnız hissettiği anda ailesini yanıbaşında buluverdi. Ailesi sırf Paddington için kendilerini tehlikeye atmış ve onun yerine tehlikeyi göğüslemişti. Aile olmak bir olmak, birlik olmak demekti; koşulsuz sevgi demekti. Bir ayı olması, farklı olması kötü bir şey değldi. Her haliyle onu kabul eden birileri vardı hayatında. Paddington’ın uzun yolculuğu güzel bir macerayla nihayete ermişti: Ailesini bulmuştu…

Not: Lütfen bu ayıcıkla ilgilenin. Teşekkürler…

İyi seyirler!

Serinletici Sinema Kulübü puanı:

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Share on LinkedIn
Linkedin
Email this to someone
email

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.